Antalya
27.02.2019
A

Dün toplanan ATSO Meclisi'nde ATSO'da bugüne kadar yapılan en cesaretli konuşmalardan birini dinledim. ATSO Başkan yardımcısı Mızrab Cihangir Deniz'in konuşması sözünü ettiğim. Tanzim satış uygulamalarını eleştiren Cihangir Deniz, lafı döndürüp dolaştırmaya gerek duymadan, "Gübre, ilaç, plastik, mazot Avrupa fiyatındaysa, domates ve biberin fiyatı da Avrupa’ya eşit olmak zorunda. Marketlerde diş macunu, diş fırçası, deterjan, sucuk ve salam fiyatları Avrupa ayarında, hatta bazen daha da yüksek. Araba fiyatları, elektronik, hatta internet fiyatı da Avrupa’dan yüksek. Ama sıra sebze ve meyveye gelince istiyoruz ki, ucuz olsun. Bugün üretici bir kilo portakaldan kazandığıyla sahilde bir çay içemez. Eskiden kahvelerde çay kuruşla satılırdı. Şimdi kafelere geçtik çay ve kahve Euro üzerinden fiyatlandı. Bütün bunlara nasıl alıştıysak, sebze ve meyvenin Avrupa fiyatına gelmesine de alışacağız" dedi.
                    *****
Cihangir Deniz, hükümetin tanzim satış uygulamalarıyla ilgili düşüncelerini de aynı dolaysızlıkla eleştirmesini bildi: "Türkiye geçmişte KİT zararlarından, belediye zararlarından, banka zararlarından çok çekti. Geçmişteki hataları tekrar etmemeliyiz." Deniz, bu ve benzeri konuların çözüm formülü niyetine, "Dünyada iyi işleyen bir piyasa dışında, bir üründe arz ve talep dengesi sağlayan başka bir sistem henüz icat edilmedi," hatırlatmasını da yaptı.
                    *****
Bu tür hatırlatmaları siyasetçiler, iktidarın sözcüsü haline gelmemiş bilim insanları, gazeteciler de yapıyor. Bugünün ortalama siyasetçi algısı, "Siyasetçidir, ne derse yeridir"den çok farklı değil. Siyasetçi sözünün geniş kesimlerde yankı bulması o nedenle mümkün olmuyor. Bilim insanları ve gazetecilerin kamuoyu yaratmada etkili olması da iktidar mekanizmaları, iktidar teknolojileri eliyle sınırlı bir alana hapsedilmiş durumda. ATSO gibi ekonominin tüm sektörlerini temsil eden kurumlarda bu konuların bu şekilde telaffuz edilmesi, devlet yöneticilerinin sadede gelmesi yönünde etki sağlayabilir. Sonunda "TSO", "SİAD" gibi ekler bulunan kurum yönetimleri; emek örgütleri, meslek odaları, sivil toplum kuruluşlarıyla görüş birliği içinde, aynı cesaretle bu tür eleştirileri gündeme getirdiklerinde, bu eleştirilerini çözüm önerileriyle temellendirdiklerinde, iktidar bu seslere o zaman sessiz kalmayacak, kalamayacaktır.  
                    *****
Domates, patlıcan, biber... Devlet eliyle 9'a aldığınızı 6'ya satar, al sana çözüm der; işin içinden çıkarsınız. Yaz gelir, yazla birlikte bolluk gelir, sorun çözülmüş görünür ya da unutulur gider. Çözüm diye yutturmaya çalıştığınız çözümsüzlük birbirine eklenir gider. "Toplumun ümit ve güven içinde olması, yatırımcının ve yabancı sermayenin güven duyması için en önemli konulardan biri hukukun üstünlüğüdür. Türkiye demokraside, hukuk sisteminde, özgürlük ortamında dünyanın en ileri ülkeleri arasında olmalıdır.  Özgürlük ve adalet, yargı bağımsızlığı, özgür basın ekonomik ve sosyal gelişmenin temelidir. Yerel seçimlerden sonra kapsamlı bir hukuk reformu adımı atılmasını ümit ediyoruz." Kalıcı çözüm için formül bir yanıyla bu olabilir. ATSO'nun önerisini sayfamıza taşıyor; bu tür cümleleri yüksek sesle telaffuz etmeye cesaret ettikleri için kendilerini kutluyoruz.  

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok