Yeşil Kuşak’ın tohumları | Körfez Gazetesi
Konyaaltı’nın dibi çöp deposu

Konyaaltı’nın dibi çöp deposu

Bu ayrılık benim istediğim ayrılık değil

Bu ayrılık benim istediğim ayrılık değil

Dünya Kupası finali Muratpaşa’da

Dünya Kupası finali Muratpaşa’da

Sanat sezonunun ilk operası ‘Carmen’

Sanat sezonunun ilk operası ‘Carmen’

Dev karpuz testereyle kesildi

Dev karpuz testereyle kesildi

Yeşil Kuşak’ın tohumları
  • İdrisÖZYOL
    • İdris ÖZYOL
    • iozyol@gmail.com
    • 12 Eylül 2017 - 10:26:56

Politikyol isimli haber sitesinin Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu ile yaptığı röportaj değerli bilgi ve yorumlar içeriyor. Gözden kaçırmış olanlar için altını çizdiği bölümleri aktarmak istiyorum. Böylece Fetullah Gülen’in arka planında ne tür tarihin yattığını, Komünizmle Mücadele Dernekleri üzerinden başlayan bir düşmanlığın, katilliğin kodlarını çözebiliriz. Şöyle başlayalım: “Fethullah Gülen’in hayatına bakıldığı zaman onun Komünizmle Mücadele Dernekleri’nde de aktif olarak çalıştığı biliniyor zaten. Genel olarak ‘sağ’ ve daha özelde ‘İslami hareket’ kategorisinde yer alan kesimler olarak -ki biz de gençliğimizde bunun bir parçası idik- İslam’ı savunuyoruz, dine-imana hizmet ediyoruz diyerek bu gibi projelere eklemlenip eklemlenmediğimiz meselesi sık sık tartışılan bir konu. Fetullah Gülen de o zamandan itibaren bu süreçlerde yer alıyor, ancak onun bu gibi projelerle ilişkilerinin bizim ‘farkında olmadan kullanılma’ ilişkinden daha farklı ve derin olduğu anlaşılıyor”.

Sizin kıbleniz 6. Filo

“Yeşil Kuşak projesi aynı zamanda İslami kesimin ve İslami hareketlerin,  küresel güç odaklarının -özellikle de ABD’nin- safında yer almasını sağlamak için yapılan projelerden bir tanesidir. Ülkemizde pek çok sağ ve dindar hareket bilerek ya da bilmeyerek bu projelerde yer almış, en azından bu projelerin çıkarına olacak şekilde hareket etmiştir. Bu dinsiz (!), imansız (!) komünist (!) karşıtlığı içinde yer almayan sağ bir grup var mı bu memlekette bilmiyorum. Bu bağlamda Komünizmle Mücadele Dernekleri kadar  Mehmet Şevket Eygi’nin adı da -aktif bir aktör olarak- sık sık geçmektedir. Bu durumu o zamanlar karşı kampta yer alan sol-sosyalist-komünist kesimler ‘Sizin kıbleniz 6. Filo!’ diyerek özetlerlerdi. (…) Pek de haksız değillermiş!”

Nurcuların Batı’ya aşkı

“Risale-i Nur’lara baktığımız zaman görürüz ki o, komünizmi ateizmle özdeşleştirip Amerika’nın yanında olmayı din iman davası olarak kabul eder. Hatta onlar Hıristiyan olduğu için ehl-i kitap deyip daha da tolerans gösterir; en azından bunlar Allah’a inanıyor, peygamberleri var gibi teolojik olarak son derece yüzeysel, politik açıdan  da pek basiretli olmayan  bir bakış açısını onun  kitaplarında görebilirsiniz. Hatta  gelecekte  Müslümanlarla Hıristiyanların bir araya gelerek işbirliği yapacağı hayalini de kurar Said-i Nursi, dolayısıyla Fetullah Gülen’de görülen  Batı romantizminin, hatta aşkının  kökenleri oralara kadar gidiyor: Ateizme, dinsizliğe, komünizme karşı işbirliği. Şöyle bir bakış açısı da söz konusu; Batı liberal, özgürlükçü ve üstelik Hıristiyan, yani dine inanıyor, dolayısıyla  ahlaklı; komünistler ise dinsiz, dolayısıyla ahlaksızdır. İslamcılar, İslami kesim bugün bile hala bu kafada”.

Toplumsal özeleştiri şart

“İslami kesimlerin hiç hoşlanmadıkları bir kavram olan ‘Laiklik’ aslında toplumun yapısı göz önüne alındığında, mantıken  ve kendiliğinden zorunlu bir kavram haline geliyor, hatta adeta kendisini giderek İslami kesime bile dayatıyor. Çünkü Türkiye, kendini sadece dindar olarak tanımlayanlardan oluşmuyor. Müslümanlar yanında Hıristiyan ve Yahudiler var, kendisini Müslüman kimliğiyle tanımlamak istemeyen kesimler var, Hanefi, Şafii, Şii, Alevi, Dürzi çeşitli guruplar var, Türkler yanında Kürt, Zaza, Boşnak, Çerkez, Arap, Roman, çeşitli etnik yapılar var, bütün bunları belli bir dinin belli bir yorumuna dayalı  kurallara göre yönetilen bir modele boyun eğmeye zorlayamazsınız. Zorlamak, bizatihi İslami öğretinin kendisine aykırı bir tutum olarak bizatihi Müslümanların reddetmesi gereken bir uygulama, daha doğrusu bir tür  baskıcılıktır. Cemaat yapısına dayalı düşünce sahipleri, sorgulayan, düşünen, eleştiren insanlardan nefret ediyorlar. Siyasiler de o yüzden eleştirel ve muhalif düşünceyi hiç sevmiyorlar. O yüzden yenilikçi ve eleştirel düşünce ve düşünürlere karşılar. Sağ-sol, inançlı-inançsız, Müslüman-Müslüman olmayan, Kürt-Türk, Alevi-Sünni, kadın-erkek, toplumun bütün kesimleri köklü bir öz eleştiri yapabilecek cesareti kendilerinde bulabilecek kadar özgüven sahibi olmak durumundadırlar. Bu özeleştiri ve nefis muhasebesi sürecinde muhtaç olduğumuz  zihniyet ve yöntem ise ‘politik olarak muhalif, entelektüel olarak eleştirel’ olmaktır. Ortak evrensel ahlaki değerler ise, temel insan hakları ve özgürlüklerdir”.

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz