Antalya
30.01.2019
A
GÜNCEL , SEKTÖREL
İşsiz avukatlar ordusu
İşsiz avukatlar ordusu

Türkiye’de bir ilk olan Avukatlar Sendikası Başkanı Sedef Ünal ile avukatlara dönük siyasi baskılar, meslekte yaşanan tekelleşme ve avukatların işçileşmesine kadar birçok sorunu konuştuk.

Ünal, hukuk mezunlarının yüzde 11.2’sinin işsiz olduğuna dikkat çekti.

 

Avrupalı Avukat Birlikleri tarafından 6 yıl sonra ikinci defa Türkiye'ye ithaf edilen 24 Ocak ‘Tehlikedeki Avukat Günü’ avukatlara dönük baskıları ve mesleki sorunları bir kez daha gündeme getirdi.  Son olarak KHK ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği’nin Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın babasının cenazesine tutuklu bulunduğu cezaevinden bir polis memuruna kelepçeli olarak getirilmesi avukata dönük baskının somut örneği olarak değerlendirildi.

 

HUKUK MEZUNU İŞSİZ ORDUSU

Diğer yandan 2006- 2015 yılları arasında 56’sı devlet ve 51’i vakıf olmak üzere 107 yeni üniversite kuruldu. En çok kontenjan açılan lisans bölümlerin başında ise hukuk fakültesi geliyor.  Türkiye’de toplam 74 hukuk fakültesi var. 2015 – 2016 yılının istatistiklerinde bu fakültelerde okuyan  70 bin 811 öğrenci olduğu görülmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun(TÜİK) 2009- 2017 yıllarını kapsayan yüksekokul ve fakülte mezunlarının en son mezun oldukları alana göre işsizlik oranlarında, Hukuk Fakültesi detayı göze çarpıyor. 2009 yılında yüzde 3. 5 olan işsizlik durumu 2014 yılında 7,3’e olurken, 2017 yılına gelindiğinde bu oran yüzde 11,2’ye yükseldi.

 

 

BİR İLK: AVUKATLARIN SENDİKASI VAR

Hukukçulara yönelik artan siyasi baskıların yanı sıra mesleki sorunlar da son dönemde dikkat çeken bir diğer konu. Hukuk fakültelerinin ihtiyaçtan daha fazla mezun vermesi, “işçi –patron avukat” kavramlarını ortaya çıkarırken, örgütlenme de en çok tartışılan konu oldu. Avukatların sendikalaşma süreci de bu tartışmaların içinden doğdu. Türkiye Barolar Birliği’nin, genç ve işçi avukatların sorunları karşısında yetersiz kalması, avukatlık mesleğinde yaşanan hızlı tekelleşme gibi nedenler ile kurulan Türkiye’nin ilk avukatlık sendikası ‘Avukatlar Sendikası’ 26 Kasım 2014’te İstanbul merkezli kuruldu.

AVUKATLARIN 3’TE BİRİ ‘İŞÇİ AVUKAT’ STATÜSÜNDE

Avukatlar Sendikası Başkanı Sedef Ünal ile avukatlara dönük siyasi baskılar, meslekte yaşanan tekelleşme ve avukatların işçileşmesine kadar olan mesleki sorunları konuştuk. Türkiye’de mevcutta 110 bin avukatın ve on binlerce hukuk fakültesi öğrencisinin bulunduğunu işaret eden Ünal, bu durumun bir avukat enflasyonu oluşturduğunu söyledi. Türkiye’de şuan avukatların 3’te birinin bağıtlı çalıştığını ifade eden Ünal, avukatlık mesleğindeki hızlı tekelleşme sürecine dikkat çekti. Az sayıda avukatın, çok sayıda meslektaşını ücretli ve SGK’lı olarak kendisine bağlı  olarak çalıştırdığını ifade eden Ünal, “Bu da “İşçi avukat” kavramını bizim gündemimize yerleştirdi. Meslekte yaşanan tekelleşme sonucu avukatlar, istemedikleri dosyalara bakmak zorunda bırakılmakta, sermaye sahibi Patron avukatlar tarafından ucuz işgücü olarak çalıştırılmakta” diye konuştu.

 

 

‘ALTIN BİLEZİK’ AVUKATLIK NASIL BU HALE GELDİ

Avukatlığın önceleri altın bilezik olarak gösterildiğini ve kendi ofisini açma özgürlüğü olduğunu dile getiren Ünal, “ Artık işsiz avukatlık diye bir kavram dahi oluşmuştur. Öbür yandan bağlı çalışma şartlarını kabul etmeyip kendi bürosunu açan meslektaşlarımız ise, iş bulma zorluğu yaşamaktadırlar. Ofisini yeni açmış bir meslektaşla, çok ünlü hukuk bürolarının gelirleri arasında uçurum olmakla birlikte, sorumlulukları ve aidat ödentisi, pul ödentisi gibi giderleri aynıdır” dedi. Bu durumu çözmenin yolunun yeni hukuk fakülteleri açmamak olduğunu ifade eden Ünal, hakim ve savcılara yapıldığı gibi Türkiye Barolar Birliği tarafından avukatlık sınavının yapılması gerektiğini kaydetti.

TÜRKİYE’DE YARGI BİTMİŞTİR!

Tüm bunların yanı sıra Türkiye’de avukatlara dönük baskıların artığına da dikkat çeken Ünal, 24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü’nün Türkiye’deki avukatlara ithaf edilmesinin bunun bir örneği olduğunu söyledi. Türkiye’de talimatla yönetilen bir yargı olduğunu savunan Sedef Ünal, “Aslında yargı yok. Belki hiçbir zaman ideal yerde olmadı yargı ama hiçbir zaman da böyle itibarsızlaşmadı. Artık bir iktidar görevlisinin veya bürokratın bir yargıca telefon açıp açıkça talimat verdiği, istenilen kararın çıkmaması durumunda hakimin yaşantısına müdahale edileceği hatta hapse atılacağı tehdidini savurabildiği bir ülkede yaşıyoruz. Bu sebeple Selçuk Kozağaçlı ve arkadaşları tahliye edildikten 1 gün sonra (daha cezaevinden bile çıkamadan) tekrar tutuklanıyorlar!  Avukatların en büyük sorunu, bitmiş bir yargı düzenidir. Türkiye'de yargı bağımsızlığı bitmiştir” diye konuştu.

 

 

İSTANBUL BARASO BOYUN EĞMİŞTİR

24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü kapsamında İstanbul Taksim meydanda bir yürüyüş yaptıklarını ancak emniyet yetkililerinin çizdiği sınırlar içerisine hapsedildiklerini belirten Ünal, "Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir" diyor yasa. Kâğıt üzerinde bunu diyor ama bu gerçekleşiyor mu? Hayır. İşte faşizm budur. Günün anlam ve önemi de zaten bu hukuksuzluklara karşı çıkmak ise, hukuksuzluklara karşı çıktıkları için Türkiye'deki Avukatlar Tehlike Altında ise ve biz bunu duyurmaya çalışıyorsak, o halde o meydana yürünmeliydi. Fakat ne yazık ki, boyun eğen İstanbul Barosu yöneticileri yüzünden, günün anlam ve önemine yaraşır bir yürüyüş yapılamamış, polisin çizgi çekip "hadi bakalım burada yürüyün açıklamanızı yapıp dağılın" dediği yerde onların "izin verdiği" yerde ve ölçüde bir toplantı ve yürüyüş gerçekleştirilmiştir” dedi.

TBB’NİN BOŞLUĞUNU SENDİKA DOLDURDU

Tüm bu çizilen tabloda Türkiye Barolar Birliği ve diğer bazı baroların pasif tutum içerisinde olduğunu ifade eden Ünal,  şöyle konuştu: “Ne avukatları örgütleyip bir kamusal güç olabilmişler ne de topluma yeterince fayda sağlayabilmişlerdir. Örneğin Atatürk'ün mirası üzerine yapılan Kaçak Saray'ın hesabı barolar tarafından değil Mimarlar Odası tarafından sorulmuştur. Dolayısıyla, avukatların örgütlenmesi için bizim gibi başka örgütlere ihtiyaç doğmuştur. Öte yandan, barolar özellikle genç avukatların ve bağıtlı çalışan avukatların sorunları açısından yetersiz kalmaktadır. Baro yönetimleri genellikle işveren avukatların oluşturduğu yapılardır ve meslekte daha yeni olanların sorunlarıyla yeterince ilgilenilmemektedir veya bu konularda eksik kalınmaktadır. Bu boşluğu, Avukatlar Sendikası doldurmuştur.

 

 

HUKUKSUZLUĞUN KARŞISINDA OLACAĞIZ

Sedef Ünal, Avukatlar Sendikası olarak haksız hukuksuzluk kimden gelirse gelsin karşısında olduklarının altını çizerek, şöyle konuştu: “Avukatlar Sendikası olarak kurulduğumuz günden bu yana, biri İstanbul Barosuna (avukatın meslektaşları ile ilgili başvurusundan para alınması hususunun iptali konusunda) biri Türkiye Barolar Birliğine (avukatlık kimlik kartlarının ücretli ve süreli olmasının iptali konusunda), ikisi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına (sendikal mevzuatla ilgili hususlarda), biri Adalet Bakanlığına (adliye kapısında avukatlara arama uygulamasıyla ilgili) olmak üzere davalar açmış bulunmaktayız. Sendika adına davalar açılmakta, üye meslektaşlarımızla ilgili yapılan yasal takibatlarda müdahil olmak için başvurulmaktadır. Avukatlık Kanunu’nda getirilmesi düşünülen avukatı kısıtlayıcı hükümler, bazı davalarda nispi vekalet ücretlerinin maktu vekalet ücretlerine dönüştürülerek avukatın mali gücünün sarsılması, meslektaşlara yapılan uygunsuz muameleler ve savunmanın dokunulmazlığına karşı saldırılar konusunda Avukatlar Sendikası, dinamik gücüyle mücadele edecektir.” MÜZEYYEN YÜCE

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: