Sözlüğe sığabilen dünya | Körfez Gazetesi
Antalyaspor’da kombine sevinci

Antalyaspor’da kombine sevinci

Döşemealtı’nın gururu İpek

Döşemealtı’nın gururu İpek

TFF’den Başkan Çalık’a teşekkür ziyareti

TFF’den Başkan Çalık’a teşekkür ziyareti

Robin van Persie gidiyor

Robin van Persie gidiyor

Muratpaşa’nın şampiyon jimnastikçileri

Muratpaşa’nın şampiyon jimnastikçileri

Sözlüğe sığabilen dünya
Sözlüğe sığabilen dünya

Dünya Sözlük’te kendime rastladım dün. Okuyuculardaki karşılığıyla yüzleşmek sarsıyor bazen insanı. Heyecanlandırıyor da. Ve tabii yeniliyor, kavileştiriyor, kabuğunu sağlamlaştırıyor. Biri şu cümlelerimizi hatırlatmış mesela:  “Lanetli çocuk! Ceplerin cüzdanındır tiner kokusuyla doludur astarı. Bayrampaşa’da kaportacı çırağısındır ve Müslümcü olmak gibi bir ayrıcalığın vardır bu vefasız alemde. Evet, o senin babandır ve sen de onun gür sesinde […]

Dünya Sözlük’te kendime rastladım dün. Okuyuculardaki karşılığıyla yüzleşmek sarsıyor bazen insanı. Heyecanlandırıyor da. Ve tabii yeniliyor, kavileştiriyor, kabuğunu sağlamlaştırıyor. Biri şu cümlelerimizi hatırlatmış mesela:  “Lanetli çocuk! Ceplerin cüzdanındır tiner kokusuyla doludur astarı. Bayrampaşa’da kaportacı çırağısındır ve Müslümcü olmak gibi bir ayrıcalığın vardır bu vefasız alemde. Evet, o senin babandır ve sen de onun gür sesinde varlığı tatmışsındır, isyanı. Bıçaktan ve cam kırıklarından korkmazsın; çünkü camekanlar ve vitrin mankenlerince korkutulmuşsundur. Aldanma aslanım onların çocuksu malum yüzüne. Mutlaka Anadolu kokmayan losyonlar sürerler her gün. Sen gübre taşır, taşır da tabiatlaşır ve toprağın dinamiğini bileklerine transfer edersin. O bileğe çiviyle kalp kazımak raconu seni asil kılmıştır”. Ardından da kendi yorumunu eklemiş: “Adamı çarpan, tüylerini diken diken eden yazar. Çok aykırı”.

Tıp fakültesinin kara çocukları

Bir başkası da şöyle anlatmış bizi: “ÖSS’ye girecek ‘lanetli sınıf’a  ithafen, sınavdan bir gün önce yazdığı bir yazı vardı. Öyle bir ateşlemişti ki beni, sınava giriş zarfı içinde yanıma almıştım o yazıyı. O kadar önemliymiş benim için; sınava giriş belgem, kimliğim ve Lanetli Sınıf! Yalnız başıma gittiğim bilmem kaç saat uzaktaki bana yabancı bir şehrin, bana yabancı bir dağının eteğindeki, bana yabancı bir okulun bahçesinde sınavdan on dakika önce o yazıyı çıkarıp iki kez okumuştum gözlerimden damlalar süzülürken. (…) Sonra baya bir süre bu İdris Özyol denen hayaleti aradım, kitaplarını filan -zaten iki tane- döne döne okudum. Hayalet diyorum çünkü kitabını basan yayınevi bile nerde olduğunu bilmiyordu. ‘İnzivaya çekildi, haber alamıyoruz’ diyorlardı. Neyse sonra vazgeçtim aramaktan; ama okuyorsa eğer burayı söyleyeceklerim var:
Abi, ÖSS’yi atlattık da şimdi önümde TUS diye bir sınav var. Yeşil sahalara dön ve TUS’a girecek Lanetli Sınıf (hoş bu hükümet için tüm doktorlar lanetli sınıf ya, neyse) için bir şeyler karala be! Dön artık, affettik seni. Bir daha haber vermeden gitme”.

Ey otobüsün en arkasında oturan

Başka şeyler de var. Biri demiş ki;  “Dönemin devrimci gençlerine aşk nedir, ne değildir mealinde ders vermiş kaliteli insan. Kara çocukların ezeli ve ebedi abisi”. Bir başkası, “Yitik vicdanımız, kayıp sesimiz, içtiğimiz sigaramız, efkarımız, lanetimiz, kara çocuğumuz, adamımız,  adamımız, adamım” diye yazmış. O günlerin okuyucularından bir diğeri başka cümlelerimizi hatırlatmış: “İsyan ‘biz’iz.  Bir isyancının iki ayağı üzerine dikildiği her yer vatan parçası, vurulduğu her yerde yumruk. Sen ey siyah, sen ey Mohikan, sen ey varoş çocuğu, sen ey sanayi çırağı, sen ey otobüste en arkada oturan, sen ey Filistinli, sen ey Kübalı, sen ey dünya fakiri;  Beyaz Saray’ın önünde buluşacağız bir gün. Şimdiden boya ayakkabılarını, elbiseni onar, saçlarını kestir. Selam olsun o güne!”

Ben de sizi çok sevmiştim çocuklar

Dünya Sözlük’te bizden bir başka alıntı da şöyle: “Ne kadar severiz bilsen direnmeyi, dövüşmeyi, yumruklarımızı sıkıp yürümeyi, barikatları aşmayı ve daha da güzeli, daha da büyüğü, daha da yüreklisi, bayrağımızı meydanlara dikmeyi. Sadece bizim için anlamlı, bizim için güzel, bizim için kutsal olan kelimeler biliriz. Ki her kelimenin sarhoşu, her kelimenin militanı, her kelimenin molotofuyuz biz”.  Bir başkası da, “eşkıya’ yazardır” demiş ve eklemiş; “Hep ateşe bakmış ve tehlikeli şeyler düşünüp düşündürtmüş fikir haydudu. Lanetli Sınıf’ı dipten gelen, desibeli hayli yüksek bir çığlık… Ürküten/sağır eden/silkindiren… Ayrıksı ve akıcı üslubuyla ‘piyasa yazarların’ arasında çok ayrı bir köşesi vardı. Yazıları dillendiremediğim(iz) birçok duygunun tercümanı olmuştu o zamanlar”. Şu cümle ise güldürdü beni: “Arabesk dinlemeseydi şeyh diyeceğim abi. Ben onu çok sevmiştim ya”. Ben de sizi çok sevmiştim…

  • Etiketler
  • Yorumla
KÖŞE YAZILARI
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz