Antalya
16.06.2017
A
GÜNCEL , RÖPORTAJ
Otogar alanını yargıya taşıyacağız
Otogar alanını yargıya taşıyacağız

Antalya Meslek Odaları Eşgüdüm Kurulu Sözcüsü Abit Küçükarslan’la otogar ihalesini bir kez daha masaya yatırdık. “Yerinin değişmesi için otogarın hizmet veremez, işlevini yerine getiremez hale gelmesi lazım” diyen Abit Küçükarslan, “İmar yasası ve imar yönetmeliğine baktığımızda, buradan bu satışın yapılmaması gerektiği ortaya çıkar” diye konuştu. “Otogar gibi altyapı alanı dediğimiz alanları, aynı özelliklere sahip olanını bulmadan mevcut yerinden taşımamız yasal olarak mümkün değildir” diyen Küçükarslan, Meslek Odaları olarak otogar alanıyla ilgili plan değişikliğini yargıya taşıyacaklarını söyledi. Abit Küçükarslan’la masaya yatırdığımız ikinci konu, meslek odalarıyla ilgili üzerinde çalışılan yasa tasarısı oldu. Tasarıdan “Odaların maddi gücünü yok etme yanında birliğini bozmaya da dönük bir proje” olarak söz eden Küçükarslan, “Meslek odaları, meslek insanları olarak buna izin vermeyiz; bu tür baskılara boyun eğmeyiz” dedi.   Geçtiğimiz günlerde yaptığınız bir açıklamada otogar ihalesinin yapılmaması gerektiğini söylediniz. İhale neden yapılmamalı?   Bir otogarın yerinin değişmesi için hizmet veremez, işlevini yerine getiremez hale gelmesi lazım. Şu anda Antalya Otogarı’nın bulunduğu yere baktığımızda, Antalya’yı rahatlatan bir konumu olduğunu görürüz. Bu konum geniş bir alana yayılmış olması yanında, alanda çok yüksek bir yapının olmamasından kaynaklanıyor.   İhaleyle ilgili hukuki engelden söz etmiştiniz…   Gerek imar planı gerekse imar planı yapım yönetmeliklerinde otogar tipi sosyal ve teknik altyapı hizmeti sunan yerlerin “iyileştirilmesi” esas alınmıştır. İmar yasası ve imar yönetmeliğine baktığımızda, buradan bu satışın yapılmaması gerektiği ortaya çıkar. Çünkü otogar gibi altyapı alanı dediğimiz alanları, aynı özelliklere sahip olanını bulmadan mevcut yerinden taşımamız yasal olarak mümkün değildir.   Aynı özelliklere sahip yerin Döşemealtı’nda bulunduğu söyleniyor?   Döşemealtı farklı bir yer. Aynı alan içinde, yani otogarın bulunduğu alan içinde bir alan yaratılması lazım. Bunun dışında bir yere otogarın taşınmasına yasalar şu anda izin vermiyor. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 26’ya 2 maddesinde aynen şöyle diyor: “İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz.”   Değişiklik standart düşüklüğü yaratıyor mu?   Tabi ki yaratıyor, ama buraya ekleyeceklerimiz de var. Aynı maddenin 3’üncü bendinde de, “İmar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişiklikleri zorunluluk olmadıkça yapılmaz. Zorunlu hallerde böyle bir değişiklik yapılabilmesi için imar planında yer alan yol hariç sosyal ve teknik altyapı alanlarının ve kamuya ait sosyal ve kültürel tesis alanlarının kaldırılabilmesi veya küçültülmesi ancak bu tesislerin hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle yapılabilir. Eşdeğer alanın ayrılmasında yüzölçümü ve konum özellikleri korunur” deniyor. Bu yönetmelik hala geçerli. Bu yönetmeliği değiştirmeden “Ben bunu aldım, satıyorum” dediğiniz zaman yargılayan hakim bu maddeye bakar ve o satışı iptal eder. O nedenle meslek odaları olarak biz böyle bir maceraya girilmesin diyoruz.   Otogar alanı ne zaman taşınabilir?   Yasada belirtilen şartlar oluşur ya da mevcut otogar hizmet edemez hale gelir bu durumda taşırsın. Bu konuda örneğimiz eski otogar. Markantalya’nın oradaki otogar hizmet veremez hale geldi, taşınması zorunlu hale geldi, şimdiki yerine taşındı. Hizmet veremez duruma gelirse şimdiki otogarı da bir başka yere taşırsın. Ama ortada böyle bir durum yok. Uzun süre böyle bir durumun ortaya çıkması da mümkün görünmüyor.   Otogar satışına bu nedenle hukuki yollar kapalı mı diyorsunuz?   Şunu da eklememiz gerekir: 14 Ekim 2016 tarihinde yapılmış imar planı değişikliği vardı. Antalya Şehir Plancıları Odası dava açarak bu değişikliğin iptalini istedi. Bu dava bazıları sonuçlandı dese de, halen devam eden bir dava.   Orada ne denildi?   Benzer şeyler söylendi. “Bu değişiklik şehircilik ilkelerine aykırıdır” denildi.   Neden aykırı?   Çünkü değişiklik yapılaşma yoğunluğu getiriyor. Otogarın etrafında ciddi bir yeşil alan var. İlk bakışta görülmeyebilir, ama orada ciddi bir yeşil alan var. Burası söz konusu değişiklikle ticaret ve konut alanına dönüştürülüyor.   Yeni planda park alanı yok mu?   Var ama mevcut alanın yüzde 30’unun da altına düşürülüyor. Esas amaç otogar alanını ticaret ve konut alanına çevirerek nefes alınamaz hale getirmek. Antalya’nın akciğeri Vakıf Zeytinliği’nin fonksiyonunu da bu yapılaşma önleyebilecek. İşin bir başka boyutu da bu. Şehir Plancıları Odası’nın davasına müdahil olanlar da oldu. Plan değişikliğine, dolayısıyla otogar satışına karşı çıkanların sayısı arttı.   Meslek Odaları Eşgüdüm Kurulu olarak sizin dava açma durumunuz olacak mı?   Geçtiğimiz günlerde yaptığımız basın açıklamasında açıkça ifade ettik. “Yeni yapılan imar değişikliği eskisinden daha fazla yük getirdiği için, bu değişikliklerle ilgili de davamızı açacağız” dedik. Eskiden 1.0 olan emsal 1.8 emsale çıkmış. Bu da yapılaşma orada aşağı yukarı iki kat daha artacak demektir. Meslek odaları olarak bu konuda da davamızı açacağız.   Davanın sonucu ne olabilir?   Bu yasa ve yönetmelik yürürlükte iken iptal ihtimali çok yüksek.   Belediye yönetimi rant suçlamalarına, “Burayı rant için değil, yatırımlarımızı tamamlamak, kamuya yeni eserler kazandırmak için satıyoruz” dedi…   Kaynak yaratmak kentin akciğeri konumundaki yerlerin satılmasıyla olmaz. Kent bu şekilde yönetilemez. Meslek odaları için asıl amaç kamu yararıdır. Yapılan iş kamu yararı kavramına uygun mu? Antalya ve Türkiye’nin yararına mı değil mi? Biz buna bakarız. Otogar alanının bu şekilde elden çıkarılması bizim yaptığımız değerlendirmelere göre Antalya’nın yararına değil.   Büyükşehir Belediye Başkanı Türel, açıklamalarınıza cevap verirken sert ifadeler kullandı. Bu konuda ne diyorsunuz?   Başkanın olumsuz olarak kullandığı kelimelerin aynısını kendisine iade ettik. O tip bir değerlendirmeyi kendisine yakıştıramadığımızı ifade ettik. Meslek odaları olarak, kamu yararı kavramını öne alır, şahsi çıkarları bir yana bırakır, gereği neyse buna göre yaparız. O nedenle biz Sayın Başkanın değerlendirmelerini bir panik hali gibi gördük. Olumsuz değerlendirmeleri kendisine iade ederken, meslek odaları ile uğraşarak kentin yönetilemeyeceğini ifade ettik. Biz siyasi bir grup, siyasi bir organ değiliz. Meslek odaları olarak kamu yararı doğrultusunda açıklamalar yapmaya da devam edeceğiz.   “Meslek odaları her şeye, her önemli projeye; havaalanına, otoyola, alt geçitlere, üst geçitlere karşı çıkıyor. Her şeyle ilgili dava açıyor, bazı projelerin iptaline ya da aksamasına neden oluyor” suçlamaları için neler diyeceksiniz?   Meslek odaları her projeye karşı çıkmaz. Ülkenin ve Antalya’nın yararına olanlara destek verir, ülkenin ve Antalya’nın zararına olanlara karşı çıkar. Örneğin Sayın Başkan Türel’in seçilmesinin ardından ilk yapılan işlerden biri İl Özel İdare binasının yıkılması idi. Hatırlarsanız bununla ilgili her konuda en çok uğraşanlardan biri Antalya meslek odaları oldu. Bu konuyla ilgili Sayın Başkanın desteklenmesi yönünde en önde yer aldık. Meslek odaları bir projeyi eleştiriyorsa, o projede mutlaka bilimsel ya da teknik bir yanlış ya da kamu menfaatine aykırı bir durum var demektir. Bir kez daha tekrarlamak gerekirse; meslek odaları, siyesi bir grup değil, kama yararını düşünen insanlar topluluğudur.   Bu tür engellemelerin siyasi çıkar için yapıldığı suçlamalarına da yer veriliyor…   Bazıları bu tür durumlardan siyasi ya da bir başka türlü çıkar sağlamak isteyebilir. Proje sahibini yanına alarak ya da ona saldırarak siyasi çıkar ya da rant kaygısı güdebilir. Bizim bu tür bir düşünce ya da tutumumuz kesinlikle söz konusu olamaz. Biz ülke ve Antalya’nın yararına olan şeyler için mücadele ediyoruz, bu mücadeleye devam edeceğiz. Bundan rahatsız olanlar, meslek odalarının sesini kesmek isteyebilir. Şu anda değiştirilmek istenen maddelerle meslek odalarının gücünü azaltmak isteyenler olabilir. Ama buna kimsenin gücü yetmez. Bilim ve tekniğin doğrultusunda kamu yararı söz konusu olan her yerde meslek odaları açıklamalarını devam ettirecektir. Bundan bizi kimse alıkoyamaz.   “Meslek odaları dernekleştirilecek; odalara üyelik zorunlu olmaktan çıkarılacak” deniyor. “Değiştirilmek istenen maddeler” bu amaca mı yönelik?   Taslakta, TMMOB’nin, meslek üyelerinin ürettikleri işler ile ilgili olarak içerik bakımından herhangi bir denetim yapamayacağı; İnşaat ya da Mimarlar Odası üyelerine projeyi onaylatma zorunluluğunun kaldırılacağı ifadelerinin yer aldığı belirtiliyor. Projenin onay zorunluluğunu kaldırmak, mimar ya da mühendis odalarına kaydolmadan da projenin onaylanabilmesi demek. Bunun odaların maddi gücünü yok etme yanında birliğini bozmaya da dönük bir proje olduğunu anlamak için kâhin olmaya gerek yok. Meslek odaları, meslek insanları olarak buna izin vermeyiz; bu tür baskılara boyun eğmeyiz.   Bu tür bir uygulamaya gidilirse sonuç ne olur?   Şu anda tasarı son halini almadığı için net şeyler söylemek doğru olmaz. Bu tür bir uygulamaya gidildiğini farz edelim; meslek odaları asıl o zaman siyasileşir; projelere asıl o zaman siyasi çıkar ya da rant için karşı çıkılır ya da destek olunur. Beklenti bu olabilir; ancak bu sanıldığı kadar kolay olmaz. Meslek odaları, meslek insanları, her koşulda söyleyeceklerini söyler; kamu yararına olan her projeyi her koşulda savunmaya, kamu yararına ters düşen her projeye her koşulda karşı çıkmaya devam ederler.  

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: