Antalya
07.03.2018
A

İmmunolojik Etmenler Anne ile embriyo veya fetus arasında immunolojik uyuşmazlığın otizme sebep olabileceği ileri sürülmüştür. Bazı otizmden etkilenmiş çocukların lenfositleri anne antikorları ile reaksiyon vermekte ve bunun sonucunda gebelikte embriyonik nöral veya ekstra embriyonik dokularda hasar oluşabileceği ileri sürülmektedir. Otizmden etkilenmiş hastalarda T hücresinin aracılık ettiği immunitede eksiklikler olduğu ileri sürülmüştür. T lenfositlerinin mitojenlere olan proliferatif cevabı düşük bulunmuştur. Ayrıca otizmden etkilenmiş çocukların % 40'nda önemli derecede NK sitotoksisitesinin azaldığı bildirilmiştir. Otizmde beyine karşı oluşan antikorlar araştırılmıştır. Yapılan bir çalışmada, 15 otizmden etkilenmiş çocuğun 10' unda, babalarının ve kardeşlerinin yarısında nöron akson filament proteinlerine karşı serumda antikorlar saptanmıştır. Otizmden etkilenmiş çocuklarda miyelin temel proteini ile tepki veren antikorlar (anti-MBP) yaklaşık % 58 oranında görülürken, kontrol grubunda bu oran % 9 olarak bulunmuştur. Anti-MBP'nin otizmden etkilenmiş davranışların gelişimi ile birlikte olduğu ileri sürülmektedir. Endokrin Sistem ve Endorfinler Son yıllarda oksitosin hormonu otizmden etkilenmiş bozuklukta araştırılmıştır. Oksitosin hipotalamusta sentez edilir. Oksitosin memelilerde uterus kasılmalarını ve süt salınışını sağlar. Oksitosinin cinsel bağlanmada ve anne-bebek bağlanmasında önemli olduğu ileri sürülmektedir. Otizmden etkilenmiş çocuklarda normal gelişim gösteren çocuklara göre daha düşük plazma oksitosin düzeylerinin olduğu bulunmuştur. Normal gelişim gösteren çocukların plazma oksitosin düzeylerinin yaş ile birlikte arttığı ancak bu artışın otizmden etkilenmiş çocuklarda görülmediği bildirilmektedir. Beyin Gelişimini Etkileyen Faktörler Beyinin gelişimi doğumla durmaz. Beyin yaşamın ilk bir kaç yılında değişmeye devam eder. Yeni nörotransmitterler etkin hale gelir ve iletişim için yeni yolaklar oluşur. Böylece, dil, duygu ve düşünce süreçlerinin oluşmasını sağlayan nöral ağlar için temel oluşur ve şekillenir. Buna karşın, normal beyin gelişimine birçok sorunun engelleyici etkisi olabilmektedir. Hücrelerin beyinde yanlış bir yere göç etmelerinden başka nöral yolaklardaki veya nörotransmitterlerdeki sorunlardan dolayı da iletişim ağının bazı kısımlarının işlemesinde sorunlar olabilir. Iletişim ağındaki bir problem nedeniyle duyusal bilgi, düşünceler, duygular ve eylemleri koordine etmekte başarısızlık olabilir. Araştırmacıların bir kısmı gelişen beyinde ne gibi anormallikler oluştuğunu incelerken, diğerleri otizmden etkilenmiş beyinde şu anda saptanan anormallikler üzerinde durmaktadır. Bunun yanında, bilim adamları limbik sistemi de araştırmaktadırlar. Limbik sistemin yapılarından biri olan amigdala sosyal ve duygusal davranışı düzenlemeye yardımcı olmaktadır. Yüksek işlevli otizmden etkilenmiş çocuklarla yapılan bir çalışmada , bunlarda amigdala'da anormallik olduğu fakat hipokapmusun sağlam kaldığı gözlenmiştir. Başka bir çalışmada amigdala'sı doğumda hasara uğratılmış maymunlar izlemeye alınmış, bunlarda otizmden etkilenmiş çocuklar benzer şekilde fiziksel olarak büyümüşler, fakat artan tarzda çekilme ve sosyal ilişkiden kaçma görülmüştür. Sinir sisteminin kimyasal ulakları olan nörotrnsmitterlerindeki farklılıklar da araştırılmıştır. Bir çok sayıdaki otizmden etkilenmiş bireyde nörotransmitter olan serotonin düzeyinde yükseklikler bulunmuştur. Nörotransmitterlerin beyin ve sinir sisteminde impulsların iletiminden sorumlu olduğunun saptanmasından sonra, bu çocuklarda duyusal distorsiyonun olabileceği düşünülmektedir. Manyetik Rezonans görüntüleme ile yapılan çalışmalarda, özgün zihinsel görevler sırasında beyindeki belirli bölgelerdeki enerji değişimi incelenmiş. Problem çözme ve dil görevleri sırasında, ergen otizmden etkilenmiş çocuklarda otizmi olmayanlara oranla daha az beyin aktivitesi olduğu gözlenmiştir. Küçük çocuklarla yapılan bir çalışmada pariyetal bölgelerde ve korpus kallozumda düşük aktivite düzeyleri saptanmıştır. Bu durum, beyinin belirli bölgelerinin bir sorun olduğunu veya impulsların beyinin bir bölgesinden diğer bir bölgesine geçişinde sorunlar olduğunu düşündürtmektedir. (Devam Edecek) Esenlikler Dilerim.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok