Antalya
12.02.2019
A

Seçim günleri geldi çattı. Partiler adaylarını, seçim stratejilerini ve bildirgelerini açıkladılar. Artık saha zamanı. Artık bol bol adaylarla karşılaşacağız, dinleyeceğiz, değerlendireceğiz.

Seçim sürecinin başında olduğumuz bugünlerde partilerin klasik tabanları ne durumda?

Seçmenin durumuna girmeden önce, partilerin seçmenle ilişkilerini etkileyen bildirimlere bakmakta fayda var.

Cumhur İttifakı’ndan başlayalım.

Mevcut ekonomik sorunlar nedeni ile sıkıntılar yaşayan ve seçimi “beka” ve “güvenlik” sorunu üzerine kurgulaya Cumhur İttifakı, bugüne kadarki söylemlerinde yaşanan sıkıntıyı dışarıyı yansıtmama konusunda çok da başarılı durmuyor. Cumhurbaşkanı’nın patlıcan-mermi kıyaslaması beklenen etkiyi yaratamadı. Bunun yanı sıra tanzim satışların yeniden gündeme gelmesi ve buralarda oluşan kuyruk görüntüleri de Cumhur İttifakı’nı epeyce zorlayacağa benziyor. Bunun yanı sıra kampanya için üretilen araçlar (slogan, görsel, vb) seçmeni konsolide edecek ve motivasyonu artıracak güçten uzak duruyor.

Millet İttifakı’nın derdi ise bambaşka. İttifakın büyük ortağı CHP hala aday belirleme sürecinin tartışmalarından kurtulmuş değil. Gösterilen adaylar hala yerlerinden emin değiller. Örneğin, bugün (11 Şubat 2019) CHP Konyaaltı Belediye Başkan Adayı Semih Esen, hala Ankara’da ve adaylığını koruma mücadelesi veriyor. Ya da CHP Akseki Adayı Erdoğan Erdoğan’ın adaylığının açıklanmasının hemen öncesinde gelen itirazlar ve açıklamanın ertelemesi gibi durumlar, CHP içinde yaşanan tartışmaların kolay kolay bitmeyeceği gösteriyor.

Gelelim melenin araştırmalardan gelen bulgular tarafına. Artık herkesin açık açık dillendirdiği gerçek, AKP’nin oy kaybı yaşadığı, MHP’nin de pozisyonunu muhafaza edemediği. Sahadan gelen sonuçlara bakarak bugün için AKP’nin kendi tabanında %20, MHP’nin de tabanında %10’luk bir gerileme var. CHP ise ciddi bir oy artışı içerisinde değil. İyi parti ise henüz oy olarak olmasa bile kamuoyunda beklenti olarak 24 Haziran gücüne ulaşamadı. Kısacası, bütün partilerin tabanlarında bir isteksizlik ve mutsuzluk söz konusu. İnsanlar oy kullanacaklar ama bu oy coşkuyla, heyecanla kullanılan bir oy olmayacak. Ama siyasal bilinç ama parti aidiyeti ama vatandaşlık görevi nedenleri ile sandığa gidecek olan seçmen zorunluluktan bu görevini yerine getirecek. Bu da bu seçimlere katılımın diğer seçimlere göre daha düşük olacağının göstergesi gibi duruyor.

Seçmenin sandığa gitmemesi ya da gitse bile “seçeneksizlikten” oy kullanması CHP için geçerli bir durumdu. Oysa bugün bu olumsuzluk bütün partilere yansımış durumda. İlginç olanı da, en az CHP seçmeni kadar AKP seçmenin de artık bu psikolojiye girmiş olması. AKP seçmeni de artık mutsuz ve sandığa gitme motivasyonundan uzak.

Önümüzdeki süreçte seçmeni sandığa götürmeyi hedefleyen uygulamaları daha sık göreceğiz ve izleyebileceğiz.

Özetle bu seçimi, tabanını sandığa götürmeyi başaranlar kazanacak.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok