Antalya
21.02.2019
A

Geçtiğimiz hafta sonu  Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Belediye Başkanı Menderes Türel, Kaş’ta terminal binası açılışı yapmışlar. Bakan Çavuşoğlu kendine göre müjdeleri vermiş. Kaş’a Antalya’nın üçüncü havalimanı açılacakmış. Kapasitesi yılda 5 milyon kişi olacakmış. Ayrıca Kumluca’dan gelen bir karayolunu da Kaş’tan Kalkan’a geçireceklermiş.
İşte tüm ekonomisini inşaat yapmaya bağlamış, son 10 yılda ürettikleri sadece beton kuleler, asfalt yollar, köprüler olan bir iktidarın vaadi. Tarımın krize girdiği, sebze meyvenin bir anda gündemin birinci maddesi olduğu bir coğrafyada halka vaad yine beton, yol, köprü havalimanı… Geçtiğimiz yüzyıldan kalan “yol medeniyettir” anlayışıyla tarım topraklarını, korunması gereken SİT alanlarını, doğal hayatın süreceği alanları imara, yola köprüye açmaktan doymayan bir iktidarımız var. Tabii bunun bir de ekonomiye yönelik alt metni var. Kaş ve Demre esnafı, bu 5 milyon kapasiteye  bakıp “ne güzel turistler gelecek, cebimiz para dolacak” diyecek ve yine oyunu iktidara verecek.
Kumluca’dan gelip Demre’den Çukurbağ mahallesine oradan Kalkan’a inecek yol içinde söyleyeceklerimiz var. Şu anda yapılmak istenen yola açılmış 2 dava var ve davalar hâlâ sürüyor. Kaş halkı katıldığı keşifte bu yolun arkeolojik ve doğal SİT’lere, tarıma, turizme ve su kaynaklarına nasıl zarar vereceğini tek tek anlattı. Bu yolun bir zorunluluğu yok. Gerekli olduğunu tek iddia eden yolu ihale edecek olan karayolları. Malum, Türkiye bütçesinin  büyük kısmı Karayolları emrinde, o da verdiği yol ihaleleriyle bazı müteahhitleri zengin etme peşinde. İşte bu yolun başka bir amacı yok…
Kaş halkı bu havalimanını da istemiyor. Çok şükür ki turizmle tarımla içli dışlı olan Kaş halkı, havalimanının fayda değil zarar getireceğini, Kaş’ın tüm doğal güzelliğini bozacağını, eğer söylendiği şekilde  havalimanı açılırsa 3-5 yıl içinde Kaş’ın Kuşadası gibi  Marmaris merkezi gibi bir beton yığınağı haline geleceğinin bilincinde. Böylelikle Kaş’ın kitle turizmine açılacağının ve şu andaki doğal dokusunun yitireceğinin farkında.
Bakan Çavuşoğlu’nun  açıkladığı 5 milyon yolcu kapasitesi herhangi bir hesaba kitaba dayanmayan seçim için söylenmiş boş bir rakam. Antalya’nın en doğu ucuna açılarak 10 yıl önce hizmete giren Gazipaşa havalimanın kapasitesi 1,5 milyon yolcu ve geçen yıl 800 bin yolcu kullanmış bu havalimanını. Yani yanıbaşındaki turistik dev Alanya’ya rağmen yarı yarıya bir kapasite kullanımı olmuş. Çok tartışılan Ordu-Giresun havalimanı 3 milyon kapasiteyle açıldı ve geçen yıl 1 milyon yolcu havalimanını kullanmış. Kütahya-Afyon arasında bulunan Zafer havalimanı zaten ders olarak okutulacak cinsten bir ölü yatırım. Zafer havalimanı için Mecliste soru önergesine Ulaştırma Bakanı’nın verdiği cevapta Zafer havalimanı için 2012-2016 yılları arasında 4 milyon 73 bin 18 yolcu garantisi verilmesine rağmen bu sürede sadece 170 bin 534 yolcu havalimanını kullanmış.  Yani garanti sayısının yüzde 4'ü gerçekleşmiş. Bu süre içinde de yapımcı şirkete Hazine tarafından 26 milyon Euro garanti bedeli ödenmiş. Uçmayan yolcunun parası bizim cebimizden şirkete ödeniyor. Tıpkı Osmangazi köprüsü gibi…
Olsun, iktidarın elini soğutmamak lazım ki tarım arazileri iyice betona gömülüp marullar biberler Euro üzerinden satılsın…
Bu arada Kaş’ın Sit alanı olan Çukurbağ yarımadası için de  imara açılma hazırlıkları olduğunu  öğreniyoruz. Kent merkezlerinde rant alanı kalmadı, artık Türkiye’nin en doğal en güzel ve ücra yerlerine betonu götürmek derdindeyiz. Rantın yeni alanlara ihtiyacı var. Kaş’a bu büyük taarruzun nedeni de bu.
Oysa ekosistemin  ne kadar önemli olduğu, doğal dokuyu bozmanın insanın başına ne felaketler getirdiğini  yaşayarak öğreniyoruz.
Büyük şair Nazım’ın dediği gibi o halde “kendi kendimizle yarıştayız gülüm/ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz/ ya dünyamıza inecek ölüm.”

TUNCAY KOÇ

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok