Antalya
05.11.2018
A
RÖPORTAJ
Biz bu fonların aşinasıyız!
Biz bu fonların aşinasıyız!

DİSK'e bağlı Sosyal İş Sendikası'nın Genel Başkanı Metin Ebetürk, yetkili oldukları işyerlerini ziyaret için Antalya'ya geldi. Ebetürk'le emek cephesinin güncel iki sorununu, kıdem tazminatı ve emeklilikte yaşa takılma konularını masaya yatırdık

Röportaj: Mustafa KOÇ

Hükümetin kıdem tazminatıyla ilgili düzenleme konusunu yeni simalar, yeni açılımlarla ısıtılıp ısıtıp öne sürdüğünü, "Kıdem tazminatını fona devrediyoruz; işçilerin kıdem tazminatı alması daha garantili olacak" gibi süslemelerle gündeme taşıdığını belirten Sosyal İş Sendikası Genel Başkanı Metin Ebetürk, "Biz bu fon konusuna İşsizlik Fonu, Fakir Fukara Fonu, Tasarruf Teşvik Fonu, Konut Edindirme Fonu gibi fonlardan dolayı oldukça aşinayız. Biz kıdem tazminatı bugün 30 gün üzerinden veriliyorsa, bunun yarıya indirileceğini, yarısının tırpanlanarak 15 güne düşürüleceğini; düzenleme adı verilen şeyin buna yönelik olduğunu biliyoruz" dedi.  İşsizlik Fonu'nda biriken 100 milyar liranın 10 milyarının işsizler için, 25 milyarının işverenler için kullanıldığını belirten Ebetürk, "Kıdem tazminatı için sözü edilen fonun akıbeti de bunlardan farklı olmaz" diye konuştu. Türkiye'de 25 yıl çalışma, 5 bin işgünü prim ödeme esasına göre emekli olunabilirken emeklilik yaş sınırının 65'lere çekildiğini belirten Ebetürk, "Mezarda emeklilik yasası nedeniyle emeklilik yaşı işe giriş yılına göre erkeklerde 68, kadınlarda 65 yaşına  kadar yükseltildi. Sadece yaş sınırı değil, pirim sayısı da yükseltildi. Emeklilik neredeyse imkansız hale getirildi" ifadelerini kullandı.

Hükümetle işçi sendikaları arasında kıdem tazminatı tartışmaları var. Bu tartışma nereden kaynaklanıyor?

Kıdem tazminatı ülke gündemini ilgilendiren en önemli konulardan biri. Yaklaşık 60 yıldır bu ülkede kıdem tazminatı yürürlükte. Kıdem tazminatı, tazminat olmaktan çok işçilerin iş güvencesi. İş güvencesi, zira bugün birçok kurum ya da kuruluş ucuz işçi çalıştırmak, ucuz emek istiyor. Buna yönelik olarak birini gönderip diğerini çalıştırayım diyor. Ama kıdem tazminatı söz konusuysa biraz daha dikkatli, biraz daha tedbirli düşünmek zorunda. İşverenler, kıdem tazminatı düzenlemesi talebini işçiler için iş güvencesi olmaktan çıkarmak için dile getiriyorlar. Hükümet bu talebi dikkate alarak yeni düzenleme konusunu yeni simalar, yeni açılımlarla ısıtılıp ısıtıp öne sürüyor.

Bu konu nasıl gündeme getiriliyor?

En son AKP iktidarı döneminde "Kıdem tazminatını fona devrediyoruz, işçilerin kıdem tazminatı alması daha garantili olacak" gibi süslemelerle gündeme getirildi. Bunları söylediler, ama bize, emek örgütlerine, "Biz şöyle bir tasarı hazırladık, buyurun inceleyin, siz de görüşlerinizi belirtin" demediler. Biz kıdem tazminatı bugün 30 gün üzerinden veriliyorsa, bunun yarıya indirileceğini, yarısının tırpanlanarak 15 güne düşürüleceğini; düzenleme adı verilen şeyin buna yönelik olduğunu biliyoruz. Bu da işten ayrıldığında ya da emekli olduğunda işçilerin alacağı kıdem tazminatının yarıya ineceği anlamına gelir. Konunun ısıtılıp ısıtılıp öne sürülmesinin nedeni bu. Bu durum, işçi ve emek örgütleri açısından kıdem tazminatının uğrunda mücadele edilmesi gereken çok önemli bir kazanım olduğunu gösteriyor.

Hükümetin tezi, "Kıdem tazminatını fona aktarmakla işçinin kıdem tazminatından doğan alacağını garantiye almış oluyoruz. Şimdiki durumda birçok işçi kıdem tazminatı alamıyor; bir fon aracılığı ile bu durumu ortadan kaldırmış olacağız" şeklinde. Hükümet fon konusunu gündeme getirirken bir hile mi düşünüyor?

Evet, öyle. Biz bu fon konusuna İşsizlik Fonu, Fakir Fukara Fonu, Tasarruf Teşvik Fonu, Konut Edindirme Fonu gibi fonlardan dolayı oldukça aşinayız. DİSK olarak miting yapıp, "Tasarruf Teşvik Fonu'ndaki 6 milyar paramızı geri verin" dedik. Zamanın hükümetinin verdiği cevap, "Fonlarda 5 kuruş para yok" oldu. "Konut edindirme fonuyla, işçileri ev sahibi yapacağız" demişlerdi'; işçilere sorduk, "Konut edindirme fonundan ev sahibi olan var mı?" diye, tamamı "Yok" dedi. İşsizlik Fonu'nda biriken 100 milyar liranın 10 milyarı işsizler için, 25 milyarı işverenler için kullanılmış. Kıdem tazminatı için sözü edilen fonun akıbeti de bunlardan farklı olmaz. Amaç gerçeklet işçilerin kıdem tazminatını garantiye almaksa, daha önce işçi alacakları ödeme listesinin ilk sırasında yer alıyordu. Yeni düzenlemelerle işçi alacaklar ilk sırada ödenmesi gereken alacaklar olmaktan çıkarıldı. Siyasiler tezlerinde ciddi iseler, bu durumu garanti eden düzenlemeler üzerinde durabilirler.

Uygulama şu andaki gibi kalsın mı diyorsunuz?

Öyle demiyoruz. Uygulama emekçilerin lehine iyileştirilsin diyoruz. İşverenler kıdem tazminatı konusunda hükümetten talepte bulunurken, "Bizim yükümüzü azaltın" talebinde bulunuyor. Hükümetin yapmayı düşündüğü düzenleme de işverenlerin yükünü azaltmaya, dolayısıyla kıdem tazminatını tırpanlamaya yönelik bir düzenleme. Fon konusuyla da işçilerden yapılacak kesintilerin işverenlere aktarılması amaçlanıyor. Kıdem tazminatı bizim son kalemiz. Elimizden çıktıktan sonra vah tuh etmemizin anlamı kalmayacaktır. Bu nedenle biz öncelikle mevcut haklarımızı korumak istiyoruz. Emek örgütleri kıdem tazminatının elden çıkmaması için bugüne kadar her türlü çabayı gösterdi, her türlü mücadeleyi yürüttü. Bundan sonra da böyle yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Meclis oylamasına takılan erken emeklilik konusu için neler diyeceksiniz?

Eski durumda 25 yıl çalışma, 5 bin işgünü prim ödeme esasına göre emekli olunabiliyordu. Buna göre örneğin ben 5 bin gün pirim yatması durumunda 44 yaşında emekli olabiliyordum. Bizim "mezarda emeklilik" diye tabir ettiğimiz yasayla bu  uygulamaya son verildi. Yeni düzenlemeler sonunda ben 9 bin prim ödeyerek 48 yaşında, yani 4 yıl gecikmeli emekli olabildim. Mezarda emeklilik yasası nedeniyle emeklilik yaşı işe giriş yılına göre erkeklerde 68, kadınlarda 65 yaşına  kadar yükseltildi. Sadece yaş sınırı değil, pirim sayısı da yükseltildi. Emeklilik neredeyse imkansız hale getirildi. Bu uygulamalar gündeme getirilirken emek örgütlerine danışmaya, emek örgütlerinin görüşünü almaya gerek duyulmadı.

Emeklilik yaşının Avrupa'da da böyle olduğunu söyleniyor...

Bu doğru değil. Tüm Avrupa ülkelerinde emeklilik yaş sınırı 65 diye bir şey yok. Bir an için böyle olduğunu farz edelim. Avrupa ülkelerinin çoğunda işçi çalışma gücünü kaybettiğinde ya da işsiz kaldığında, uygulanan sosyal model kapsamında gereken her şey yapılıyor; işsizlik maaşı, işgörmezlik ücreti ya da daha başka sosyal güvencelerle yaşamı garanti altına alınıyor. Ayrıca Türkiye'deki çalışma koşulları biliniyor. Sanayimiz emek yoğun; esas olarak insan emeğine, beden gücüne dayalı bir sanayi.  Hizmetler sektöründe de durum farklı değil. Bu sektörlerde faaliyet gösteren kaç işveren 60 yaşın üzerinde; 60'ı da geçtik 50 yaş üzerinde işçi çalıştırır? Bedene dayalı çalışma gerektiren sanayi işleri, karşılanamayacak düzeyde bedensel kuvvet, fiziksel enerji gerektirir. Bu durumda işveren daha genç bedenler, daha enerjik işgücü tercihinde bulunacaktır. Bunun anlamı, 65 yaş emeklilik sınırının Türkiye'de karşılığının olmadığıdır.

İşsizlik maaşı bizde de var...

Bizde işsizlik maaşı almak için bir dizi kriter var. O kriterleri yerine getireceksiniz. Bu kriterlere uygun işsizlik maaşı alanların oranı işsizlerin çok küçük bir bölümünü teşkil ediyor.  İşsizlik fonunda milyarlarca lira birikmiş, dağ gibi yığılmış durumda. Bu fonun nerelerde harcandığını az evvel vurguladım. İnsanlar işe girerken ben şu kadar yıl çalışıp, şu kadar prim ödeyip emekli olacağım diyordu. Kendisine devlet tarafından bu hak tanınmıştı. Yeni düzenlemelerle emeklilik pirimi 5 bin iken 7 binlere, emeklilik yaşı 50 iken 60'a, 65'e çıkarıldı.

Önümüzde yerel seçimler var. Yerel seçimlerle ilgili beklentileriniz

Öncelikle bir emek örgütü yöneticisi olmam nedeniyle, seçilecek yöneticilerin işçiyi kardeşi gören, emek dostu, sendika dostu yöneticiler olmasını isterim. Yaşadığımız coğrafyada maalesef seçilen yöneticilerin hepsi emek dostu olmuyor, olamıyor. Bu nedenle yerel yöneticilerle ilgili sorunlarımız oluyor. Bu konuda yaşadığımız olumsuz pratikler var. Örneğin, "sosyal demokrat" olarak nitelenen Aydın Belediyesi'nde sendikamıza üye olduğu için işten çıkarılan işçilerimiz oldu. Seçilecek yöneticilerin bu tür durumlara meydan vermeyecek, emeğin, emekçinin hakkını gözetecek, emeğe diğerlerinden bir adım daha yakın yöneticiler olmasını istiyor; onlarla iyi ilişkiler kurmayı diliyoruz.

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: