Antalya
28.12.2018
A

SONUÇ
Bireyler birbirlerinden farklı ve benzer özelliklere sahip olup, benzerliklerini ve farklılıklarını dikkate alan, gelişmekte ve değişmekte olan dünyaya ayak uydurmalarını sağlayacak bir eğitim sürecine gereksinim duymaktadır.
Ülkemizde 1997 genel nüfus sayımına göre üstün yeteneklilerin genel nüfusa oranı %2.00’dır. 1997 verilerine göre; 0-2 yaş grubunda 80.400, 3-5 yaş grubunda 78.000, 6-10 yaş grubunda 131.400, 11-13 yaş grubunda 80.800, 14-16 yaş grubunda ise 81.400 olmak üzere toplam 452.000, 0-16 yaş grubu üstün yetenekli birey olduğu saptanmıştır.
Dünyada, özellikle Amerika ve birçok Avrupa ülkesinde üstün ve özel yetenekli çocuklara yönelik çalışmalar ve eğitim politikaları Türkiye’ye göre biraz daha eskiye dayanmaktadır. Üstün ve özel yetenekli çocukları araştırma merkezleri, okulları, üstün veya özel yetenekli çocuğu bulunduğu tespit edilen ailelere yönelik eğitim ve yardım merkezleri bulunmaktadır. Hatta birçok ülkede (Amerika, Hollanda, İsrail, Japonya, Almanya, Ürdün...) resmi çalışmaların dışında özel girişimlerin bulunduğu bilinmektedir.
Türkiye’de üstün yetenekli çocukların eğitimi 1964 yılından itibaren gündeme gelmiştir. Ancak yapılan çalışmaların süreklilik göstermediği, çeşitli pilot uygulamalarla geçiştirildiğini (özel sınıf, erken yaşlarda okula başlama, müfredatın zenginleştirilmesi, sınıf atlama) o günün eğitimcileri sık sık belirtmişlerdir.
Üstün beyin gücünü geliştirme, yararlanma amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak çeşitli illerimizde bilim ve sanat merkezleri projesi pilot uygulamalarla üstün veya özel yetenekli çocukların; yeteneklerinin farkında olmalarını sağlayarak mevcut yetenekleri doğrultusunda kendilerini geliştirmeleri, kendileriyle ilgili olumlu benlik saygısı geliştirmeleri, yaratıcılıklarını en üst düzeyde kullanma becerisi edinmelerini sağlamak amacıyla çalışmalarına başlamıştır.
Aktif olarak çalışmalarını sürdüren Bayburt ve Bursa Mustafa Kemâl Paşa Bilim ve Sanat Merkezleri bulunmaktadır. Sinop, Trabzon, Tekirdağ ve İzmir illerinde de Bilim ve Sanat Merkezinin kurulması yönünde girişimlerde bulunulmaktadır.
Yukarıda da belirtildiği gibi üstün zekâlıların özelliklerinin bilinmesi, seçilmesi, uygun eğitim önlemlerinin alınıp yetiştirilmesi bir özel eğitim sorunu olarak görülmektedir. Hatta sorun sadece eğitilmeleri ile sınırlı kalmamakta, istihdamları da sorun olmaktadır. İstihdam sorunları eğitimleri ile birlikte düşünülmediğinde ortaya “beyin göçü” diye adlandırılan sorun çıkmaktadır. Yani bir toplumda yükseköğrenim görmüş, mesleğinde alanında sivrilmiş, yaratma ve araştırma gücü fazla elemanların ekonomik olarak kalkınmış ülkelere çalışmak ve yerleşmek üzere göç etmeleri sorunu doğmaktadır. Oysa kalkınmakta olan toplumların böylesi nitelikli elemanlara gereksinimi vardır. O halde gerek eğitim politikası gerek öğretim görevlileri gerekse de toplum olarak bu “altın çocukları” kazanmak noktasında son derece hassasiyet göstermemiz gerekmektedir.

(Devam Edecek)
Esenlikler Dilerim.

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok