Antalya
11.01.2019
A

Çalışan Gazeteciler Günü, gazetecilik mesleğini icra edenleri onurlandırmak için 1961’den beri 10 Ocak günü düzenlenen Türkiye’ye özgü bir kutlama günü. 1961-1971 arasında "Çalışan Gazeteciler Bayramı" adıyla kutlanan bu gün; 1971 askeri cuntası eliyle gazetecilerin bazı haklarının geri alınması üzerine kutlama gününün adı, "10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü" olarak değiştirilmiş. 4 Ocak 1961’de kabul edilen ve basın çalışanlarının bazı haklar ve yasal güvence sağlayan “212 Sayılı Kanun” düzenlemesinin Resmi gazetede yayınlanışı nedeniyle 10 Ocak kutlama günü olmuş. Söz konusu düzenleme, iş sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması, sözleşmelere işin türü ve ücret miktarının yazılması gibi gazetecilerin sosyal ve yasal haklarını belirleyen hükümleri içermekte.
                    *****
Bu yasa ile kendilerine yüklenen sorumlulukları kabul etmek istemeyen 9 gazete patronu (Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah) 212 sayılı yasanın ve Basın İlan Kurumu’nun oluşmasına ilişkin 195 sayılı yasanın mesleki sakıncalar doğuracağını iddia eden bir ortak bildiriye imza atarak gazetelerini 3 gün kapadıklarını duyurmuşlar. “Dokuz patron olayı” olarak basın tarihine geçen bu gelişme üzerine gazeteciler, boykot boyunca “Basın” adlı bir gazete yayımlamaya karar vermişler. Basın gazetesi 11 Ocak günü yayına başlayıp, üç günlük boykot sırasında düzenli olarak yayını sürdürmüş. Çalışan Gazeteciler Günü, bu olayın bir sonucu olarak ortaya çıkmış. Bundan böyle 10 Ocak, “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlanmaya başlamış ve 1971 yılında “Çalışan Gazeteciler Günü” haline gelmiş.
                    *****
Dün "Çalışan Gazeteciler Günü"ydü. Daha doğrusu, çalışan gazetecilerin dışında herkesin kutladığı bir gündü. Bu meslek uzunca bir süredir insanın onurunu, etik kaygılarını koruyarak yapacağı, yaptığı bir meslek olmaktan çıktığı, çıkarıldığı için, adına "Gazeteciler Günü" denilen bir günü gazeteciler adına onların dışında herkesin kutlamasına şaşıramayız. Medya kuruluşları artık siyasi iktidarın, iktidar yanlısı yerel yönetimler ve sivil odakların basın ve halkla ilişkiler bürosu; meslektaşlarımızın çoğunluğu bu büroların görevlisi konumuna sokuldu. Son yıllarda gazetecileri "yandaş gazeteciler", "muhalif gazeteciler" diye ayırmaya, sınıflandırmaya başladık. Gazetecilik prensiplerine, gazetecilik etiğine uygun iş yapmak, nesnel haber peşinde koşmak, başını belaya sokmayı, hapse girmeyi, takibata uğramayı, yüklü tazminat cezalarıyla karşı karşıya kalmayı, işinden edilmeyi göze almak anlamına geliyor. En önemlisi adınız kötüye / "muhalif gazeteci"ye çıkıyor. Resmi - sivil iktidarlara, devlete, güçlüye, suçluya karşı kamu vicdanını temsil eden, işini gazeteci olarak yapan insanların  "terörist" muamelesi gördüğü  bir dönemde adına "gazeteciler günü" denilen bir günü kutlasanız ne olur kutlamasanız ne olur.  

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok