Vertigo uzmanlığından dünya radyolarına | Körfez Gazetesi
Antalyaspor taraftarı stada gitmeyecek

Antalyaspor taraftarı stada gitmeyecek

Antalyaspor taraftarı bir arada

Antalyaspor taraftarı bir arada

Manavgat Belediyespor deplasmanda galip

Manavgat Belediyespor deplasmanda galip

Kumluca Belediyespor galibiyetle tanıştı

Kumluca Belediyespor galibiyetle tanıştı

Serik, Ereğli engelini aştı

Serik, Ereğli engelini aştı

Vertigo uzmanlığından dünya radyolarına
Vertigo uzmanlığından dünya radyolarına

        Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin kurucularından olan ve Türkiye’nin en başarılı vertigo doktoru olarak tanınan Prof. Dr. Esor İbrahim Balkan’ın kendi bestesi olan Fransızca şarkılar dünya radyolarında çalınıyor. Röportaj: Işık Tuncel Türkiye’nin en başarılı vertigo doktorlarından Prof. Dr. Esor İbrahim Balkan ile kendi besteleriyle oluşturduğu Fransızca albümlerini konuştuk. Frekansınızı dünya radyolarına […]

 

 

 

 

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin kurucularından olan ve Türkiye’nin en başarılı vertigo doktoru olarak tanınan Prof. Dr. Esor İbrahim Balkan’ın kendi bestesi olan Fransızca şarkılar dünya radyolarında çalınıyor.

Röportaj: Işık Tuncel

Türkiye’nin en başarılı vertigo doktorlarından Prof. Dr. Esor İbrahim Balkan ile kendi besteleriyle oluşturduğu Fransızca albümlerini konuştuk. Frekansınızı dünya radyolarına ayarladığınızda besteleriyle karşılaşacağınız Balkan, müzikle ve Fransızcayla tanışmasını Antalya Körfez’e anlattı.

Okuyucularımız için kendinizden kısaca bahsederek sohbetimize başlamaya ne dersiniz?

Müziği kendimi bildim bileli sevdim. 10 yaşında piyanoyla, dolayısıyla müzikle tanıştım. Lise hayatım boyunca okul orkestralarında çaldım. Liseden sonra Fransa’ya tıp okumak için gittim. Fransa’ya gittiğim zaman birçok Fransız şarkıcıdan etkilendim ve beste yapmaya başladım. Fransa’da eğitimim devam ederken Cover grubuyla okul partilerinde düğünlerde; The Rolling Stones, Elvis Presley, The Beatles çalarak para kazanmaya başladım. Bir süre sonra Türkiye’ye döndüm. Ankara Üniversitesi’nde kulak-burun-boğaz ihtisasımı tamamladıktan sonra Akdeniz Üniversitesi’nde 28 yıl görev yaptım. Hastanenin kurucuları arasında yer aldım. İçimde bir müzik vardı ve artık onu daha fazla ertelemek istemiyordum. Akdeniz Üniversitesi’nde profesörlüğe kadar yükselerek devam eden 28 yılın ardından vakit artık müzik vaktidir diyerek eşimle İstanbul’a taşınma kararı aldık. Sonunda müziğe vakit ayırabilirdim. Fransızca bestelerimi değerlendirmek için bir albüm çıkardım.

Bize Fransa’da profesyonel müzik yaptığınız yıllardan bahseder misiniz?

Fransa’da burslu okudum. 18 yaşındaydım Fransız arkadaşlarımın da yer aldığı bir müzik grubu kurduk. Yaşadığımız şehirdeki düğünlere, öğrenci partilerine giderek müzik yapıyor para kazanıyorduk. O dönem Fransa’da bile Fransız müziği dinlenmiyordu, Fransızlar kendi müziklerini henüz sevmiyordu. Bu yüzden o dönem Fransa’da Fransız müziği yapamadım hep içimde kalmıştır.

En çok neler dinliyor ve çalmayı seviyorsunuz?

Fransa’daki yıllarımda daha çok rock’n roll bir repertuara sahiptim. Ağırlıklı olarak The Beatles, Animals, The Rolling Stones, Elvis Presley gibi ünlüleri dinler ve çalardık. Fransızca bana her zaman romantik ve erotik gelmiştir. Fransızca’ya geçiş yaptım ve Gilbert Bécaud, Alain Barrière, Adamo, Johnny Hallyday’in şarkılarından çok etkilendim. Hala severek dinlerim.  Türk müziğine pek ısınamadım. Ama beni Türkçe müzik de en çok Kayahan etkilemiştir. Kendisini hala dinliyorum. Fransızca için konuşursak şimdilerde en büyük favorim Lara Fabian’dır.

İlk albümünüz ‘Ses Chansons’dan biraz bahseder misiniz?

Fransızca’yı romantik ve erotik buluyorum. Bu dile hayranlığım, 2012’de Fransızca çıkardığım “Ses Chansons” isimli ilk albümümle somutlaştı. Benim için çok özel bir albüm. Çünkü müzik benim bir parçam ve bunu en sevdiğim dilde söylemek ve bestelemek bana yaşama sevinci veriyor. Albümdeki tüm müzikler bana ait. Sözlerin 3 tanesi benim değil, diğerlerini ben yazdım. Kafamda bir takım melodiler hep vardı ama asıl şarkılar İstanbul’a taşındıktan sonra çıktı ortaya. Albümün aranjmanları bana ve 2 arkadaşıma ait. Benim dışımda albümde 3 de vokal var. Bir tanesi benim Akdeniz Üniversitesi’nde birlikte çalıştığım ve müzik yaptığım öğrencilerimden… Onunla bunu paylaşmak oldukça keyifli oldu.

Şarkılarınıza klip çekmeyi düşünüyor musunuz?

Benim şarkılarımın kliplerini müzik kanallarında yayınlamak çok kolay olmayacaktır. Ama internette yayınlanması için ismimden oluşan (www.esorbalkan.net) bir site hazırladım. Yeni şarkılar ve farklı projeler için ilk albümüm önemli bir sebep aslında. Bu hız ve keyifle ikinci albümümün de eserlerini tamamlamak üzereyim.

Dünya radyolarında sürekli şarkılarınızı duyuyoruz, bu size ne hissettiriyor?

Albümüm ilk çıktığında üniversite yıllarında Fransa’da birlikte müzik yaptığım arkadaşıma gönderdim. Şarkılarımı o kadar çok beğenmiş ki… Hala müzik yapıyor olmama da ayrıca şaşırdığını belirtti. Albümüm ilk seride bin adet basıldı ve tamamı satıldı. Bu benim için en büyük gururdur. İnsanlar bir müzisyeni dinlerken; aynı sesin benzer şarkılar söylemesinden bıkıyor. Bunu dikkate alarak çok farklı tarzlarda mesela caz, romantik, bossa nova, rumba gibi şarkılar yaptım. Albümlerimi dinleyenler hep güzel şeyler söyledi, belki de bu memnuniyet Fransa’dan tüm dünyaya, hatta Türkiye’ye bile yayıldı. Dünya radyoları müziklerimi çalıyor ve ben daha çok müzik yapma enerjisi doluyorum. Albümlerimle ilgili herhangi bir maddi beklentim yok. İçimden gelen müziği yapmış ve paylaşmış olmak benim için yeterince mutlu verici.

Doktor-müzisyen örneklerini daha önce de gördük. Tıp bilimi ve müzik arasında bir bağ olduğunu söyleyebilir miyiz?

Aslında çoğu meslek grubunda benim örneklerim var. Ama tıp bilimi biraz daha kasvetli olunca daha bir dikkat çekiyor. Mesela benden örneklersek 65 yaşında bir profesörün Fransızca besteler yapıp albüm çıkarması pek rastlanılacak bir durum değil. Türkiye’de hiç duymadım hatta dünyada bile olmayabilir bu örnek.

Müzik severlere ve hastalarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Aslında her insanın biraz sanatla müzikle haşır neşir olması onu hayata bağlar. Neyi sevdiğinizi ne kadar erken yaşta tespit ederseniz o kadar daha yaşama bağlı olur ve ondan keyif alarak yaşarsınız.  Müzik en büyük aşkım, bestelerim de öyle hepsi birer çocuğum. Benden çıkan benim parçalarım. Onun dışında resim yapmayı ve futbol izlemeyi de seviyorum. İnsan sevdiği şeyleri yaparak sağlığına da dikkat etmiş oluyor bence. Herkese selamlarımı iletiyorum.

PATLAKLAR

Benim gibi 65 yaşında bir profesörün Fransızca besteler yapıp albüm çıkarması pek rastlanılacak bir durum değil. Türkiye’de hiç duymadım hatta dünyada bile olmayabilir bu örnek.

Dünya radyoları müziklerimi çalıyor ve ben daha çok müzik yapma enerjisiyle doluyorum. İçimden gelen müziği yapmış ve paylaşmış olmak benim için yeterince mutlu verici.

Fransızca’yı romantik ve erotik buluyorum. Bu dile hayranlığım, “Ses Chansons” albümüyle somutlaştı. Şarkılarımı en sevdiğim dilde söylemek, bestelemek bana yaşama sevinci veriyor.

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz