Toprak ve su işleri | Körfez Gazetesi
Asansör imalatında en güvenilir firma

Asansör imalatında en güvenilir firma

Zeytin ağaçları Kepez’de korunuyor

Zeytin ağaçları Kepez’de korunuyor

Antalyaspor’da 4 eksik

Antalyaspor’da 4 eksik

Kepezli sporculardan büyük başarı

Kepezli sporculardan büyük başarı

Korkuteli Belediyespor’da istifalar

Korkuteli Belediyespor’da istifalar

Toprak ve su işleri
  • ErdemGÜNER
    • Erdem GÜNER
    • bekirerdemguner@gmail.com
    • 29 Ağustos 2017 - 10:03:42

 

 

Tarım konusu ilginç bir konu. Ziraatçı olmayan ve ama konuyla ilgili biraz bilgilenmeye başlayan herkes; ilk öğrendiği bir iki temel meseleyi dünya tarımımın birinci gündem maddesi zannediyor; konuşmaya başladığı zaman da o maddeleri baş tacı ediyor.

 

Bu da o kimseyi sektörün gözünde ona göre bir konuma yerleştiriyor. Yapacak bir şey yok…

 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Samsun Tarım Fuarı’nın açılışında yaptığı konuşmasında tarımsal sulama konusunda şunları söyledi;

 

“Tarım Bakanlığı olarak çizeceğimiz yol hep kapalı sistem olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı bu oldu. Vahşi sulamaya son. Az olacak ama temiz olacak. Bundan sonra suyun ve toprağın kıymetini bileceğiz. Çiftçinin en büyük sıkıntısı su eğitimi. Eğer su olursa, suyu biz toprakla buluşturursak, bizim çiftçi arkadaşlarımızın neler yapabileceğini ben çok iyi biliyorum. Çok çalışmamız gerektiğine inanıyoruz. Eğer biz toprağı suyla buluşturursak, eğer biz insanları eğittiğimizde, çiftçileri eğittiğimizde Türkiye’nin önü açılacaktır.”

 

Tarımsal sulama dediğiniz şey sadece tarımsal üretimle ilgili bir konu değil. Kentleşmeden, uluslararası ilişkilere kadar birçok konuyla ilişkili, çok önemli bir meseledir.

 

Sayın Bakan’ın yukarıda alıntıladığım sözlerini okuyan sektör paydaşlarının bakanlığın bundan sonraki çalışmaları hakkında fikir sahibi olduklarını düşünüyorum.

 

Benim kanaatime göre bakan ataması yapılırken motivasyon şu olmuş; “Fakıbaba gibi seçilmiş iken halktan muazzam itibar görmüş, sevilen, desteklenen bir figürle çiftçiyi köylüyü 2019’a kadar idare edelim…”

 

Bu sözler, Türkiye’de tarım bakanının göreve gelir gelmez edeceği sözler değil. Tarımdan haberdar olan, haberdar değilse bile tarımdan haberdar olan danışmanları bulunan bir taze bakanın, Türk Tarımıyla ilgili yapacağı ilk açıklamalar 1965’ten bu yana konuşulan vahşi sulama yöntemi ve alternatifleri olmamalıdır.

 

Ama daha önceki bir yazımızda da bahsettiğimiz gibi Güneydoğu Anadolu’nun Türkiye Tarımında özel bir konumu var. Sayın Fakıbaba da Güneydoğu Anadolu bölgesinin tarımsal gündemiyle konuşmayı denemiş. Buna rağmen bölgenin bile gündeminde olmayan bir meseleyi sanki en önemli işimiz buymuş gibi bir de Sayın Cumhurbaşkanına atıfta bulunarak açıklamış.

 

Su tasarrufu dediğin…

Suyun önemini küçümsediğimizden değil. Tarımsal sulamanın ne kadar önemli olduğunu şu örnekle ifade etmeye çalışayım; hani kentlerdeki yaşam alanlarımızda, evlerimizde işyerlerimizde su tasarrufu konusunda teşvik edici uygulamalar vardır ya… Hepsine gülerim. Çünkü dünyadaki su tüketiminin %80’i tarımsal sulama için harcanan sudur.

 

Yani başka bir deyişle; sizin evlerinizde falan yapacağınız tasarrufunuzu yesinler!

 

Evinizde; tasarrufu boş verin, “bir daha hayatta evde su bile içmeyeceğim” deseniz, 100 dekarlık bir arazide uygulayabileceğiniz gerçek su tasarrufunun yarısını sağlayamazsınız.

 

Meskenlerde su tasarrufu dediğimiz şey olsa olsa su şebekesinin işletme maliyetlerinin düşürülmesine yarar. Belediyecilikle ilgilidir yani. Yoksa suyla ilgili öyle kayda değer bir fayda getireceğinden değil.

 

Peki, bu memleket korkunç su israfı anlamına gelen vahşi sulama (‘Salma sulama’ da denir. Suyu araziye geldiği yönden hiçbir ölçü, teknik vb kullanmadan toprak doyana, hatta boğulana kadar salmak anlamına gelir) konusunda hiç mi bir şey yapmadı?

 

Yaptık.

 

Bir hayaldi, çökerttik!

Güneydoğu Anadolu Projesi, ülkenin geleceğinde çok büyük önemi olan ve henüz çoğumuzun önemini kavrayamadığı Fırat ve Dicle sularının 100, 200, 500 yıl sonrası için korunmasını amaçlıyordu.

 

Proje sadece bir sulama ve nehir ıslah projesi değildi. Bölgedeki aile yapısına kadar her şeyi değiştirecek bir çalışmaydı. Hatta aşiretlere dayalı ekonomik düzenin tepetaklak gelmesini sağlayabilecek muazzam bir hayaldi; ki bize göre Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel meselesidir…

 

Bu hayalin gerçekleşmemesi için gayet organize, gayet hırslı ve düzen, tertip içinde çalışanlar oldu. Tam da istedikleri gibi başarılı oldular. Proje asıl amacının dışında; kadük, güdük, sosyo–ekonomik işlevlerinden tamamen kurtulmuş, milyarlarca doların mezarı olmuş, beton yığınlarından ibaret hale geldi.

 

Nasıl başarılı olduklarını anlatan bir iki örnek vereyim. GAP’ın bütün aşamaları, bütün etaplarında tek bir üstü açık su kanalı olmayan; suyu tamamen kapalı kanallarla taşıyıp ileten bir projeydi. Bugün Sayın Bakanın bahsettiği kapalı sistem budur. Kapalı kanallarda buharlaşma minimuma ineceği için, su tasarrufunun kralını yapmış olursunuz.

 

Kanala verdiğiniz su hazır biriktirilmiş, işlenmiş, ulaşımıyla ilgili yatırımları yapılmış, hakkında harcayacağınız her şeyi harcamış olduğunuz sudur. Bu suyu buharlaştırırsanız bütün bu muhafaza, iletim ve biriktirme masraflarını da çöpe atarsınız.

 

Ama birileri çıkıp kapalı su kanallarının “fantezi” olduğunu söyledi ve proje revize edildi. Bize göre vatana ihanet düzeyindedir.

 

1995’te GAP’ın yeni haliyle Harran’da çiftçiye ilk su verildiği bölgeyi zamanında haberleri takip edenler hatırlayacaktır.Hiçbir teknik rehberlik olmadan; hiçbir danışmanlık hizmeti verilmeden; sanki çiftçi vahşi sulamanın bakir Harran toprağına neler yapacağını görsün de GAP çiftçi nazarında itibarını tüketsin diye yapılmış gibi verdiler salma suyu, verdiler salma suyu…

Su verilen tarlalarda çok kısa süre içinde korkunç düzeyde tuzlanma meydana geldi!

 

Bugün itibarıyla 25-27 yıl geçmiş. O toprakların yeniden ekilebilir hale gelmesi için bir 25 yıl kadar daha geçmesi gerekiyor. Bu ihanet değildir de nedir?

 

Kapalı sulama sistemi ve GAP mevzuları böyle.

 

Ne bekleyelim?

Peki, yeni atanmış bir tarım bakanından; halkını, vatanını seven insanlar olarak bugünün şartlarında neler bekleyebilirsiniz?

 

Planlama bekleyebilirsiniz. Yani siz mesela, 8000 oyu olan bir toprak sahibine şunu diyebilmelisiniz; “Sahibi olduğun 200 bin dekarlık arazide buğday yetiştireceksin. Başka bir şey yetiştirirsen devlet desteklerinden yararlanamazsın.”

 

Yahut misal Güneydoğuda ekonomik katma değer olarak 100 dekarlık alanın getirisini karşılayabilen 15 dekarlık sera hakkında desteklemelerden bahsederken o seranın hakkını verecek düzenlemeler bekleyebilirsiniz.

 

Ya da mesela devletin; ürün piyasalarında 72 takla atarak; 2 liralık tüketici fiyatı ile 45 kuruşluk maliyet arasındaki karın 1 lirasını tek başına yutan piyasa cambazlarının ensesine çökmesini bekleyebilirsiniz.

 

Tarımsal üretim hakkında zerre kadar bilgisi olmayan tüketicinin neyi nasıl talep edeceğini tüketiciye devletin öğretmesini bekleyebilirsiniz. Tüketici demişken mesela ‘zirai ilaç kalıntısı nedeniyle ülkemize geri gönderilen konteynırlara ne olduğunu çıksın açıklasın devlet’ diyebilirsiniz. Bunu beklemek hakkımız değil mi?

 

İhracatçı kalmayacak sektör piyasalarında bir süre sonra, mesela! En önemli mevzulardan biri de bu! İhracatçı neden ezilip, yok oluyor kardeşim?! Birileri çıkıp açıklasın bunu! Öğrenmek hakkımız değil mi? Bu sorularımızın cevaplanmasını bekleyebiliriz!

 

Ama biz, bugün gündem oluşturalım desek; 20 gün sonra aklımıza gelecek “vahşi sulama, salma sulama” meselesini baş tacı etmişiz.

 

Ya sizin haberiniz yok bu mevzulardan, ya bizim…

 

  • Etiketler
  • Yorumla
  • Yorumlar
    • Barış NAMLI
    • 30 Ağustos 2017 - 09:38:52
    • Çok başarılı tespitlerde bulunmuşsunuz teşekkürler.. Sayın bakanın yazdıklarınızı bir miting havasında konuşma ile değil konferans salonunda çizelgelerle çiftçilere anlatılmasını sağlaması gerekiyor ki sizin de belirttiğiniz tüm bu konularda bilir kişilerce eğitilmelidir hem halk hem yönetici dediğimiz kesimler.. Yıllar sonra belki bir başarı gelsin.

ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz