Antalya
10.05.2018
A
RÖPORTAJ
Demre'de Anadolu Pompei'si yatıyor
Demre'de Anadolu Pompei'si yatıyor

Arkeoloji alanında Antalya’nın tanınmış ismi Prof. Dr. Nevzat Çevik, Demre’de 1.5 kilometre çapında Pompei gibi büyük bir kentin yer altında yattığını söyledi Röportaj: Mustafa KOÇ Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Çevik'le Demre'de,Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Akdeniz Üniversitesi adına yapılan Myra - Andriake kazıları ve Likya Uygarlıkları Müzesi'ni konuştuk. Myra Antik Kenti'nden "Anadolu Pompei'si" olarak söz eden Nevzat Çevik, "Demre'de 10 metre alüvyon altında Anadolu Pompei'si bütün sırlarıyla duruyor. Jeofizik çalışmalarımıza göre Demre’nin altında 1.5 km çapında Pompei gibi büyük bir kent yatıyor. Özellikle Roma metropolisi ve en çok da başkent olduğu Bizans Dönemi’nin yüzlerce yapısı ve antik hayatın sayısız tanıklarıyla bir gün buluşacağız” dedi. Myra - Andriake projesi ve Demre kazılarını sadece arkeolojik kazı olarak değil, aynı zamanda müzecilik açısından da programladığını belirten Nevzat Çevik, "Kültür Bakanlığı Likya Uygarlıkları Müzemiz, bir tek uygarlığın müzesi olarak, Türkiye'deki ilk müzedir. 2 bin yaşındaki bir granariumun müze olması dünyada ilk kez burada gerçekleşiyor" diye konuştu. Yüzde 97'sinden fazlası korunmuş 2 bin 307 metrekarelik bir antik binada olan Likya Uygarlıkları Müzesi'nin açık hava bölümüyle birlikte ziyarete açıldığını ve ziyaretçi memnuniyetinin sevindirici olduğunu söyleyen Nevzat Çevik, "Liman boyunca rıhtım caddesini kazıp müze alanını daha da genişletmeye çalışacağız" ifadelerini kullandı."Myra - Andriake sizin için ne anlam ifade ediyor?" sorumuzu cevaplayan Nevzat Çevik, "yürüttüğüm kazıların 5 yıl gibi kısa süre içinde hem kazı hem koruma ve onarım ve en sonunda da müzeyle taçlanması nedeniyle çok mutluyum, çok keyifliyim. Bakanlık, Üniversite ve halk birlikteliğinde memleketimize bir eser daha kazandırmış olduk" diye konuştu. Varsak'ta Kepez Belediyesi'nin örnek desteğiylegerçekleştirdikleri "arkeopark" projesi ve projenin ilk ayağı olan kazılar hakkında da bilgiler aktaran Nevzat Çevik, "Varsak Kaleiçi dışındaki Antalya kent merkezindeki tek antik yerleşim. Roma dönemini canlandıran bir arkeopark yapıyoruz, bu da Türkiye'de bir ilk olacak.Bunu tamamlarsak Antalya kültürü ve turizmi çok şey kazanacak. Antalya Müze Müdürlüğü başkanlığında gerçekleştirdiğimiz kazılar, Arkeopark açılışından sonra da devam edecek" dedi. Myra - Andriake kazıları, Likya Medeniyetleri Müzesi hangi aşamada, nereden nereye geldik? Myra - Andriake kazıları aslında büyük bir projenin adı. Türkiye'de alışkanlık olduğu üzere, kazı isimleri sadece kazı projesini çerçeveler. Bizimki 2009 yılında başlayan bir kazı. 2006'da Rhodiapolis projesini kurup 3 yıl ilerlettikten sonra Myra ve Andriake projesini kurdum. Bunu yaparken sadece arkeolojik kazı olarak değil, aynı zamanda müzecilik olarak da programladım. Müzecilik, tanıtım, bilimsel çalışmalar, sosyal etkinlikler, sanatsal işler; bunların hepsi büyük bir paketti. Bunların hepsinin başlığı "Myra Andriake Kazıları" idi. Arkeolojik kazıların bir sanat ve kültür organizasyonu-ortamı olduğu konusunda, çok sayıda etkinliğimizle öncülük ettik. Hem Rhodiapolis’te hem de Myra’da daha ilk yıllarında kongreler tertipleyip yayınlar yaparak kazı alanlarımız konusunda çok yönlü bilgiler üremesini sağladık. Doğa bilimlerinin arkeolojiyle birlikte incelendiği ilk örnekleri 20 yıl önce Beydağları’nda oluşturduk. Projeyi kimlerle yapıyorsunuz? Bu çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Akdeniz Üniversitesi adına Bakanlar Kurulu kararı ile yapıyoruz. 2009'da başladığı ilk günden itibaren çalıştaylar, panellerdüzenleyerek Likya Uygarlıkları Müzesi'nin ilk hazırlıklarını yapmıştık. "Andriake Granariamu'nun Müzeleştirilmesi" panellerini yaparken bırakın müzeyi, henüz ortada kazı da yoktu. O zaman Genel Müdürlükten de arkadaşlar gelmişti; büyük bir çalışma yapmıştık. O günden başlayarak hem Myra'da hem Andriake'de çalışmaya başladık. Ağırlığı Andriake'ye verdik. Myra'daki tiyatro ve diğer çalışmalar yürüyordu, ama esas mesele Andriake'yi öncelikle kazmaktı: orada 4 - 5 yıl içinde bir müze olmasını istiyordum. Bir yandan kazılar devam ederken diğer yandan müze oluşsun istiyordum. Kazıyı bu nedenle müzeye bağlı olarak devam ettirdik. İlk kazdığımız yer,Andriake'de şu anda müze olangranarium binasıdır. Müzeyi oluştururken nasıl bir yol izlediniz? Müzeyi oluştururken granarium ve çevresinde bulunan yapılara öncelik verdik. Müze bittiği zaman, oraya giden insan çevresinde ne var ne yok korunmuş olarak onları da görebilsin ki orası bir açık hava müzesi olarak devreye girsin. Çalışmalar nasıl ilerledi? 2009 - 2012 yılları arasında, ilk dört yıl Andriake'de liman merkezini kazıp granarium, agora,hamam gibi sosyal yapıların hemen hepsini ortaya çıkardık. Bunların hepsinin konservasyonunu yaptık, yani koruma ve onarım işlerini gerçekleştirdik. 2012 yılı içinde daha önce hazırladığım projeyi dönemin bakanı Sn. Ertuğrul Günay’a önerdim. Bakanlık projeyi benimsedi ve hemen ihaleyi gerçekleştirdi. Bakanlık uzmanları Canan Hanımların çok emek verdiği teşhir tanzim işleri de bitince 2016 yılında da granarium ve açık hava müzesinin olduğu Likya Uygarlıkları Müzesi'ni dönemin bakanıyla birlikte açtık. Neler var içinde? Likya Uygarlıkları Müzemiz, bir tek uygarlığın müzesi olan Türkiye'deki ilk müzedir. Sadece Likya uygarlığına ait eserler var. Tema olarak sadece Likya'yı her boyutuyla tanıtmayı hedef alıyor. 2 bin yaşındaki bir granariumun müze olması ilk kez burada gerçekleşiyor. Yüzde 97'sinden fazlası korunmuş 2 bin 307 metrekarelik bir antik bina. Çatısı ve ahşap kapıları Roma dönemine göre uygulandı ve şahane bir müze ortaya çıktı. Bu müzeye bağlı Myra, Andriake, Ksanthos, Patara, Arykanda, Letoon ve St. Nikolaos gibi kazılar ve araştırmalardan ortaya çıkan yeni eserlerle her yıl daha da zenginleşmektedir. Bunları ihaleyle mi gerçekleşti? Bakanlığın mimarları ve teşhir tanzim uzmanlarıyla beraber kendimiz tasarımladık. Uygulama ihale edildi. Projenin bittiğini söyleyebilir miyiz? Burada ben temel amacıma ulaştım. Ama kazı bitmez. Kentin bir bölümü henüz duruyor. Ama kentin merkezi bölümünde bulunan kamu yapıları, önemli yapılarıkazılıp ortaya çıkarıldı; korundu, bilimsel araştırmaları yapıldı, müzeye dönüştürüldü; Likya’nın ortasındahiç yoktan müthiş bir cazibe merkezi yaratıldı. Müze ziyarete açıldı mı? Müze ziyarete açık. Çok sayıda ziyaretçi geliyor. Müze beğeniliyor. Enteresan bir müze oldu. Kısa zamanda hedeflerimize ulaşmış olduk. Daha önce Myra’yla birlikte, Myra’nın bir yapısı olan St Nikolaos Kilisesi bir hac merkezi olarak ziyaret rekorları kırıyordu. Şimdi Bizans dönemi başkentindeki, hac merkezli St. Nikolaos kültürü artık müzemizde objelerle de tanıtılma şansını buldu. Ve artık dünyaca ünlü Kekova bölgesi de olağandışı bir müzeyle taçlanmış oldu. Rhodiopolis ne oldu? Rhodiopolis'i 2006'da kurup, 2009'a kadar ben kazmıştım. 2009’dan sonra da İsa Kızgut kazıları sürdürdü 5 yıldır da Antalya Müzesi yürütüyor. Rhodiopolis'te yanlış bir restorasyon vardı. O öyle kaldı mı? Hiç bir bilgim yok. O, Rölöve Müdürlüğü ile ilgili bir konu. Onlara sormak gerekir. Varsak Lyrboton Kome projesi hangi aşamada? Kepez Belediye Başkanı Hakan Bey'le (Tütüncü) Varsak'ta Kepez Belediyesi projesi olarak "arkeopark" projesi gerçekleştiriyoruz. Projenin küratörlüğünü yürütüyorum. Projenin ilk adımı olan kazıyı da Antalya Müzesi (Mustafa Demirel) başkanlığında ve benim bilimsel danışmanlığımdayapıyoruz. İki yıldır kazıyoruz, birinci etabı bitirdik. Varsak Kaleiçi dışındaki Antalya kent merkezindeki tek antik yerleşim. Olbia, Magidos gibi birkaç küçük yer daha var, ama oralarda fazla bir şey kalmamış. Perge’ye bağlı Lyrboton Kome’deki –Varsak-zeytinyağı üretim merkezi olan antik yerleşim korunmuş. Orada yıl boyu 35 - 40 işçiyle yapılan bir çalışma var. Tüm finansını belediye karşılıyor. Roma dönemini canlandıran bir arkeopark yapıyoruz, bu da Türkiye'de bir ilk olacak. Antalya bu projeyle hem bilim ve koruma hem de turizm açısından çok şey kazanmış olacak. Antalya'da ilgi bekleyen, projelendirilmesi, kazı yapılması gereken başka antik kentler var mı? Çok var. Ama hepsi kazılamaz. Böyle bir imkân yok, böyle bir gereklilik de yok. Olduğu gibi korumak önemli. 3 bin yıldır bekleyen antik kentler 100 yıl daha bekleyebilir. Korunabiliyorsa toprak altında da olsa sorun yoktur. Halihazır varlıklar korunamıyorsa o zaman sorun var demektir. Kazı yapılınca bilim ortaya çıkıyor, kazı ekibi bir kente gittiği zaman orada gerçek koruma başlıyor. Varsak örneğin; orası defineci bölgesiydi, biz kazmaya başladığımız andan itibaren her şey kontrol altına girdi. Artık kimse buraya zarar veremiyor. Bir anda cazip bir rekreasyon alanına dönüştü. Myra ve Andriake'de son durum nedir? Myra ve Andriake'de bu sezon da çalışmalarımız devam edecek. Myra'ya ben Anadolu Pompei'si diyorum. 10 metre alüvyon altında Anadolu Pompei'si duruyor. Ama çoğunlukla özel mülkiyet olduğu için açamıyoruz. Bu nedenle işler biraz durdu gibi. Orada devasa bir tiyatro kazısı yürütüyorduk. Devletin kamulaştırmasını beklemek zorundayız. Tiyatrodan da söz eder misiniz? 11 bin kişilik devasa bir tiyatro. Bölgenin en büyük ve en niteliklitiyatrosu. Çok da özgün bir mimarisi var. Orada kazıyı bitirdik. Sayın valimiz de (Münir Karaloğlu) "Bir an evvel onaralım, ayağa kaldıralım" dedi. Bizim her şeyimiz hazır. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğümüze Vali Bey talimat vermiş.Heyecanla ihaleyi bekliyoruz. Andriake kazılarına da devam edeceğiz. Liman boyunca rıhtım caddesini kazıp müze alanının daha da genişletmeye çalışacağız. Bunu Likya Uygarlıkları Müzesi Müdürlüğü ile birlikte yapıyoruz. Myra - Andriake sizin için ne anlam ifade ediyor? Yaptığım kazıyı müzeye dönüştürdüğüm için çok mutluyum, çok keyifliyim. Hem kazmış hem korumuş hem de birçok makale ve kitap yazmış biri olarak da ben amacıma ulaşmış oldum. Çok eski kazılara dahi nasip olmayan işler bana nasip oldu yani halka ve memlekete bir arkeoloğun sunması gereken hizmeti sunarak arkamızda iyi cümleler bırakmış olduğumuzu sanıyorum. Bölgeye 30 yıldır hizmet eden bir arkeolog olarak bu duyguları taşıyor ve mutluluğumu dile getirmek istiyorum.Bu amaçlara ulaşmamda her zaman destek olan Üniversiteme, çok sayıda belediye başkanlarına ve özellikle de Kültür ve Turizm Bakanlığı’na çok teşekkür ederim.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: