Antalya
08.10.2018
A

Antalyaspor, kazandığı halde belki de lig lideri olabileceği maçta kendi seyircisi önünde Galatasaray’a mağlup olarak büyük bir fırsatı tepti.

Sezon başından beri önemli oyuncularından yoksun mücadele eden Antalyaspor, geçen haftalarda da söylediğimiz gibi, göze hoş gelmeyen vasat bir oyun oynasa da, şansının da yardımıyla bir şekilde sahadan istediği sonuçlarla ayrılıyordu. 

Galatasaray maçı öncesinde bütün şehir, kazılması halinde ligin zirvesine çıkılabileceğini kanıksamış, gerek sosyal medyada, gerekse sokakta hafta boyunca bu konuyu konuşmuştu. Ne var ki bu durumun farkında olan sadece taraftarlarmış. Şampiyonlar Ligi yorgunu ve önemli eksikleri olan rakip karşısında maç boyunca bir tane organize atak yapamadı Bülent Korkmaz’ın takımı. Kazanması gereken bir maçta, hakemin ilk düdüğünden itibaren, 20bin taraftarının önünde oyunu kendi yarı alanında, hatta ceza sahasında kabul etti.

Kendi evinde rakip kim olursa olsun, hangi lig seviyesinde oynarsanız oynayın ve ne kadar eksiğiniz olsa da, sadece %30luk topla oynama oranı kesinlikle kabul edilemez! Topu %70 oranda rakibe verip ceza alanı içerisinde bekleme üzerine kurulu bir oyun planı , yenilgiyi ilk dakikadan kabul etmek anlamına gelir. Bugün Dünya futboluna baktığımızda, kendi liglerindeki daha alt seviye rakipler bile artık Barcelona, Man. City gibi takımlar karşısında kapansa bile belli bir oyun sistemi ile en azından ayağa paslarla topu daha fazla kendisinde tutmanın bir yolunu buluyor ve zaman zaman sonuca da ulaşıyor. Antalyaspor’a bakıyoruz, rakip çok sıkı bir pres yapmasa dahi, 4 pas üst üste yapamıyor. Savunma-orta saha ve hücumun birbirlerinden kopuk oluşu organize bir atak ihtimalini sıfıra indiriyor. Orta alanda rakip çıkarken Hakan Özmert’in top kapıp, 3-4 rakip eksiltip tehlike yaratması ya da duran top sonrası karambolle gol atma üzerine kurulu bir Antalyaspor seyrediyoruz kısacası..

20 yıla yakındır Antalyaspor’u takip ederim. En kötü olduğumuz sezonlarda dahi, kendi evimizde bu maçta olduğu kadar silik bir oyun seyretmemiştim. Hakemin sonuca etki eden birkaç hatalı kararı olsa da, seyrettiğim oyun o hataları konuşmamı engelliyor. Maçı kazanacak en ufak bir belirti olsa, hakem kararlarına değinecek bir gerekçemiz olurdu ama şu şartlarda önce kendi takımımızı konuşmamız gerekir diye düşünüyorum. Bülent Korkmaz ve oyuncuların da şapkalarını önüne koyup, bu oyunu nasıl geliştirebileceklerini düşünseler iyi ederler. Tesadüfen üst sıralarda olmadıklarını en azından iç sahada daha coşkulu ve verimli bir oyun oynayarak anlatmalılar bizlere.

Bülent hoca takımının bu kadar kötü oynadığı bir maçın tekrarını seyredecektir muhakkak. Seyredince de nerede hata olduğunu, eldeki imkanlarla nasıl daha iyi işler çıkaracaklarını enine boyuna düşünecektir şüphesiz. Genç oyunculara verdiği şans, kulüp ve şehir ile ilgili verdiği demeçlerle bizleri arkasına alan ve oldukça fazla kredisi olan Bülent hoca’nın arkasında durulmalı ve duruluyor da. Kendi evimizde resmen ezildiğimiz bir maç sonrası sosyal medyada kendisi ile ilgili tek bir ağır eleştiriye rastlamadım. Umarım önümüzdeki maç itibariyle en azından iç sahadaki coşkulu oyun geri gelir.

Kötü geçen maç akşamının güzel yanları da vardı.

Gürhan Güneyli liderliğinde özellikle son birkaç yıldır çok önemli bir konuma gelen, tribünlerden küfürü silen, uyuşturucu ile mücadele eden bir yapıya bürünen 07 Gençlik tribün grubu, forma sponsoru bulmakta güçlük çeken Antalyaspor’a göğüs ve sırt reklam sponsoru olarak çok önemli bir işe daha imza attı. Bu önemli işe emeği geçenler Gruba sponsorluk eden Turizmci Tolga Cömertoğlu ve Grup lideri Gürhan Güneyli nezdinde tebrik ediyor, alkışlıyorum.

Mutlu haftalar

Paylaş
ETİKETLER:
Yok