Doç. Dr. Sibel Bakırcı, romatolojik rahatsızlıkların genellikle "iltihaplı romatizma" olarak bilindiğini belirterek, genetik yatkınlığı olan bireylerde, çevresel faktörlerin etkisiyle bağışıklık sisteminin anormal çalışmaya başladığını ve bu durumun kasları, kemikleri, damarları ve bağ dokuyu etkileyebileceğini ifade etti.

 

ERKEN TANI HAYAT KURTARIR

"Romatolojik rahatsızlıklar çok sinsi hastalıklardır ve erken tanı, tedavinin başarısı için kritiktir," diyor Bakırcı. Şikayetlerin çoğu zaman eklemlerde ağrı, şişlik, bel ağrısı gibi semptomlarla ortaya çıktığını ekleyen Bakırcı, erken tanı ve teşhisin hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.

Bakırcı, "Hastalıkların ilk ortaya çıkış ve aktif olduğu dönemlerde ateş, yorgunluk, halsizlik ve kilo kaybı görülmektedir."

ERKEN YAŞLARDA BAŞLAYAN VE ERKEKLERİ DAHA ÇOK ETKİLEYEN BİR HASTALIK 

Bel ağrısının genellikle 3 aydan uzun sürdüğü, erkeklerde kadınlara göre 3 kat daha sık görülen ankilozan spondilit, romatolojik rahatsızlıklar arasında en sık rastlananlardan biri olarak dikkat çekiyor. 20-40 yaş aralığında başlayabilen bu hastalık, sadece omurgayı değil, gözde kanlanmayı ve bazı cilt lezyonlarını da etkileyebiliyor.

 

OMURGADAKİ EĞRİLİKLERİN ÖNÜNE GEÇİLEBİLİR

Erken tanı ve tedaviyle, omurgada oluşabilecek kamburluk ve hareket kısıtlılıkları önlenebilir. Doç. Dr. Bakırcı, hastaların çoğu zaman sadece bel ağrısı şikayetiyle başvurduklarını, ancak aslında bu ağrının altında çok daha ciddi sorunların yatabileceğini belirtti.

Doç. Dr. Bakırcı, "Disklerin arasında kemikleşmeyle beraber hareket kısıtlılıkları ve eğrilikler başlıyor. Hasta kafasını sağa ve sola hareket ettiremeyebilir." dedi.

 

 SİNSİ BİR SÜREÇ VE YORGUNLUK BELİRTİSİ

Şikayetlerin genellikle yavaş yavaş arttığını ve hastaların çoğu zaman bu belirtileri başka sebeplerle ilişkilendirdiğini belirten Bakırcı, yorgunluğun bu hastalıklarda önemli bir faktör olduğunu, bu yüzden süreç boyunca dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.
Kaynak: AA