Antalya
08.12.2018
A

Kolajen vücutta doğal olarak çözünmeyen, dokulara yapısal bütünlük sağlayan bir proteindir. Deride, kemiklerde, kıkırdakta, gözün korneası ve tendonların yapısında fazlaca bulunur. Kolajen, tüm vücut proteinlerinin %30’unu oluşturur. Kolajeni diğer ipliksi proteinlerden ayıran önemli özelliklerinden bazıları pirolin, hidroksipirolin ve hidroksilizin içermesi, triptofan içermemesi, tirozin ve sülfür içeriğinin düşük olmasıdır.

Yapılan klinik çalışmalarda kolajen hidrolizatının eklemleri hasarlardan koruduğu, güçlendirdiği ve osteoartiritis, romatizma gibi rahatsızlıklarda oluşan ağrıları azalttığı, kemik yoğunluğunu önemli düzeyde arttırdığı ve cilt sağlığını düzenlediği gözlenmiştir. Kolajen peptit olarak da bilinen kolajen hidrolizatı sığır, domuz ve balık derisinden elde edilmektedir. Balık kaynaklı kolajen hidrolizatının biyoyararlılık değeri domuz ve sığır kaynaklı kolajen hidrolizatına göre daha yüksektir. Kolajen asit ve enzim hidrolizi ile yıkıma uğramakta olup besin destekli gıdalar ve kozmetik uygulamalarında bir protein katkısı olarak yaygın biçimde kullanılmaktadır.

20 YAŞINDAN SONRA KOLAJEN SENTEZİ AZALIYOR

Yaşlanma, sigara ve alkol, vücuttaki oksijen azlığı, beslenme yetersizlikleri ile güneş ve diğer dış etkenler nedeniyle 20’li yaşların ortalarından itibaren vücutta kolajen sentezi azalır. Kronolojik yaşlanma genetik programa bağlı olduğundan sonuçları bireysel farklılıklar gösterir. Bu farklılıklar vücut proteinlerinden kolajen ve elastindeki biyokimyasal değişikliklere bağlı olmakla birlikte deri, deri ekleri, sinirler ve deri fonksiyonlarını etkilemektedir. Kolajen kaybı sonucunda deri esnekliğini, parlaklığını ve yumuşaklığını kaybeder, donuklaşır, kırışır ve kahverengi lekeler başta olmak üzere renk değişiklikleri oluşur. Bunun sonucunda deride sarkmalar ve kırışıklıklar meydana gelmektedir. Benzer bir durum bağ doku ve kıkırdaklar için geçerlidir. Yaşlanma ve diğer nedenlerden ötürü kolajen sentezinin azalmasıyla bağ doku ve kıkırdaklar esnekliğini kaybeder ve osteoporoz, romatizma başta olmak üzere çeşitli rahatsızlıklar meydana gelir. Bu yüzden önemli bir protein ve amino asit kaynağı olan kolajenin sentezinin azalması ile yaraların geç  iyileşmesi, yorgunluk ve performans düşüklüğü gibi semptomlar da görülmektedir

KOLAJEN TİPLERİ NELERDİR?

Kolajen moleküler yapılarındaki farklılıklara göre yedi sınıfa ayrılmaktadır. Bu sınıflar içinde çeşitli dokularda belirli fonksiyonları yerine getiren on dokuz  farklı kolajen tipi bulunmaktadır. Bağ dokusunda bulunan, gıda endüstrisinde kullanımı uygun olan ve kolajen tipleri içinde en yaygın olan tip I ve tip II kolajenlerinin deriye direnç sağlama fonksiyonu bulunmaktadır. Tip I kolajeni kemik, tendon, deri, ligamentler ve yara dokusunda yer almaktır. Tip II kolajeni ise kıkırdak doku ve gözün yapısında bulunmaktadır. Kolajenin yapısında on sekiz farklı amino asit bulunmakla birlikte vücut için elzem olan dokuz  amino asitin sekiz tanesi (histidin, izolösin, lösin, lizin, metiyonin, sistein), fenilalanin, treonin, tirozin ve valin) kolajenin yapısında yüksek oranda bulunmaktadır.

C VİTAMİNİ KOLAJENİ DESTEKLİYOR

Kolajen vücutta kolajenaz enzimi tarafından aminoasitlere parçalanmaktadır. Bu durum, kolajenin cilt ve bağ doku üzerinde olumlu etkilerinin olmasını engeller. Antioksidanlar, özellikle C vitamini kolajenaz enzimini inhibe ederek bu olumsuz etkiyi önlemektedir. Ayrıca C vitamininin temel görevi, insan vücudundaki temel yapı proteini olan kollajenin yapımında görev almasıdır. C vitamini, prolin amino asidine bağlanıp hidroksiprolin oluşumuna neden olur. Sonuçta kollajen daha dayanıklı hale gelir.

ÇALIŞMALAR NE DİYOR?

Japonya’da gerçekleştirilen bir araştırmada günlük oral yolla kolajen hidrolizat alımı sonrası UV-B ışınlarından zarar görmüş olan deri üzerindeki etkisi incelenmiş ve UV-B hasarı ve foto-yaşlanmaya bağlı olarak oluşan cilt kusurlarında iyileşme sağladığı ve derinin su tutma kapasitesinin arttığı ortaya koyulmuştur.

Kemik metabolizmaları üzerine yapılan bir çalışmada 60 gün boyunca günde 10 g kolajen hidrolizat alımı sonucu osteoartrit ve osteoporoz tedavisinde yarar sağladığı görülmüştür.

 Kolajen hidrolizatı, kıkırdak doku üzerindeki protein sentezini artırarak dokuların gelişimini uyarıcı etkisi olan anabolik etkinin ortaya çıkarmasına sebep olduğundan, ekrem ağrısını azaltmak amacıyla atletlerde eklem yapısını ve bütünlüğünü güçlendirdiğine dair oldukça güçlü gerekçeler vardır. Almanya’da German Olympic Center’da yetişkin atletler ile yapılan bir çalışmada, 12 haftalık çalışma süresinde deney katılımcılarının %79’u, günde 10 g kolajen hidrolizat tüketimi  sonrası eklem oynaklığı ve esnekliği üzerinde olumlu gelişmeler göstermiştir.

Tayvan’da gerçekleştirilen bir çalışmada 62 kadına balıktan elde edilmiş kolajen hidrolizatının besin yoluyla alınması sonucunda fibroblast hücrelerinin gelişimi incelenmiş ve hidrolizat alımı sonrasında fibroblast hücerelerindeki aktivitenin arttığı ve vücudun doğal kolajen sentezini hızlandırdığı kanıtlanmıştır.

Yapılan klinik çalışmalara göre kolajen hidrolizatının eklemleri hasarlardan koruduğu, eklemleri güçlendirdiği, osteoartiritis, romatizma gibi eklem rahatsızlıklarda oluşan ağrıları azalttığı ve kemik yoğunluğunu önemli düzeyde arttırdığı, cilt kusurlarında iyileşme sağladığı, derinin su tutma kapasitesinin artırdığını, fibroblast hücrelerinin gelişimini hızlandırdığı gözlenmiştir.

Belirtilen bilimsel çalışmaların bir kısmına göre kolajen hidrolizatın C vitamini ile birlikte zenginleştirme yapıldığı takdirde etkinliğinin arttığı görülmektedir.

Uzm.Dyt.Betül AY YILMAZ

Referanslar:

  1. https://earsiv.anadolu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11421/690/252567.pdf?sequence=1&isAllowed=y
  2. http://www.academicfoodjournal.com/archive/2015/issue4/RevArticlePages327-334.SedaErsus.pdf
  3. http://www.synlab.com.tr/fileadmin/standortseiten/synlab_tr/pdf/SYNLAB_VITAMIN_C__ASKORBIK_ASIT_.pdf
  4. http://aott.org.tr/files/journals/1/articles/798/public/798-780-1-PB.pdf
  5. http://www.ftrdergisi.com/uploads/pdf/pdf_3916.pdf
  6. http://www.turkjpath.org/pdf/pdf_TPD_1337.pdf
  7. http://blog.aku.edu.tr/evcin/files/2016/10/dogal.pdf

 

 

 

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok