Antalya
26.10.2018
A

 

Adı Yağmur, 21 yaşında...

Henüz 1 yaşındayken konuldu SMA teşhisi. Zaman içinde önce hareket kabiliyetini, sonra yürüme ve koşup oynayabilme özgürlüğünü kaybetti.

Kasları günden güne eridi. Düşmek en büyük korkusu haline geldi. Zira düşünce kalkmakta zorlanıyor, her defasında yardım olmadan ilerleyemiyordu. Öyle ki ilkokulu annesinin sırtında gidip gelerek bitirdi.

Yaşıtları için rutin geçen hayat, Yağmur'u tekerlekli sandalyeye mahkum etmişti.

O sandalyede geçen 20 yıl, Yağmur için sağlıklı bireylerden farklı değildi.

Engel 'düşüncelerde' demişti bir röportajımızda. Bu yüzden toplum arasına karışmaktan hiç korkmadı. Meraklı bakışlardan kaçmadı.

Önünden yürüyüp geçen insanlara imrenerek, hayatından çalıp eve hapsetmedi kendini.

Okula giden öğrencilerin geç kalmış telaşlarına kapatmadı gözünü.

Çünkü onlardan hiç ayırmadı kendini.

Aksine; daha çok okudu ve araştırdı.

Uyumak ve yemek zaman kaybıydı onun için.

Üretmeli, okumalıydı...

İşte o yüzden "Bu hastalık neden benim başıma geldi" demek yerine, kendi gibi SMA'lı arkadaşlarının başarı öykülerini kaleme alan bir kitap yazmak istiyordu.

Çalışmalara başlamıştı bile.

Derken bir gece sabaha karşı 5'te kalbi durdu. Doktorlar 10 dakikalık bir uğraşın ardından geri getirdi Yağmur’u...

Sonra birkaç kez daha durdu; Yağmur vazgeçmedi.

Hayata direndiği gibi ölüme de direndi.

Ama beyne oksijen gitmemişti; komaya girdi.

Tarih 5 Nisan 2016'ydı.

Aradan tam 934 gün geçti.

Yağmur tam 2 buçuk senedir uyuyor.

Uyansa ne kızardı kendine;

“Amma da uyumuşum artık çalışma vakti” derdi galiba.

Ailesinin başucundan bir an olsun ayrılmadığı Yağmur hala direniyor.

 Hayatımda tanıdığım en cesur ve kararlı savaşçı o.

Dün onu ziyaretimde bana gülümsedi sanki.

Kocaman kahverengi gözlerini sağa sola hareket ettirirken eğildim ve kulağına fısıldadım; “Hadi kalk artık, hep hayal ettiğimiz gibi kitap yazmaya başlayalım."

Paylaş
ETİKETLER:
Yok