Antalya
11.02.2019
A

İçişleri Bakanlığı 2019 yılını "Yaya Öncelikli Trafik Yılı" ilan etti. Ülke genelinde "Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın" sloganıyla kampanyalar başlatması için valiliklere  genelge gönderen İçişleri Bakanlığı yapabileceği en iyi işlerden birini yaptı. "Yaya öncelikli trafik" konusu arada bir hatırlanır, yerel düzeyde bu konuda bazı etkinliklere yer verilir, sonra da unutulur giderdi. Antalya Valiliği 2011 yılında “Yaya Öncelikli Kent” uygulaması başlatıp, kent düzeyinde epey bir çaba göstermiş; sonrasında unutulup gitmişti. Bu çabalar tabi ki önemsiz değil. Bu çabaları kendi adıma yürekten destekliyorum. Ama "yaya öncelikli trafik" gibi bir tür "kültür devrimi" gerektiren bir konu için yeterli değil.

                                                           *****

Geçtiğimiz ekim ayında önceliği yayalara vermeyen araç sürücülerine uygulanan 488 liralık para cezası 604 liraya çıkarıldı. Kavşaklarda, trafik lambasının olmadığı yaya geçitlerinde, trafik polisinin olmadığı yerlerde araçlar yayayı gördükleri anda yaya geçidinde duracak, yayanın geçmesini bekleyecek. Kurala uymayanlar bu parayı ödeyecek. Bu fiili önlemlerin yanında  81 il ve 922 ilçede farkındalık çalışmaları yapılacak. İçişleri Bakanlığı'nın başlattığı "Yaya Öncelikli Trafik Yılı' kampanya bu ve benzeri uygulamalara yer veriyor.

                                                           *****

Ceza uygulaması, dönemsel farkındalık uygulamaları, çok şeyi halletse de her şeyi halletmez. Yaya öncelikli trafik, hukuki, idari bir konu olduğu kadar bir etik konusu. Otomobil kullananların yaya gördüğü yerde yavaşlamamasının / durmamasının, ahlaki zaaf / görgüsüzlük olduğu, ana okullarında, ilköğrenim yıllarında çocuklarımıza öğretilmeli, çocuklarımızın belleğine yerleştirilmeli. Bu işin böyle halledildiği ülkelerde otomobil kullananlar, yaya yola adımını atar atmaz yavaşlar ve durur. Yavaşlayıp durmamanın ahlak yoksunluğu, görgüsüzlük olduğunu bildiği için, çocukluk çağında böyle öğrendiği için böyle yapar. Yaya öncelikli yaşamın, yaya öncelikli trafik uygulamasının nihai çözümü cezadan daha çok işin bu yönüyle, eğitim yönüyle ilgilidir.  

                                                           *****

Otomobile bağımlı bir ulaşım sisteminin yaya trafiğinin yayalar ve diğer canlılara verdiği zarar trafik kazalarıyla sınırlı değil. Ekolojik dengeyi bozması, gürültü kirliliğine neden olması,  otomobilin insan sağlığına yaptığı olumsuz etkilerin ilk sırada yer alanları. İnsanı, caddelerde beş duyunun beşini de kullanmaya zorlayarak açık havada hayal kurma zevkinden mahrum bırakması; sokak hayatını, komşuluk ilişkilerini, keyfiliği, kısacası insani bir kent hayatını yok etmesi “otomobil merkezli ulaşımın” diğer açmazları.

                                                           *****

Yaya öncelikli kent çözüm adına sunduğumuz şeyler yanında alternatif ulaşım tarzları geliştirmekle;  raylı sistemin yaygınlaştırılmasıyla; bisiklet benzeri insanı çevreden koparmayacak ulaşım araçlarının yaygınlaştırılmasıyla mümkün olabilir. Otomobil hayatımızın hemen her alanına tecavüz ediyor; iktidar hiyerarşileri yaratıyor; otomobil markalarına, silindir hacimlerine göre "sınıf farkları", "kastlar" üretiyor; otomobil sahibi olmayanlar üzerinde, otomobil sahipleri diktatörlüğü inşa ediyor.  Yaya öncelikli kent, bu iktidar teknolojilerinin ruhsal dünyamızı en az etkileyeceği ulaşım tarzı alternatifleri aranıp bulunmasıyla; “maruz kalınan” mevcut kamusallık yerine “seçerek, razı olunan” bir kamusallık örgütleyerek yaratılabilir.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok