Antalya
20.11.2018
A

Kirlenen dünyanın temiz kalmış yanıdır çocuklar,

Savaşın gölgesinde, silah sesleri arasında beyaz bir güvencini temsil ederler aslında.

Baskı ve korkunun hüküm sürdüğü coğrafyada, sokağa bile çıkamayan halkın barış elçisidir onlar

Zira korkusuz çıktıkları savaş sokaklarında sıradan oyunları vardır...

**********

Açmaya yüz tutmuş kardelen gibidirler çocuklar

Patlayan bombaların, sıkılan silahların, hedef olan evlerin arasından doğarlar

İsabet eden bombanın açtığı delikten uzatırlar kafalarını, kolaçan ederler her gün oyun oynadıkları sokakları...

Yerle bir olmuş evler, can çekişen yaralılar, parçalanmış cesetler görür gözleri...

Başlarında da eli silahlı sistem köleleri...

**********

CEMİLE: ÖLÜMÜN ÇIĞLIĞI

Anlamını bile bilmedikleri o kelimenin(savaşın) içinde kaybederler ailelerini,

Çoğu zaman ise küçük bedenleri hedef olur namlunun ucuna.

Tıpkı, 2015 yılında sokağa çıkma yasağının devam ettiği Cizre’de, evinin bahçesinde oyun oynadığı esnada sırtından vurulan Cemile gibi.

Nereden geldiği belli olmayan o kurşun, elinde bebeğiyle çocukluğunun üzerine düşürdü Cemile’yi.

O kurşun, geleceğini, hayallerini, çocuk düşlerini çaldı Cemile’den...

Oracıkta hayatını kaybetti.

Ortalık kan gölüydü, hastaneye gitme şansı olmadı.

Avlunun kapısından dahi çıkamadılar.

Cesedi kokmasın diye 10 gün derin dondurucuda saklandı küçük bedeni.

Annesi 10 gün boyunca o dondurucunun önünde sabahladı, dilinde dualarla.

“Öğretmen olacaktı” demişti annesi bir konuşmamızda.

Cemile öğretmen olamadı; ama bize çok şey öğretti.

Çocuklara sıçrayan kanın, yürekleri nasıl boğduğunu gösterdi.

O coğrafya çocuklarının kaderini kendi sonuyla seslendirdi.

Çocukların sesi oldu Cemile.

Sonuç ne peki; failler nerede?

HEP 14 YAŞINDA KADİR...

Kadir Barak; henüz 14 yaşındaydı.

Doğu ve Güneydoğu operasyonları neticesinde sokağa çıkma yasağı devam ettiği sırada Nusaybin’de tanıştık Kadir ile.

Takip edenler bilir; “Nusaybin’den Cizre’ye Geleceği Kuşatılan Çocuklar” haberimin derlemesi için gitmiştim Nusaybin’e.

Kadir o dönem çocuklarla iletişim kurabilmeme yardım etmiş, bir nevi asistanlığımı yapmıştı.

Yaşadığı coğrafyaya inat, hayat doluydu. Yaşına göre bilinçli ve olgundu.

Okuldan arta kalan zamanlarında hurda toplayarak harçlığını çıkarıyordu.

Kadir’e göre “Aile bütçesine katkı” yapıyordu.

Nusaybin’de kaldığım 3 gün boyunca her anımda yanımdaydı.

İçtiğim çayın şekerine kadar ilgileniyordu.

Doğuda yaşanan olaylar hakkında çocukların fikrini almam hoşuna gitmişti

“Burada bizi kimse duymaz, sen duydun” diyordu.

Ben Antalya’ya döndükten iki hafta sonra bir sabah gazetede çayımı yudumlarken “Nusaybin'de moloz yığınları arasında patlama: 2 ölü” haberi takıldı gözüme.

Hemen linke tıkladım:

İşte o an ayaklarımın altından dünya kaydı sanki.

Haberin başlığında bahsettiği ‘2 ölü ’den biri 14 yaşındaki Kadir’di.

İnanamadım.

Birkaç dakika öylece kaldığımı hatırlıyorum.

Sokağa çıkma yasağının sürdüğü Abdülkadir Paşa, Fırat, Dicle ve Yenişehir mahallelerden taşınan molozları Sanayi Sitesi mevkiine atıyorlardı. Bahsedilen yer çocukların kolaylıkla ulaşabileceği, merkezi denilebilecek bir yerdi.

Kadir, yine bir akşamüstü harçlığını çıkarmak için molozların döküldüğü Sanayi Sitesi’ne gidiyor. İşe yarar demir, çubuk toplarken, yerde bulduğu el bombasını alıyor eline.

Derken, elinde patlıyor ve oracıkta hayatını kaybediyor Kadir.

Ailesi, Kadir’i tişörtünden tanıyabiliyor. 

14 YAŞINDAYDI.

Henüz 14 yaşında hayatının daha başında elinde patlayan bomba mı öldürdü şimdi Kadir’i...

Çocukların hiçe sayıldığı, savaş alanına çevrilen topraklarda yaşamak mıydı suçu?

Yoksa çatışma alanlarından çıkarılan o molozları çocukların ulaşabileceği bir yere döken yetkililer mi?

Peki, Kadir’in ölümüyle ilgili bir soruşturma oldu mu? Ya da soruşturmanın sonunda sorumlular ceza aldı mı?

Hayır...

SEZGİ’NİN RIZASI MIYDI CANİLİK?

Peki ya, 15 yaşında uyuşturucu verilerek tecavüze uğrayan, öldüğü anlaşılınca cansız bedeni bir bavula koyularak arı kovanlarının arasına atılan Sezgi Kırıt?

Katilleri şimdi aramızda. 15 yaşındaki bir kıza bu caniliği yapan katiller sadece 1’er yıl ceza aldı. Sanık avukatları, “Sezgi’nin rızasını” doladı diline. Bir çocuğun kendisine yapılan bir caniliğe rızası var dendi.

Sezgi hala mezarında adalet ararken, Cemile çocukluğunun baharında elinde bebeğiyle hayattan koparılırken, büyük adam olacağım diyen Kadir, 14 yaşında elinde patlayan bombanın kurbanı olup, sorumlular cezasız kalırken şimdi etrafta Çocuk Hakları masalı dinlemeye devam edeceğiz.

Bir şey söyleyeyim mi...

Yere saçılan her bedenle kaybettik biz...

İleri demokrasi, hak, hukuk, kanun...

Bunların hepsi kâğıt üstünde kalmış mürekkebi temsil eder.

Savaşın, silahların ve bomların gölgesinde kan sıçrar yüreklere

Yani kısacası, savaş politikasını yürütebilmek için anayasalara yapılan makyaj umrumda değil.

Kağıt üzerinde yazan her kanun gerçekte karşılık bulmuyor, çocuklar ölmeye ve kaybetmeye devam ediyorsa

‘Dünya Çocuk Hakları’ safsatanız sizin olsun

 

 

 

 

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok