Antalya
16.02.2019
A
GÜNCEL , KÜLTÜR-SANAT
Yılın kadını Suna Kıraç
Yılın kadını Suna Kıraç

Antalya Tanıtım Vakfı ve Antalya Kadın Müzesi, her yıl kente dokunan bir kadına “yılın kadını” ünvanını vererek yoluna devam ediyor.  Konulan ödül de adıyla son derece anlamlı bir ödül. Prof. Dr. Jale İnan ödülü.

Bugün Antalya Müzesi, dünyanın en zengin Roma heykel müzelerinden biri ise, bunu sağlayan insan da, Perge, Selevkia ve Side kazılarını gerçekleştiren Prof. Dr. Jale İnan’dır. Verilen ödül onun adınadır.  

 

Antalya Kadın Müzesi’nin Jale İnan adına koyduğu yılın kadını ödülü, her yıl bir başka iz bırakan, bir biçimde Antalya’ya dokunan bir kadına verilmekte ve giderek gelenekselleştirilmektedir.   

 

Bu ödül, ilk kez 2016 yılında Antalyalı ilk kadın İnşaat mühendisi ve sivil toplum gönüllüsü, ANTÇEV bağışçısı Hülya Bilgin’e verilmişti. Antalya tarihinde ilk kez bir kadın olarak ATSO meclisine girdiği ve çok verimli çalışmalar yaptığı için bu ödüle layık görülmüştü.   

 

2017 ödülü Doğal Hayatı Koruma Vakfı Türkiye elçisi olan ve Kaş ilçesinin tanıtımına sağladığı katkı nedeniyle ve dip dalarak kırdığı rekorları şehitlere adayan ve örnek bir kişilik sergileyen, rol-model oluşturan sporcu- dalgıç  Şahika Ercümen’e verilmiştir 

 

Bu kez ödül,  yani 2018 yılın kadını ödülü, oy birliği ile onu çok uzun yıllardır hak eden bir güzel insana, “devletim varsa, ben de varım” diye düşünen, parasını yurt çocuklarının eğitimine, kültür ve sanata ve müzeciliğe harcayan,  örnek insan, gerçek bir hanımefendi, öngörüsü yüksek bir aydın olan Suna Kıraç'a verildi.   

 

Akra Otelin sponsorluğunda gerçekleştirilen yılın kadını ödül töreni, bu yıl aynı otelin Athena salonunda gerçekleşti. Antalya Tanıtım Vakfı’nın (ATAV’ın)  Başkanı Yeliz Gül Ege, içten ve sempatik sunumuyla, kısa ve özlü cümlelerle tüm amaçlarının Antalya’nın yurt içinde ve dışında daha iyi tanıtılması olduğunu, müzenin amaçlarını, gelecekte neler yapmak istediklerini açıkseçik anlattı. Katılımcıları içten konuşması ile kendine hayran bıraktı.

Antalya Tanıtım Vakfı’nın Başkanı Yeliz Gül Ege 

 

Bu güzel toplantıya üst düzey çok sayıda insan katılarak günü daha da anlamlı kıldılar. Rahatsızlığı nedeniyle toplantıya katılamayan Suna Kıraç’a hak ettiği ödülü, adına ödül konulan Prof. Dr. Jale İnan'ın akrabası Suzan Teksel (Akbank’ınen eski banka müdürlerinden biri. YAS) tarafından kendisine ulaştırılmak üzere Kaleiçi Suna-İnan Kıraç Müzesi Müdürü Prof. Dr. Oğuz Tekin’e verildi.   

 

       

 

Oğuz Tekin, önünde ödül plaketi ile yaptığı teşekkür konuşmasında bu kez bir başka mektup okudu. Mektup, kimden geliyordu dersiniz. İlk mektubu da yazan İnan Kıraç’tan. 

 

ATAV Başkanı Yeliz Gül Ege, Antalya Kadın Müzesi kurulduğundan bu yana her yıl 1 Şubat günü yani müzeyi müze yapan Prof. Dr. Jale İnan'ın doğum gününde "Yılın Kadını Ödülü" verdiklerini, bundan sonra da vermeye devam edeceklerini, AKSA otelinin Şubat ayının birinci gününün sponsorluğunu da yaparak bu işe para ve mesai ayırdığını, kendilerine bu nedenle teşekkür borçlu olduklarını söyledi.   

 

Başkan Yeliz Gül Ege, Antalya Kadın Müzesi olarak, Antalya’da yaşayan ya da bir biçimde kente dokunan, rol model olan kadınları ön plana çıkartarak kenti tanıtma gayreti içinde olduklarını sözlerine ekledi.   

 

Bu arada yeni bir proje üzerinde çalıştıklarını, "Antalya'nın Güneş Saçlı Kadınları" adıyla bir sergi açmaya hazırlandıklarını, müzeden örnekleri alınan 20 kadar antik çağ kadın başının gerçek peruk saçlarla taranarak  modelleneceğini, serginin Mart ayı içerisinde Antalya Arkeoloji Müzesi'nde açılacağını, bunun da çok sevindirici olduğunu söyledi. Aynı serginin tanıtım amaçlı olarak yurt dışında da değişik arkeoloji müzelerinde gösterime sokulacağını ifade etti. Bu proje ile Antalya Kadın Müzesi’nin, dünyada ilk kez uygulanacakAntik Çağ Kadın Saç Modelleri Sergisiile, Antalya kentini tarihsel, arkeolojik ve estetik boyutlarıyla tanıtacağını, ilgi uyandıracağını söyledi 

 

Başkan Yeliz Gül Ege, 2018 yılının kadınını ismen açıklamadan önce,  

şu sözlerle tanıtmaya çalıştı: “O, ideallerini paylaşanların arttığı sürece kendisinin zenginleşeceğini düşünüyor, ülkesine çok değer veriyor, eğitim, sanat, bilim ve estetik dallarında geleceğe imzasını atacak nesiller yetiştirmeyi hedefliyor ve bunun için çok çalışmış. Eğitimin önemine çok inanıyor, çünkü ülkemizde her çocuğun aynı eğitimi alamadığını biliyor. Onu 3 İ ile “inanç”, “irade” ve “ideal” olarak tanımlayabiliyoruz. 2018 yılının  kadını, Suna Kıraç Hanımefendi. Alkışlıyoruz" Dedi. Salondan büyük bir alkış koptu.   

 

ATAV Başkanı Yeliz Gül Ege'nin yılın kadınını açıkladıktan sonra Suna Kıraç’ı daha yakından tanımak adına belgesel yapımcısı ve gazeteci Rıdvan Akar'ın Suna Kıraç'ı konu aldığı "Kutup Yıldızı” adlı uzun belgeselin kısa bir bölümü kesintilerle katılımcılara izletildi.  

 

Belgeselin bitiminde sıra ödül törenine gelmişti. Başkan Gül Ege, Prof. Dr. Jale İnan'ın yakını eski bankacı Suzan Teksel’i sahneye davet ederek, ödülü takdim etmesini rica etti. Bayan Teksel, bir demet çiçekle birlikte bir Hitit İkonasından oluşan "Yılın Kadını Ödülü'nü  Suna Kıraç’a ulaştırılmak üzere  AKMED müdürü Oğuz Tekin'e verilerek, günün anısına fotoğraflar çektirildi.   

 

Tören, kokteyl eşliğinde Antalya Devlet Opera ve Balesi üyelerinin verdiği minik konserle hoş bir biçimde tamamlandı.  

 

Etkinlik sonunda Suna Kıraç’ın yazdığı ve tüm gelirini “Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı'na” (TEGV) bağışladığı "Ömrümden Uzun İdeallerim Var" adlı kitabı satışa sunuldu. 1 sonraki yılın 1 şubat günü bir başka ödül töreninde buluşmak üzere söz verilerek bu güzel ve anlamlı toplantı sonlandırıldı.  

 

Bizlerde Prof. Dr. Oğuz Tekin’e ödülü Suna Kıraç’a götürdüğünde eğitim, kültür ve sanata yaptığı katkılardan dolayı içtenlikle teşekkür ettiğimizi, saygıdeğer hemşehrimize sağlık ve esenlik dileğimizi iletmesini söyleyerek mekandan  ayrıldık. Çünkü  AKM de bir başka etkinlik bizi bekliyordu. Geç kalamazdık.    

  

İKİ MEKTUP ve ANTALYA’NIN  GERÇEK HEMŞERİSİ 

 

Yıl 1991. Bir İstanbul beyefendisi İnan Kıraç, sevgili eşi Suna Kıraç’a 3 Haziran tarihinde bir mektup yazarak, 50. Doğum yıldönümünde aldığı armağanı açıklıyor. Kaleiçi AKMED Müzesi içinde yer alan bu çok içten ve çok özel mektubu yeri gelmişken sizlerle paylaşmak istiyorum: 

 

“Sevgili Suna’cığım, Bugün 3 Haziran 1991. Elli yaşına bastığın gün. Bu süre içinde 24 yılın benimle geçti. Seni sevdim, en güzel anılarımı, bütün mutluluklarımı seninle paylaştım. 

Bu sene mali (ekonomik) imkanlarımın (olanaklarımın) bana verdiği durumu değerlendirerek, Antalya’da (Kaleiçi’nde) Barbaros Mahallesi’nde tarihi bir kiliseyi senin için alma fırsatı buldum.  

 

Sevgili anneciğinin ismi bugün (İstanbul’da) “Sadberk Hanım Müzesi” adıyla yaşamakta. Kültür varlığımızın pek çok eseri de bu çatı altında korunabilmekte. Sizler, çocukları olarak, bu eserin yaşayabilmesi için elinizden her geleni yapmaktasınız.  

 

Benim de tek arzum, bu Allah’ın evinin (satın aldığı kilise yapısını kastediyor. YAS) bundan böyle senin adını taşıyan bir müze haline dönüştürülmesidir. Binanın restorasyonu ile beraber bu müsaadeyi (izni) alabilmek için gereken çalışmaları yapacağımdan emin olabilirsin.  

 

Sunacığım, bu mektubuma ek olarak kızımız İpek’e de bir mektup yazıyorum. O da sizler gibi annesine layık bir çocuk olur, ve senin adına yapılacak bu kuruma sahip çıkar ve onu mükemmelleştirerek çocuklarına bırakır.         

Sunacığım, yeni yaşını kutluyor, hep birlikte nice mutlu seneler diliyorum.  

Seni çok öpüyorum, canım benim.” 

İnan Kıraç 

 

Ben İşadamı İnan Kıraç’ın kızları İpek’e yazdığı ikinci mektubu buraya almak istemiyorum. İlk mektuptan içeriğin ve isteğin ne olduğu açıkça ifade ediliyor. Yapıya sahip çıkması ve geliştirmesi isteniyor doğal olarak. Mektubn tamamını okumak isteyenler, bir zahmet Kaleiçi’nde bulunan Suna-İnan Kıraç Akdeniz  Medeniyetleri Araştırma merkezinde bulunan müzenin içinde yer alan mektubu okuyabilirler.

 

Ben burada güncel bir başka mektuptan daha söz etmek ve sayfamı iyi değerlendirmek, meramımı anlatmak istiyorum.     

 

Aslını AKMED Müdürü Oğuz Tekin’den aldığım teşekkür mektubu aynen şöyle:    

 

“Antalya Tanıtım Vakfının değerli üyeleri, Antalya’ya gönül veren değerli dostlar, Değerli Antalyalılar, Hanımefendiler, Beyefendiler,   

 

Suna ve ben sizleri saygıyla selamlıyoruz. Çok arzu etmemize rağmen, programımız el vermediği için bugün aranızda olamıyoruz, ama gönlümüz sizlerle. İzninizle, sizlere, Antalya’ya olan sevgimiz ve ilgimiz hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum.   

 

Öncelikle Koç ailesi Antalya’yı çok severdi. Bu çerçevede 1970’lerde Antalya’nın ilk 5 yıldızlı oteli Talya kuruldu.  

 

Suna ve ben, bu tarihlerden başlayarak,  Antalya’yı sık sık ziyaret etmeye ve Talya otelinde konaklamaya başladık. Daha sonraki yıllarda Kaleiçi bölgesinin güzelliklerini ve şehrin kültürel değerlerini de yavaş yavaş keşfederek bu güzel şehre gönlümüzü kaptırdık.  

 

Bu sevginin ışığında Kaleiçi’ndeki evimizi ve de depo gibi harap bir alanı aldık, sonradan burada bir kilise olduğunu öğrendik, 19. Yüzyılda inşa edilmiş Aya Yorgi Kilisesi binası. Burayı restore ettirerek 1991 yılında sevgili eşim Suna’ya, yaş günü armağanı olarak verdim. (Birinci mektupta söz konusu edilen yaş günü armağanı. YAS) 

 

Suna- İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü (AKMED) olarak bilinen yapının ilk adımıydı bu.  

 

AKMED Antalya ve çevresinde yapılan ve yapılacak olan arkeolojik kazı ve araştırmalarla Selçuklu ve Osmanlı tarihi ve sanatıyla ilgili çalışmalar yapmak ve bu alandaki bilimsel çalışmaları desteklemek amacıyla kuruldu ve 18 Mayıs 1996 Cumartesi saat 11:00 de açılarak hizmet vermeye başladı.  

 

Zamanla yakındaki bazı binaları da satın alıp restore ederek AKMED bünyesine kattık. Bu yapıyı sergi mekanlarıyla, kütüphanesiyle, çalışma salonlarıyla dünya standartlarında bir araştırma enstitüsü haline getirdik 

 

Yirmi yıl boyunca Akdeniz dünyasına odaklanmış nitelikli projeler üreten, yayınlar yapan, yüzlerce bilim insanımıza burs ve destek sağlayan bir bilim, kültür araştırma enstitüsü olarak çalışmalarını sürdüren AKMED’i,  2016 yılı başından itibaren , “Suna ve İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Merkeziadıyla Koç Üniversitesi bünyesine aldık 

 

Antalya’ya olan sevgimizi, eğitime, bilime, kültür ve sanata olan inancımızı tüm içtenliğiyle yansıtan bu yapı, kendi alanında 23 yıldır nitelikli çalışmalara imza atmaya devam ediyor 

Bu vesileyle, AKMED’in bugün bulunduğu noktaya gelmesine katkı koyan 

kişilere ve kuruluşlara, ailemiz adınave şahsen, içten teşekkürlerimi sunuyorumAyrıca, Kaleiçi’nde, kültür ve tarihle içe, bir butik hotel girişimimizinçok yakında tamamlanacağını da bilginize sunmak isterim 

 

Değerli Dostlar, Bu güzel şehre olan tutkumuz elbette sadece bu girişimlerle sınırlı değil 

 

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası ATSO’nun 2009-2015 dönemindeki yönetim kurulu başkanı Çetin Osman Budak’ın ve halihazırdaki yönetim kurulu başkanı Davut Çetin’in kültüre ve sanata olan sıcak ve samimi ilgilerini gördüğümde, ATSO’ya 1971-2008 tarihleri arasında yönetim binası olarak hizmet veren binanın bir kültür merkezine dönüştürülmesi projesine de gönülden destek verdim. Binanın projesini de AKMED, PeraMüzesi, İstanbul Araştırma Enstitüsü binalarımızın mimarı olan Dr.Sinan Genim hazırladı 

 

Bu girişimin Antalya’ya büyük katkılar sağlayacağına yürekten inandığım için kültür ve sanat alanındaki güçlü ve deneyimli kuruluşumuz Pera Müzesi’ni ve diğer bir kuruluşumuz olan İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nü, Antalya Kültür Sanat’a (AKS) destek vermek üzere görevlendirdim 

 

Kapılarını 2015 yılında sanatseverlere açan Antalya Kültür Sanat,  geride bıraktığı yıllar içinde gerçekleştirdiği, Picasso’dan Andy Warhol’a, Ara Güler’den Cecil Beaton’a, Likya Günlükleri’nden Köy Enstitüleri’ne uzanan sergilerle ve bunlara paralel olarak düzenlediği etkinliklerle ve 2017 yılında hizmete giren Kaleiçi evi ile sevgili Antalyalıların yaşam kalitesini yükseltmeye başladı, gelecek kuşaklara yeni bir vizyon ve Antalya’nın kültür turizmine yeni bir boyut getirdi.   

 

Antalya Kültür Sanat’ın, kısa sürede, şehrin cazibe noktalarından biri haline gelmeye başladığını görüyor ve bundan mutluluk duyuyorum 

 

Bu çerçevede Antalya’ya gelen turistlere, Antalya’nın yalnıza denizden, kumdan ve güneşten ibaret olmadığını gösteren ve onları bu eşsiz kentin kültürel ve sanatsal değerleri ile buluşturan arkeologları, sanat tarihçilerini, tarihçileri, mimarları, yazarları, küratörleri, sanatçıları, müzecileri ve bu amaca bilgisini, yüreğini ve emeğini koyan herkesi yürekten kutluyorum 

 

Belediyelerin, emniyetin, basının ve sivil toplum kuruluşlarının bu konudaki çalışmaları da elbette övgüye değerdir. Bizim gibi kültür girişimcilerini yüreklendirmektedir. Kendilerine şükran borçluyuz 

 

Antalya Tanıtım Vakfı ve Antalya Kadın Müzesi’nin eşim Suna Kıraç’a verdiğiYılın Kadını Ödülübizim için çok anlamlıdırSizlere Suna’nın gözlerinden, ailece, sıcak bir selam gönderiyoruz ve hepinize teşekkür ediyoruz. Sağ olun, var olun." İnan Kıraç, 1 Şubat 2019 

 

Not: Bu ödül, bizim için de, Antalya için de çok anlamlı, İnan Bey. Kültür sanat adına örnek davranışlarınız ve katkılarınız için gönülden teşekkürler.