Antalya
19.12.2018
A
EKONOMİ , TARIM
Çiftçi üretemezse TARIM BİTER
Çiftçi üretemezse TARIM BİTER

20 yıl önce 1 kilo domatesi 1 TL’ye sattığını, buna karşılık bir işçiye 5 TL yevmiye, 1 çuval gübreye 13 TL ödediğini söyleyen üretici Deniz Yıldırım, “Bugün domatesin kilosu hala 1 TL. Ancak işçi yevmiyesi 60-70 TL’ye, gübrenin çuvalı 300 TL’ye çıktı. Böyle giderse çiftçi üretemez ve tarım biter” dedi

Serik’e bağlı Abdurrahmanlar Mahallesi’nde seracılık yapan Deniz Yıldırım, çiftçinin yaşadığı sıkıntıları ve son durumunu değerlendirdi. 20 yıldır seracılık yaptığını belirten Yıldırım, tarımın en önemli sorununun yüksek girdi maliyetleri olduğunu söyledi. 20 yıl önce domatesi 1 TL’ye sattığını ve bir çuval gübreyi 13 TL’ye aldığını söyleyen Yıldırım, “Bugün domates hala 1 TL ancak gübrenin çuvalı 300 TL’ye çıktı. 20 yıl önce işçi yevmiyesi 5 TL idi bugün 60-70 TL” dedi. Sebze ve meyvedeki yüksek fiyatların sebebinin çiftçi veya komisyoncu olmadığını söyleyen Yıldırım, “Devletin elinde bütün kayıtlar var ve bunun sebebi biliniyor. Fiyat artışı bahane edilerek komisyonculuğun kaldırılması çözüm değil, kaos nedeni olur” ifadelerini kullandı. Deniz Yıldırım, Türk tarımının kalkınması için toprak reformunun ve üretim planlamasının yapılması gerektiğine de dikkat çekti.

Deniz Bey, siz de bir üreticisiniz. Üreticilerin temel sorunları neler?

En önemli sorunumuz, sürekli artan ve önlem alınmayan maliyetler. Dövizin yükselmesi nedeni ile girdi fiyatları çok fazla yükseldi. Dövizde belli bir düşüş yaşanmasına rağmen, artan fiyatlarda düşüş yaşanmadı. Özellikle gübre ve ilaçta bu sıkıntı çok büyük. Girdi fiyatları yükseldiğinde, bizim satış fiyatlarımız da yükselse bizim için sorun olmayacak. Ancak bu hiçbir zaman gerçekleşmiyor ve üretici mağdur oluyor. Devletin elinde her türlü ürünün maliyet fiyatları var. Çiftçinin yaşayabilmesi için bu konuda bir standart getirilmeli.

Kaç yıldır çiftçilik yapıyorsunuz ve üretime başladığınızdaki fiyatlarla bugünkü fiyatları karşılaştırabilir misiniz?

20 yıl önce ailemden devraldığım seralarla üretime başladım. O zaman da domatesin fiyatı 1 TL idi. Ancak, bir işçi yevmiyesi 5 TL, bir çuval gübre 13 TL idi. Bugün domatesi yine 1 TL’ye, nadiren 2 TL’ye satıyorum ancak 1 çuval gübre 300 TL, bir işçinin günlük yevmiyesi 60-70 TL oldu.

Bu tablo nereye gider?

İnsanlar gücü yettiğince bir işi yapar. Her yıl milyonlarca dönüm tarım arazisi terk ediliyor. Üretici üretmezse, topraklar terk edilirse, köyden kente göç artar, bunun sonucunda işsizlik artar.

Sizin 1 TL’ye sattığınız domatesi, vatandaşlar pazarda veya markette 6-7 TL’ye alıyor. Bunun sonucunda da genelde siz veya komisyoncu suçlanıyor. Bunun için ne diyeceksiniz?

Şaka gibi. Komisyoncuların yaptığı iş; benim getirdiğim ürünü benim adıma pazarlar. Sattığı ürünün rakamsal karşılığından, yüzde 8 komisyonunu alır ve benim paramı öder. Ben 20 yıldır aynı komisyoncu ile çalışıyorum. Alacağım olmasa bile fidan veya ilaç almak için kendisinden avans alıyorum. Komisyoncu da hasat zamanı sattığı ürünümden alacağını keser. Komisyoncu olmasa, ihtiyaçlarım için bankalara faiz ödemek zorunda kalacağım. Yine komisyoncu olmasa ben İstanbul’daki bir firma ile iş yapmak zorunda kalacağım ve büyük ihtimalle paramı alamayacağım. Komisyonculuk sisteminden daha iyi bir sistem vardır belki. Ancak varsa böyle bir sistem hayata geçirilsin, ben zaten otomatik olarak o sisteme geçerim. Ancak komisyonculuğu kaldırmak çözüm değil, daha büyük karışıklık anlamına gelir.

Komisyonculuk kalkarsa, siz üreticiler bundan nasıl etkilenir?

Üreticiyi ve komisyoncuyu denetleyen devlet, marketleri de denetliyor. Yani fiyat artışının nereden kaynaklandığı devlet kayıtlarında zaten var. Tarımdaki fiyat artışını herkes biliyor ama farklı şeyler tartışılıyor. Benim sattığım fiyatı, komisyoncunun aldığı bedeli ve marketin yaptığı karı yetkililer görüyor ve fiyat artışının sebebini biliyor. Sebze ve meyve günlük satılacak ürünler. Hiçbir ürünü 1 hafta bekletemezsiniz. Şu anda komisyoncular piyasaya hakim ve bize müşteri buluyor. Üretici olarak ben yüzde 8 komisyon vermekten memnun değilim ancak mevcut şartlarda daha iyisi yok. Komisyonculuğu kaldırmak isteyenler, önce daha iyi sistemi getirsin, biz zaten o sisteme gideriz.

Enflasyon arttığı zaman sebebi sizin ürünleriniz oluyor. Enflasyon rakamları açıklanırken siz neler hissediyorsunuz?

Biz bu duruma gülüyoruz. Enflasyonun sebebi tarım olamaz. Çünkü tarım bu ülkenin çaresizliği. Doğal kaynağımız, petrolümüz yok. Dünya’da çay ve muzun aynı ayna üretildiği tek coğrafyaya sahibiz. Biz üreten ülkeyiz. Enflasyonun sebebi tarım olamaz. Maliyetler artarsa fiyat da artacaktır ve bu normaldir. Enflasyonun sebebini tarım olarak belirleyenler bunun böyle olmadığını çok iyi biliyor.

Tarımda başarılı olmuş ülkeler var. Hollanda ve İsrail gibi ülkelere göre Türkiye neyi yanlış yapıyor?

Bizim yaptığımız yanlışlıklar geçmişten geliyor. Bahsettiğiniz ülkeler toprak reformunu yıllar önce yapmış, topraklar küçülmemiş. Topraklar büyük olunca maliyet düşüyor. Çiftçi birlikleri oluşmuş ve devletler buna destek olmuş. Birçok devlet, kendi ülkelerinde nelerin yetişebileceğini araştırmış. Üretim ile ilgili denge sağlanmış ve bir ürün çok fazla üretilip çöpe giderken, diğer ürünün az yetişmesinin önüne geçmiş.

Tarımda bilinçli bir ülke miyiz? Örneğin, bir yıl önce para eden bir ürünün bir yıl sonra gereğinden fazla üretilmesi bilinçsizlik örneği değil mi?

Kesinlikle sorun. Bu planlamayı çiftçiye bırakmak aciz bir durum. Çünkü çiftçi sadece kendi köyünü veya etrafını görebiliyor. Arayışta olan bir çiftçi bu yola girebiliyor. Ancak Türkiye’de tarıma yön veren insanlar, ülkeye giren tohumu, ilacı ve ekilen arazileri iyi biliyor. Tarım Bakanlığı bu konuda çok rahatlıkla bir düzenleme ve standart getirebilir.

Tarıma yön veren birimler ve kurumlar, çiftçiye yardımcı oluyor mu? Çiftçinin sesi yukarıya duyurulabiliyor mu?

Üreticinin sesi kesinlikle yukarıya duyurulmuyor. Kurumlar ve kuruluşlar, birçok yeniliği internet sitesinden duyuruyor. Günümüzde çiftçilerin büyük bölümü internet kullanmıyor. İletişimsizlik çok büyük. Tarım müdürlükleri çiftçilere destek açıklıyor ama vatandaşların bundan haberi olmuyor.

Bu destekler, çiftçi için yeterli mi?

Dönüm başı 10 TL’lik destek kesinlikle yetmiyor. 2 litre mazot parası yapmıyor. Zaten destek almayı düşününce, önce Ziraat Odası’na aidat ödeniyor, sonra muhtarları ve azaları bulup imzalatıyoruz. Sonra mühür vuruyorlar ve bunların büyük bölümü paralı. Alacak olduğun desteğin bir kısmını harcıyorsun zaten. Ayırdığın zaman cabası. Bunu yapan insanların büyük bölümü, bankadan kredi çekebilmek için cebinden de para verse de yapıyor.

Günümüzde çiftçilerin borç durumu nedir?

Benim bildiğim yüzde 90’ı borçlu. Ortalama 2-3 yıllık borç var.

Antalya bir sera kenti ve seraların sadece yüzde 3’ünün modern, yüzde 97’sinin ise geleneksel yöntemlerle yapıldığı tespit edildi. Seralar neden modernize edilemiyor?

Herkes yaptığı işin en iyisini yapmak ister. Ama imkanları ölçüsünde. Bir dönüm seranın maliyeti 50 Bin Euro ise bunu köydeki çiftçi yapamaz. Yalıtım, ısıtma, daha iyi verim için daha iyi koşulları çiftçi de biliyor. Tarımla uğraşanların büyük bölümü bireysel insanlar. 2 dönüm sera yapıp, parası olduğunda iki dönüm daha ekleyen kişiler. Bu seraların modernize edilme şansı yok denecek kadar az.

Tarımın kurtulması için çiftçi ne öneriyor?

Tarımın kurtulması için önce çiftçi kurtulmalı. Üreticilerin sorunlarına gerçekçi bir şekilde yaklaşmak gerekiyor. Çiftçinin kullandığı mazot ile lüks teknelerin kullandığı mazot aynı olamaz. Üreticilerin girdi maliyetleri daha makul seviyeye gelsin ki, üretici yaşasın, tüketici de daha ucuza ürün alsın. Verildiği söylenen destekler var. Bu destekler doğru ve anlamlı olmalı. Anayasa’ya göre çiftçiye verilmesi gereken destek doğru şekilde verilsin. Çiftçinin en büyük sorunu, maliyetler ve satış fiyatları.

Yani sizi eleştirenlerin, maliyetlerinizi de göz önünde bulundurmasını mı istiyorsunuz?

Biz malımızı kaça satacağımızı bilmiyoruz ve buna biz karar veremiyoruz. 10 TL’lik maliyeti olan bir ürünü 12 TL’ye satacağımın garantisi yok. Daha düşük fiyata satmayacağımın da garantisi yok. Girdi maliyetleri yüksekse, ürünün satış fiyatı da yükselsin ki çiftçi korunabilsin. Enflasyonu sadece çiftçinin satış fiyatı üzerinden yorumlamak doğru değil. Bunu yapanlar, çiftçinin artan maliyetlerini de göz önüne almak zorunda.

Dövizdeki dalgalanmadan çiftçi nasıl etkilendi?

Döviz fiyatları artmadan önce bir çuval gübre 140 TL idi şu anda 300 TL’nin üzerinde. Döviz fiyatları arttığında ilaç firmaları satışı durdurdu, sonra Dolar’ı 7 TL’ye sabitlediler, şimdi hala aynı fiyat üzerinden satılıyor. Dolar düştü ancak kur 7 TL’ye sabitlendi. Bu örnekler nasıl etkilendiğimizi en iyi şekilde gösteriyor.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: