Antalya
26.09.2018
A
GENEL , SEKTÖREL
Stratejik sektör TARIM
Stratejik sektör TARIM

AÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Davut Karayel, 2050’de 9,6 Milyar olması beklenen Dünya nüfusunu besleyebilmek için tarımsal üretimi en az yüzde 60-70 artırmak gerektiğini belirterek, “Bunun için Antalya’daki seraların yüzde 80’inin modernize edilmesi gerekiyor” dedi

STRATEJİK SEKTÖR; TARIM

Haber: Hasan YAVAŞLAR

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Davut Karayel, geleceğin stratejik sektörünün tarım olacağını belirtti. Dünya nüfusunun şu anda 7,4 milyar olduğunu, 2050 tahmininin ise 9.6 milyar olduğunu belirterek, “Artan nüfusu besleyebilmek için, tarımsal üretimi en az yüzde 60-70 oranında artırmamız gerekecek” dedi.

SERALAR MODERNİZE EDİLMELİ

Tarım sektörünün bir krizden geçtiğini ve böyle durumlarda alternatif ürünlere yönelmek gerektiğini belirten Karayel, “Fakülte olarak ejden meyvesi ve avokado üzerine çalıştık, olumlu sonuçları da aldık” dedi. Modern tarıma geçmek için seraların modernize edilmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Karayel, “Antalya’daki seraların yüzde 80’inin modernize edilmeye ihtiyacı var” dedi

 

 

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni Antalyalılar’a tanıtır mısınız?

1983 yılında kurulan ve 35 yıldır Antalya ve Türkiye tarımına hizmet eden bir fakülteyiz. Şu anda fiziki olarak eğitim öğretim gördüğümüz 5 ayrı bloğumuz var. Öğrencilerimize uygulamalı eğitim vermek ve ARGE çalışmalarında kullanmak için kullandığımız seralarımız var. Bunun dışında hayvancılık tesislerimiz var. 100 adet holstein inek, çok sayıda kanatlı hayvanımız var. Aksu Mandırlar Bölgesi’nde yaklaşık bin dönümlük bir alanda açık tarla tarımı yapıyoruz. 35 yıllık birikim bu. Şu anda Türkiye’deki Ziraat Fakülteleri arasında en iyiler arasında olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Yaklaşık 1200 öğrencimiz var. Geride kalan 35 yıllık süreçte yaklaşık 25 bin mezun verdik.

Bilimsel anlamda Antalya ve Türk tarımına nasıl katkı sunuyorsunuz?

Bizim tarıma olan katkımız iki yönlü.

Birincisi; yetiştirdiğimiz öğrencilerle bilimsel tarım yapılması için emek harcıyoruz. Fakültemizden mezun olan öğrencilerimiz, Antalya’da profesyonel olarak tarıma yön veren pekçok firmanın sahibi, yöneticisi, çalışanı olarak rol alıyorlar. Zaman zaman bu öğrencilerimizle bir araya gelerek kariyer günleri buluşması gerçekleştiriyoruz. Yaptığımız çalışmaların karşılığını, Türkiye’nin en çok tercih edilen fakültelerinden bir tanesi olarak alıyoruz. Bu konuda ilk 3’te olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim.Bu da mezunlarımızın sektördeki başarısından kaynaklanıyor.

İkincisi ARGE çalışmalarımızla bilimsel olarak katkı sunuyoruz. Tarımın çok ciddi sorunları var ve sorunların birçoğu ekonomiye dayanıyor. Ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar en çok tarım sektörüne etkiliyor. Hocalarımız proje çalışmaları yapıyor. Özel sektörde firmalarla ortak projeler geliştiriliyor. Ancak bilimsel çalışmaların uygulamaya konulması biraz zaman alıyor.

Geleneksel tarımdan, modern tarıma geçişte yaşanan sıkıntıdan mı bahsediyorsunuz?

Antalya’da modern tarım tekniklerine geçildiğini söyleyebilirim. Türkiye’de bunu en çok uygulayan şehirlerin başında geliyoruz. Ancak yeterli değil. Seralarımızın mutlaka modernize edilmesi gerekiyor. Antalya’daki seraların yaklaşık yüzde 80’inin modernize edilmesi lazım. Ancak bu dönüşümü yapmak sadece bilgi ve teknolojiyle olmuyor. Bunun bir de ekonomik boyutu var. Çiftçimiz ekonomik anlamda rahat olursa bu sisteme geçebilir.

Akdeniz Üniversitesi, kentten kopuk olduğu, halka hitap etmediği için eleştirilir. Ziraat Fakültesi bu konuda nasıl? Tarımın bileşenleri ile iliştileriniz ne seviyede?

Maalesef böyle bir yargı var. Bunu kabul etmek zorundayız. Bu sadece Antalya için değil, diğer şehirler için de geçerli. Ancak bunu kırmak zorundayız. Çünkü bilim halk için yapılır. Biz üniversite ve fakülte olarak bu bilinçteyiz. Hocalarımız sektörün bileşenleri ile, önde gelenleri ile sürekli temas halinde. Üniversitelerdeki bilim insanlarının kariyeri ve kalitesi, ürettiği bilgi ile değil, o bilgiyi uygulamaya ne kadar koyabildiği ile ölçülüyor. Bizim de önceliğimiz bu. Hocalarımızın sektörde iyi diyalogları olan pozisyonda olmalarını istiyoruz, uygulamaya aktarılacak çalışmalar yapsınlar istiyoruz. Bu önyargıyı kırmak için elimizden geleni yapıyoruz. Diğer sektör paydaşları ile de iletişim halindeyiz. Tarım İl Müdürlüğü, Ziraat Mühendisleri Odası, Antalya Ticaret Borsası ve diğer birimlerle sürekli aynı platformda buluşuyoruz.

Sektör bileşenleri ile ne tür çalışmalar yaptınız?

Son olarak tohumculuk sektörü ile ilgili bir panel düzenledik. Tüm sektör paydaşlarını topladık. Sektör temsilcilerinin görüşlerini aldık ve kendilerine nasıl katkı sağlayabileceğimizi sorduk. Şu anda hedefimizde gübre sektörü var. Onları üniversiteye çağırıp, fakültemizi tanıtmak, kendilerine sunabileceğimiz katkıları tartışmak istiyoruz.

Tohumda dışa bağımlılık ne zaman sona erecek?

Tohumculuk sektörü ile fakültemizde yaptığımız toplantıda, ihtiyaç duyulan tohumun yüzde 40’ının yerli olduğu belirtildi. Bu oranın önümüzdeki 10-15 yıl içinde yüzde 80-90 oranına çıkacağını söylediler. 10 yıl içinde tohum konusunda dışa bağımlılıktan kurtulacağımızı düşünüyorum. Hatta tohum ihracatı konusunda 10-15 yıl içinde söz sahibi olacağımızı düşünüyorum. Bunun için bir hedef koymalıyız ve çalışmalırımızı yoğunlaştırmalıyız. Antalya’da sektörün önde gelen firmalarından birisi Kanada’da yatırım yapmış ve orada üretim yapıyor. Okyanus’un ötesinde bunu başaran firmalarımız var. Bu tür firmalar, bizden yetişmiş kaliteli eleman istiyor. Biz de bunu sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü geleceğin stratejik sektörü kesinlikle tarım olacak.

Tarım paydaşlarının büyük etkinlikleri oluyor. Yakın tarihte YÖREX dözünlenecek. Bu tür organizasyonlarda yer alıyor musunuz?

YÖREX ile ilgili rektörlüğümüz bizi bilgilendirdi. YÖREX ile ilgili yapılan tanıtım toplantımıza, rektörlüğümüzün danışmanı katıldı. Biz de bir stant açarak fakültemizin ürünlerini tanıtacağız. Düzenli olarak çiğ süt, süt kreması, yoğurt, peynir gibi ürünlerimizi orada sergileyeceğiz.

Antalya hayvancılığı ne durumda?

Antalya hayvancılıkta, özellikle küçükbaşta önemli merkezlerden bir tanesi. Büyükbaş hayvancılığında ise Burdur önemli rol oynuyor. Hayvancılık sektörüne katkı sunmak için büyük bir tesis kurduk. Hocalarımızın sektör temsilcileri ile iyi diyalogları var. Sektörle iç içeyiz ve ihtiyaç duyulması halinde her türlü yardımda bulunuyoruz.

Çiftçiler, pazar bulma konusunda sıkıntı yaşıyor. Uçak krizi patlak verdiğinde Antalya tarımı durma noktasına geldi. Bu tür sıkıntılı durumlarda çiftçilere ne önerirsiniz?

Böyle durumlarda alternatif ürünler öneririm. Bu konuda biz de çalışmalar yapıyoruz. Mesela Prof. Dr. Hamide Gübbük Hocamız ejder meyvesi üzerine çalıştı ve bu konuda başarılı da oldu. Ürünün Antalya iklimine adaptasyonunu sağladıktan sonra sektörde de ciddi karşılık buldu. Sektörde alternatif ürünler yetiştirerek kriz anlarında farklı seçeneklere sahip olmalıyız. Bundan yıllar önce avakado üzerine çalışmıştık ve şu anda Antalya avokado üretiminde Türkiye’nin merkezi konumuna geldi. Böyle ürünler geliştirebilirsek, kriz anlarını daha kolay aşabiliriz.

Avrupa ve Dünya genelinde düzenlenen yarışmalarda derece yapan ürünler var. Zeytin markalarında olduğu gibi. Ürünler üzerinde uzmanlaşma konusunda neler yapılabilir?

Son yıllarda şeker hastaları için önerilen Stevia bitsi var. Bu bitki ile ilgili Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Turgut hocamız çalışma yapıyor. Tohumculuk konusunda çalışan uzman hocalarımız var. Son olarak Tarım Bakanlığı’nın toplantısına, Bitki Koruma Bölümü’nden Prof. Dr. Fedai Erler hocamız bizzat katıldı. Antalya tarımına hizmet eden, farklı ürünler üzerine uzmanlaşmaş hocalarımız mevcut.

Taş ve maden ocaklarının, tarıma verdiği zarar konusunda neler düşünüyorsunuz?

Bu konuda teknik olarak çok bilgi sahibi değilim. Ancak doğaya müdahale ettiğiniz zaman, karşılığını mutlaka alıyorsunuz. Oluşan toz ve kirlilik, bitkilere mutlaka zarar veriyordur, verimliliğini olumsuz etkiliyordur.

Antalyalı bir çiftçi, zirai bir konuda size veya konunun uzmanlarına ulaşmak için neler yapabilir? Mesela Ziraat Fakültesi’nden bir hocaya ulaşmak zor mudur?

Fakültenin birebir çiftçiler bazında hizmet sunması zor. Gerçekçi olmak gerekirse, Tarım İl Müdürlüğü bu konuda daha uygun olacaktır. Ancak özel sorunlarla karşılaşan ve hocalarımıza danışmak isteyenler, fakültemize gelerek herhangi bir hocamıza ulaşması yeterli. Kendi uzmanlık alanı olmayan hocamız, konunun uzmanına mutlaka yönlendirecektir. Kapımız çiftçilerimize her zaman açık. Ama ‘biz her konuda her türlü hizmeti sunabiliriz’ demek de çok iddialı olur. Bahsettiğim gibi, tarım il müdürlükleri her köye, her çiftçiye ulaşabiliyor. Fakültemize düşen bir yardım olursa biz mutlaka elimizden geleni yaparız.

Fakültenizin misyonu nedir?

Ziraat Fakültesi olarak öncelikli hedefimiz, Antalya ve ülke tarımına hizmet etmek. Yetiştirdiğimiz öğrenciler ve yaptığımız ARGE çalışmaları ile Antalya tarımını bir adım ileri götürebilirsek en büyük başarıyı yakalamış oluruz. Fakülte olarak bu hedef doğrultusunda yürüyor, bu bilinçle mezun veriyoruz.

Tarım, gelecekte nasıl bir sektör haline gelecek?

Tarım Dünya’nın geleceğini belirleyecek bir sektör. Çünkü Dünya’nın nüfusu şu anda 7.4 milyar ve 2050 tahmini 9.6 milyar olacak. Artan nüfusu besleyebilmek için, bizim tarımsal üretimi en az yüzde 60-70 oranında artırmamız gerekecek. Bunu ancak tarımı ve üretimi seven ziraat mühandisleri ile başarabiliriz.

Her afette TARSİM gündeme geliyor. Ancak TARSİM için de seraların modernizasyonu gerekiyor. Antalya’daki seraların genel durumu ile ilgili bilgi verir misiniz?

Genel olarak Antalya’daki seraların büyük oranda modernize edilmesi gerekiyor. Sigorta şirketleri seraları mevcut haliyle sigortalama konusunda çekimser kalıyor. Antalya’daki seraların yüzde 80’inin modernize edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Havalandırma sistemleri, ısıtma sistemleri, ne kadar modern, yerden yüksekliği gibi konularda birçok sera değerlendirilmeye muhtaç. Bu konuda çiftçilerimizin en büyük feryadı, desteklerden yeterince faydalanamadıklarını söylüyorlar. Alanla orantılı destek verildiği içinr sera sahibi çiftçiler mağdur oluyor. Örtü aldı ve seralara uygun bir destekleme programı gerekiyor.

Tarım sektörüne son tavsiyeleriniz neler?

Üretim yaparken çevreyi göz ardı edemeyiz.  Çevreyle uyumlu, ona zarar vermeyen üretim teknikleri uygulamak zorundayız. Geçmiş nesil bu konuda şanslıydı ve bunlara dikkat etmiyordu. Ancak şu anda çevreye zarar verme lüksümüz yok. Hem üretimi, hem kaliteyi artıracak, hem de çevreye zarar vermeyen üretim teknolojileri geliştirmek zorundayız. Burada bilgi ve teknoloji devreye giriyor. Su kaynakları azalıyor, suyun kalitesi de azalıyor. Daha bilinçli tarım yapmak zorundayız.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: