Antalya
07.02.2019
A

ANTALYANIN HİZMETKÂRI

Yerel Seçimler, tüm seçimlerde olduğu gibi ilginç zaman dilimleridir. Beş yıl süreyle seçildiğiniz yerin tek yöneticisi olabilmek için, size oy verme ihtimali olan seçmenlerin üç ay boyunca huyuna suyuna gitmeniz gerekir. Seçildikten sonra Belediye Meclislerinde “bu konuda halk ne diyor?” diye sormazsınız. Grubunuzda demokrasi, Başkan ne diyorsa ona parmak kaldırmak anlamına gelir. Meclis üyesi aynı partiden olup Başkana muhalefet ediyorsa, “milli iradeye karşı geliyor” demektir ve bu durumda yanlış olan da bizzat o meclis üyesidir. Yani gerçek demokrasiyle ilgisi yoktur. Seçmenlere de beş yılda bir seçim zamanı oy istemek için gittiğinizde seçmenin “hizmetkârı” olduğunuzu, nereden adaysanız oranın çocuğu olduğunuzu, “hizmet aşkıyla” yandığınızı söylemeniz işin şablonudur. Her adaya kesip kopyalayabilirsiniz.  Kendileri için bir şey istiyorlarsa namerttirler, tek dertleri hizmettir.

Şimdi, anlatacağımız olaylar  Antalya’da geçmektedir.

Menderes Türel dört bir yanı donattığı afişlerde bize “Antalya’nın hizmetkarı” olduğunu söylüyor. Sorarsanız, Antalya’yı dünya kenti yapmaktır tek derdi. Bakalım öyle mi?

 Kendisi 2014’de göreve gelir gelmez 1200 Belediye işçisini kapının önüne koymaktan çekinmemiştir. Bu işçilerin tazminatlarını bile ödememiştir. Yasal hak olan tazminatlar ancak yargı kararlarıyla alınabilmiştir. Bir çok çalışanı da uzak ilçelere sürgün etmiştir.

Afişlerde 27 katlı kavşak yaptık diye övünülmektedir. Gereken yerlere katlı kavşak elbet yapılmalıdır. Ancak, Kemer ve Aksu’da yapılan katlı kavşaklar, üstten geçen yollar ne kadar ihtiyaçtı acaba? Öncelikle şehircilik ilkeleriyle bağdaşmadığı ortada. Katlı kavşaklar ilçeleri ikiye bölmüştür. Küçücük Aksu ilçesinin ortasına dikilen uçan yollar beldeyi tamamen öldürmüş, ilçe ortadan ikiye yarılmıştır. Kemer katlı kavşakları da öyle. Antalya’nın turizme açılan en önemli birkaç merkezinden biri Kemer’de, bazı otelleri saymazsak, çok katlı yapı yoktur. Katlı kavşaklar Kemer’e tepeden bakmaktadır. Yani deniz manzaralı kavşaklar yapılmıştır! Keza Döşemealtı’nda yapılan katlı kavşaklar, ulaşım planı olmayan kentin plansızlığını kente girerken yüzümüze haykırmaktadır.

Konyaaltı Sahil projesi yapılıp hizmete açıldı. Mevcut dört şeritli yolu kaldırarak iki şeride düşürdüler. Elde ettikleri alanın bir kısmını otopark yaptılar, bir kısmını da betona ve granite gömdüler. Sahil bandı üzerine turistik yerlerin olmazsa olmazı, gölgesi serinliği dalı yaprağı olmayan palmiye ağaçları diktiler. Bu proje içinde Belediye bütçesinden 130 milyon lira harcadılar. (Son iki hafta yağan yağmur ve fırtına, kıyıya yakın yapılan yerlerin çoğunu tarumar etti!) Sonra bu alanın işletmesini yıllık 8,5 milyon liraya ihale ettiler.

Hizmetkârımız, afişlerde Antalya’yı daha yeşil yapmakla övünmektedir. Antalya’nın merkez caddelerinden Şarampol caddesine ilk dönemde tramvay hattı geçirdi. Böylece yol, tek şeride düştü ve iş yapamayan esnaf isyan etti. Bu sefer caddeyi cazibe merkezi yapmak için tek şeridi de kaldırıp beton yürüyüş yolu yaptı. Metal başlıklı anlamsız direkler dikti. Tabii bu kadar metal ve beton şık durmadı. Tramvay yoluna yeşil plastik halı döşediler ve böylece Şarampol yeşile kavuştu! Gece de pavyon gibi ışıklandırdılar. Tıpkı Boğaçay projesinin ışıklandırılması gibi. Konyaaltı sahilini riske atan, denizin içeri alınmasıyla oluşacak Boğaçay projesine de milyonlar gömdüler. Çok riskli ve ne getireceği belli olmayan  bu projenin akıbeti ise meçhul.

Mevcut tramvay hattı rantabl değilken ve trafik akışını rahatlatmamışken, yine çok yüksek maliyetle Varsak hattına tramvay hattı döşüyorlar.  Ulaşımda plansızlığın getirdiği riskler büyüyor.

Peki bu kadar ihale, proje, yol, tramvay yapılıyor da hangi parayla yapılıyor? Maliye doçenti Süleyman Ulutürk’ün bir çalışmasına göre son 10 yıllık belediye gelir ve giderleri aşağıdaki tablodaki gibidir.

 

 

    *Doç.Dr. Süleyman Ulutürk/Kent Hakkı Forumu Tebliğ

Özellikle Antalya’nın 2014 yılında kanunla Bütünşehir kapsamına alınması ve kapatılan İl Özel İdaresinin bazı mal ve gelirlerinin de Büyükşehir’e aktarılması sonucu, bu yıldan sonra gelirlerde büyük artış gözlemlenmektedir. Ancak son üç yıldaki harcamalar ve buna bağlı borç da büyük artış göstermiştir. Tabloda 2018 yılında bütçenin %26.56’sı kadar açık olduğu görülüyor ve bu açık borçla finanse edilmektedir. Sadece geçen yıl 852 milyon lira Belediye borçlanmıştır. Son üç yılın borcu 1,5 milyar TL’yi geçmekte bu da Antalya’yı en borçlu belediyeler sıralamasında üste çıkarmaktadır. Yani Antalyalının geleceği ipotek ediliyor.

O halde Antalya’nın hizmetkârına sormak gerek: Kimin parasıyla hizmet ediyor?

Kime hizmet ediyor?

 

TUNCAY KOÇ

Paylaş
ETİKETLER:
Yok