Antalya
20.11.2018
A
GENEL , GÜNCEL
Tutuklu kadınlara dayanışma mektubu
Tutuklu kadınlara dayanışma mektubu

Antalya Kadın Platformu üyesi kadınlar 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü kapsamında kadın tutsaklara dayanışma kartı gönderdi. Güllük Postanesi önünde basın açıklaması için toplanan kadınlar adına konuşan Büro Emekçileri Sendikası Antalya Şube Başkanı Devrim Mol, "Bugün özgürlükleri elinden alınmış tutsak kadınlarla dayanışma amacıyla kartlarımızı, mektuplarımızı onlara ulaştırmak için bir araya geldik. Ezilmişliğe, sömürüye, ayrımcılığa karşı tüm insanlığın onuru için mücadele ederlerken; hapse atılan, insanlık dışı koşullarda tutulan, hasta kadın tutsaklar başta olmak üzere, tüm kadın tutsakların serbest bırakılmasını istiyoruz" dedi.

VARDIK, VARIZ, VAR OLACAĞIZ

"Dünyadaki sömürü ve baskı düzeni ülkemizde de AKP'nin dinci, muhafazakâr örtüsüyle bütünleşerek gelişiyor. Cemaat-tarikat yapılarıyla örülü baskı, sömürü, yoksullaştırma eşitsizlik ve ayrımcılık zeminleri üzerinden her an yeniden inşa ediliyor. Şiddetin tüm biçimleri toplumsallaştırılıp meşrulaştırılırken, var olan mekanizmalar, kadınların temel haklarından özgürlük, kendini var etme ve yaşam hakkını engelliyor. Bir çok kadın çocuğunu cezaevi koşullarında büyütmek zorunda kalıyor" diyen Devrim Mol, "Her yıl olduğu gibi, bu yılın 25 Kasımında da 'Vardık, varız, var olacağız' demek için sokakta olacağız. Biz kadınlar yan yana, kol kola şiddete, tacize, tecavüze, yoksullaşmaya hayır demek için yapacağımız etkinliklere tüm kadınları davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.

1999'DAN BU YANA

25 Kasım 1960 tarihinde Dominik Cumhuriyeti’nde üç kız kardeş askeri diktatörlük tarafından hedef gösterilmelerinin ardından tecavüz edilerek öldürüldüler. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1999 yılında bu olaya atıfla 25 Kasım gününü Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü olarak ilan etti. Dünya Sağlık Örgütü cinsiyete dayalı şiddeti; kadınlarda fiziksel, cinsel, psikolojik herhangi bir zarar ya da üzüntü doğuran veya bu sonucu doğurmaya yönelik, özel yaşamda veya kamu yaşamında gerçekleşebilen, her türlü davranış, tehdit, baskı veya özgürlüğün keyfi biçimde engellenmesi olarak tanımlıyor.  Mustafa KOÇ

Paylaş
ETİKETLER:
2018
YAZAR: