Antalya
06.03.2018
A
ARŞİV , GÜNCEL
AKP seçmeni Türel’e oy vermeyecek
AKP seçmeni Türel’e oy vermeyecek

İyi Parti Antalya İl Başkanı Av. Nizamettin Sağır, partisinin 2019 yılında Antalya’da önemli bir sürprize imza atacağını kaydetti. Bir umut olarak gelen Türel’in Büyükşehir’i borç batağına sapladığını belirten Sağır, “Ak Parti seçmeninin Türel'e oy vermeyeceğini düşünüyorum” dedi. İyi Parti Antalya İl Başkanı Nizamettin Sağır'la partisinin bugünü ve yarınını konuştuk. Serik dışında Antalya'nın tüm ilçelerinde ilçe başkanlarının belirlendiğini ifade eden Nizamettin Sağır, yönetimlerin oluşumunda da sona gelindiğini vurguladı. "Toplumun değişik kesimlerinden oluşan, farklı dünya görüşlerinden herkes bizim partimizde var" diyen Nizamettin Sağır, "Parti yönetimimizde Alevi var, Sünni var, Türk var, Kürt var, Rus var. Kardeşimiz olan herkes var. Türkiye ne ise İyi Parti de o. İyi Parti bir kardeşlik hareketi olarak doğdu, bir kardeşlik hareketi olarak büyümeye devam edecek" dedi. İyi Parti'nin barajı aşma gibi bir sorunu olmadığını belirten Sağır, partisinin Antalya'da çok önemli bir sürprize imza atacağını savundu.  Ak Parti'nin rakip siyasi partilerin değerlerine saldırı üzerinden toplumu konsolide ettiğini belirten Sağır, "Ak Parti 'Hayır' cephesini 'gayri milli' ilan ederek seçmenini konsolide etme yoluna gitti. Ak Parti - MHP ittifakı için 'yerli - milli' gibi sıfatlar telaffuz edildi. Diğerleri bu yerliliğin - milliliğin dışındaymış gibi bir algı oluşturma gayreti söz konusu. Bu oyuna düşerek, yeni bir ittifak üzerinde ısrar etmek yerine, bu işi seçmenin iradesine bırakmak gerekiyor" ifadelerini kullandı. İyi Parti'nin cumhurbaşkanı adayının partisinin genel başkanı Meral Akşener olduğunu kaydeden Sağır, "Sayın genel başkanımızın, 'İkinci tura kim kalırsa onun arkasında yer alırız' değerlendirmesi var. CHP'nin göstereceği aday ikinci tura kalırsa, biz de onun arkasında dururuz" dedi.  Afrin harekâtını desteklediklerini belirten Nizamettin Sağır, "Bunun siyasi bir mesele, bir oy devşirme meselesi yapılmaması gerektiği fikrimizi belirtmeden de geçemiyoruz" dedi. RÖPORTAJ: Mustafa Koç Partinizin Antalya örgütlenmesinden başlayalım isterseniz. İl yönetimi oluştu. İlçe yönetimlerinde durum ne? Bir ilçemiz, Serik hariç; ilçe başkanlarımız atandı. Çoğu ilçemizde yönetimler oluştu, listeler onaylandı. Bazı ilçelerimizde tamamlanmak üzere. İlçe bürolarımızda sona gelindi. İlçe başkanlarınız kimler? Akseki'de Mustafa Başgör, Aksu'da Ali Öztürk, Alanya'da Yücel Apaydın, Demre'de Hüseyin Şahin, Döşemealtı'nda Kazım Gedik, Elmalı'da Turgay Kızıltaç, Finike'de Veli Özdil, Gazipaşa'da Mehmet Yüksel, Gündoğmuş'ta Bahattin Ünsal, İbradı'da Rıfat Taner, Kaş'ta İsmail Şahyılmaz, Kemer'de Hüseyin Ayçiçek, Kepez'de Tolga Motorcu, Konyaaltı'nda Serap Kaya İncir, Korkuteli'de Süleyman Yıldız, Kumluca'da Aydın Kaya, Manavgat'ta Tuğba Vural Çok, Muratpaşa'da Tahir Erdem, partimizi ilçe başkanı olarak temsil edecek isimler. Antalya'da İyi Parti'ye ilgi nasıl, gelecek için umutlu musunuz? Antalya'da İyi Parti'nin çok iyi bir oy potansiyeline sahip olacağı, siyaset dengelerini değiştireceği, şimdiden görülüyor. Milletten gelen ciddi bir ilgi var. Bu ilginin seçim sandığına da yansıyacağını düşünüyorum. İyi Parti'nin kuruluş nedeni, muhalefetin muhalefet görevini yapmaması idi. Bu açığı kapatma düşüncesi ve gayretinde olacağız. Antalyalının da bizden bu yönde beklentisi var. Türkiye geneli ve Antalya özelinde İyi Parti'nin parti içi birliği ne durumda? Yönetimler oluşurken alınganlıklar, kırgınlıklar oldu mu? Bu tür durumlar son derece olağandır. Aynı annenin evladı iki kardeşin bile belli konularda anlaşamadığı olur. Bu tür sıkıntılar, duygusallıklar, her oluşum sırasında ortaya çıkabilir. Önemli olan bunların sizin yapılanmanıza zarar verecek boyutta olmamasıdır. Bizim için böyle bir şey söz konusu değil. Türkiye'nin bir beka sorunu var. Bu sorunu yaratanların çözemeyeceğini bildiğimiz için ve de çözmek için yola çıktığımız için, demokrasinin yeniden rayına sokulması gerektiğini düşünen bir topluluk olduğumuz için, duygusallık birliğimizin önüne geçmez, geçemez. AKP SEÇMENİ TÜREL’E OY VERMEYECEK 2019 Yerel seçimlerindi Büyükşehir'de Türel'in şansı nedir? Antalya Ak Parti ve CHP başkanlıklarını gördü. Her ikisinde de hayal kırıklığına uğradı. CHP'nin Akaydın dönemi bir hayal kırıklığı oldu. Bunun ardından bir umut olarak gelen Menderes Türel'in Büyükşehir Belediyesi'ni getirdiği nokta bir borç batağı. Sadece İller Bankası'yla ilgili Türkiye'nin 5'inci borçlu belediyesiyiz. Diğer bankalara, özel kurumlara olan borçları saymıyoruz. Büyükşehir Belediyesi Türel tarafından batağa saplandı. Reklamlarla, her tarafa kendi posterini astırmakla bu iş olmuyor. Ak Parti seçmeninin Türel'e oy vermeyeceğini düşünüyorum. İlçe belediyelerinin de Büyükşehir yasasından kaynaklanan ciddi sıkıntıları var. Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyelerinden kestiği paralar kadar yatırımı bu ilçelerde yapmıyor. Ak Parti'nin Türel'i aday göstermeyeceği konusu da açık değil. Rıza Sümer Bey'le ilgili, düne kadar, "İl başkanlığına devam edecek" deniyordu; talimat geldi, aday olmayacak. Barajı aşacak mısınız? Rahatlıkla. İyi Parti'nin barajı aşma gibi bir sorunu yok. Antalya'da MHP'nin ne kadar oyu vardı? MHP'nin aldığı oyu alabilecek misiniz? MHP'nin Antalya'daki 1 Kasım oyu yüzde 22 idi. Biz daha fazlasını alacağız. Neye dayanarak bunu söyleyebiliyorsunuz? Alanda gördüğümüz manzaraya göre bunu söylüyoruz. Bakın, yıllarca siyaset yapmış biri olarak söylüyorum; bu kadar baskıya, yıldırma çabasına rağmen, müthiş bir dip dalgası şeklinde İyi Parti'ye bir yönelme var. İyi Parti’ye olan sempatisini millet, anketler yapılırken ya da açıkça belirtmesi gerektiği durumlarda ifade etmekten çekinse de, baş başa kaldığımızda, aile ortamlarında ifade ediyor. İyi Parti Antalya'da çok önemli bir sürprize imza atacak. Ak Parti yıllardır tek başına iktidar oldu. Ak Parti’nin geliştirdiği stratejinin miladı mı doldu da MHP ile ittifak yapıyor. Ak Parti-MHP ittifakının nasıl değerlendiriyorsunuz? 16 yıllık Ak Parti iktidarının, özellikle dördüncü beşinci yılından bu yana, uygulamaya koyduğu özel bir strateji var. Bu stratejiyi siyaset kurumu anlamaya başladı. Ak Parti toplumu kamplaştırarak seçmenini konsolide ediyor. Tüm seçim dönemlerinde rakip siyasi partilere saldırı üzerinden oy devşiriyor. Seçmenlerini Anadolu muhafazakârlığı temelinde konsolide etmeye yönelik bu strateji, bugüne kadar hep başarılı oldu. Bunun en son örneğini referandumda gerçekleştirmeye çalıştılar. Referandumda MHP'nin kurumsal kimliği ile Ak Parti ittifakı gerçekleştirildi. Bu noktadan itibaren bir "Hayır", bir de "Evet" cephesi oluştu. Ak Parti "Hayır" cephesini "gayri milli" ilan ederek seçmenini konsolide etme yoluna gitti. Geçmişte kanka oldukları; Dolmabahçe, Oslo görüşmelerinde, açılım süreci denilen süreçte masaya oturdukları; Habur'da, Diyarbakır mitinglerinde bir araya geldikleri HDP'yi kendilerine karşı olan cephe içinde göstererek, milliyetçi - muhafazakâr seçmene mesaj verme gayreti içinde oldular.     "Hayır" cephesi nasıl bir cepheydi? Referandumda gerçekleşen "Hayır" cephesi, iktidar çevresinin arzu ettiği gayri milli bir oluşuma dönüşemezdi, dönüşmedi. Bir ittifak söz konusu ise, bu siyasetçiler ya da siyasi partiler arasında değil, Türk milletinin kendisi arasında gerçekleşti ve bir milli ittifak olarak oluştu. Hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun vatandaşlar, "Hayır" cephesinde bir araya geldiler. Ak Parti, "bir noktada bir araya gelmeyi, "her noktada bir araya gelme" olarak lanse etme gayretinde. Ak Parti - MHP arasında ittifak gerçekleşti. Buna Büyük Birlik Partisi'nin dahil olma ihtimali var. Bir yanda bir ittifak var. Ama diğer tarafta siyasi bir ittifak söz konusu değil. DOĞRUDAN BİR İTTİFAK SÖZ KONUSU DEĞİL İyi Parti ve CHP'nin ortak cumhurbaşkanı adayı çıkarması söz konusu olabilir mi? Sayın genel başkanımızın, "İkinci tura kim kalırsa onun arkasında yer alırız" değerlendirmesi var. "CHP'nin göstereceği aday ikinci tura kalırsa, biz de onun arkasında dururuz" dedi. Burada da zaten ikinci tura kalabilecek iki aday görünüyor; biri CHP'nin göstereceği aday, ikincisi İyi Parti'nin adayı Meral Akşener. Bu anlayış ittifak olarak değerlendirilmemeli. Örneğin, sadece hukuk devleti temelinde, yargı bağımsızlığı gibi bir asgari müşterekte CHP, SP, HDP, diğer küçük partilerle bu tür bir yakınlaşma söz konusu olamaz mı? Bizim asgari müşterekimiz cumhuriyet ve demokrasi ilkeleri. HDP dışındaki partilerle bu temelde olabilir, ama bunun ittifak şeklinde olması gerektiği kanaatinde değilim. İyi Parti'nin başlangıçtan bu yana bu tür konularda kendine sınır belirlediği kırmızıçizgiler vardır. HDP'nin üzerinde PKK gölgesi var. Bu gölgeyi kaldırmaya yönelik bir çalışma içinde hiç olmadılar. PKK'ya sempatiyle bakan bir siyasi partinin demokrasinin değerlerine bağlı olduğunu söylememiz mümkün değil. Yeni bir kamplaştırma yerine, oluşumu seçmene bırakmak en doğrusu. Ak Parti - MHP görüşmelerinde kurulacak ittifaka için "yerli - milli" gibi sıfatlar telaffuz edildi. Diğerleri bu yerliliğin - milliliğin dışındaymış gibi bir algı oluşturma gayreti söz konusu. Recep Tayyip Erdoğan'a oy vermiyorsanız, yerli ve milli olmuyorsunuz. Seçmeni belli değerler üzerinden Erdoğan'a oy vermeye yöneltmeyi amaçlayan bu anlayış, ters tepki yaratacaktır. Bu oyuna düşerek, yeni bir ittifak üzerinde ısrar etmek yerine, bu işi seçmenin iradesine bırakmak gerekiyor. Toplumun farklı kesimleriyle ilgili yeni politikalarınız, topluma sunacağınız yeni mesajlar var mı? Örneğin Alevilerle, Kürtlerle ilgili somut politikalarınız var mı? Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, cumhuriyete bağlı her vatandaşı birinci sınıf vatandaş olarak görme anlayışı vardı. Irkı ya da mezhebi nedeniyle ayrım yapmayan bir devlet kuruluşu anlayışımız, bir anayasamız var. Zaman içinde siyasetçilerin, başkalarını ötekileştirerek seçmenlerini konsolide etme yönünde geliştirdiği stratejiler Türkiye'yi kamplara böldü. Bu kamplaşma uzunca bir süredir devam ediyor. Bu kamlaşmanın bir örneğini solcu - sağcı bölünmesi şeklinde 12 Eylül denilen dönem öncesinde yaşadık. Bu bölünme daha sonra Türk - Kürt şekline, son dönemde de Atatürkçüler ve Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları şeklini aldı. Bu kamplaşmalara son vermek göreviyle karşı karşıyayız.       HERKESE EŞİT YAKLAŞAN BİR ANLAYIŞ Kamplaşmanın son bulması için sizin çözüm öneriniz var mı? Çözüm Türkiye'de yaşayan kimseyi diğerinden ayrı görmemektir. Değerlendirmeleri yaparken bunu Aleviler, bunu Sünniler, bunu Kürtler, bunu Türkler için yapıyoruz, demek yerine; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tamamına eşit yaklaşan bir anlayış ve uygulamayla bu sorunlara yaklaşmalıyız. Farklılıkları değil, benzerlikleri ifade ederek strateji üretmeliyiz. İyi Parti’nin bakış açısı farklılıkları öne çıkarmak değil, benzerlikleri öne çıkarmak. En temel benzerliğimiz de hepimizin insan olması. Hangi etnik, dini ya da siyasi kimliğe sahip olursanız olun; ya da isterseniz inançsız olun, ortak olduğunuz bir değer var, insan olmak. AFRİN OY DEVŞİRME MESELESİ YAPILMAMALI Afrin Harekatı’yla, hükümetin bu noktadaki politikasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Türkiye'nin güneyinde bir terör ordusunun oluşturulması projesi açık ve net olarak görülüyor. YPG'yi ne Amerika, ne Rusya, ne İran, ne Avrupa Birliği ülkeleri terör örgütü olarak görmüyor. Türkiye'nin terör örgütü olarak gördüğü bir örgüt, uluslararası güçler tarafından düzenli ordu haline getirilmeye çalışılmakta. Türkiye Cumhuriyeti devleti kendi birlik bütünlüğünü hedef almış silahlı terör örgütünün sınırları dışında konumlanmasına izin vermemelidir. Dolayısıyla Afrin Harekatı, ilerde yapılacak Membiç, Fırat'ın doğusu - batısı hareketleri, Türkiye Cumhuriyetinin beka sorunuyla ilgilidir. Bunu siyasi bir mesele olmanın dışında tutarak, bir milli mesele, bir güvenlik meselesi olarak destek vermişizdir, orada savaşan kahramanlarımıza duacı olmuşuzdur. Hataların siyasi bedellerinin ödenmesi gerektiği fikrini bir kenarda tutmak kaydı ile bu olaya böyle bakıyoruz. Bunun siyasi bir mesele, bir oy devşirme meselesi yapılmaması gerektiği fikrimizi belirtmeden de geçemiyoruz. Ekleyecekleriniz var mı? İyi Parti bir partinin devamı değil. Sağcı mısınız, solcu musunuz, milliyetçi misiniz, siz bir partinin devamı mısınız, diye soruyorlar. Belli kavramların içine sıkıştırılmış bir seçmen kitlesi var. İyi Parti bu alışkanlığı kırıyor. Toplumun değişik kesimlerinden oluşan, değişik dünya görüşlerinden herkes bizim partimizde var. Siz sorduğunuz için söylüyorum, bizim parti yönetimimizde Alevi var, Sünni var, Türk var, Kürt var, Rus var. Kardeşimiz olan herkes var. Türkiye ne ise İyi Parti de o. Biz bu zenginliğin farklılıklarını öne çıkararak değil, birliğini sağlayarak bir aile haline geliyoruz. Türkiye'de olması gerekenin iyi bir uygulaması İyi Parti'de.   Kısacası İyi Parti bir kardeşlik hareketi olarak doğdu, bir kardeşlik hareketi olarak büyümeye devam edecek.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: