Solun Dinle İmtihanı | Körfez Gazetesi
Güney Kore’ye kültür gezisi

Güney Kore’ye kültür gezisi

İspanyol piyanist büyüledi

İspanyol piyanist büyüledi

Aytemiz Alanyaspor  3 puana tek golle ulaştı

Aytemiz Alanyaspor 3 puana tek golle ulaştı

Kınıkspor deplasmanda galip

Kınıkspor deplasmanda galip

Agora kapılarını açtı

Agora kapılarını açtı

Solun Dinle İmtihanı
  • İbrahim UtkuNar
    • İbrahim Utku Nar
    • ibrmutknr@antalyakorfez.com
    • 8 Kasım 2017 - 10:17:51

Diğer Yazıları

Genel hatlarıyla Türkiye Solu’nun dinle ilişkisine baktığımızda konuyla ilgili yürütülen tartışmaların ana ekseninin yanlış bir zemin üzerinden ilerlediğini görmekteyiz. Klişe bir tabir de olsa, “din” gerçekten sosyolojik bir olgudur. Çetrefilli bir konudur. Basmakalıp yöntemler ve söylemler ile bu konuyu ele alırsak; bu konu üzerinde geniş çaplı araştırmalar yapmış ve din olgusunu Tarihsel Maddeci yöntemle analiz etmiş olan devrimci önderlerin ve aydınların emeğine haksızlık etmiş oluruz. Bu yüzden bu konu, kimilerinin hoşuna gitmese de ultra-sosyolojik bir yöntemle ele alınmak zorundadır. Kapitalist moderniteylebirlikte siyasi üstyapıdaki etkisi azalsa da, yönetim biçimlerinin, hukuk normlarının, ahlak yasalarının, kültürel ve sosyal imgelerin hâlâ en belirleyicilerinden biri olan din olgusu, küresel ölçekte yadsınamayacak bir etkiye sahiptir.

Böylesine derin bir konuyu ajitatif bir üslupla ele alarak ve yeryüzünde olan biten her şeyi sosyalizmin birtakım temel formüllerine göre yorumlamaya kalkışmak, Marksizm softalığına çıkar. Daha da açarsak; insanlık tarihinin, tarihöncesinde geçirmiş olduğu evreler ve tarih sahnesine çıkışı, İlkel Barbarlık konaklarından Medeniyete yanisınıflı toplum yapısına geçişi, Diyalektik metotlu Tarihsel Maddeciliğin eylem kılavuzluğu bütünlüğünde ele alınmadıkça, Antik Çağdan günümüze miras kalan birçok olgu şabloncu bir anlayışın gölgesinde tahrifata uğrar.

Oysaki makro anlamda “din” dediğimiz olgunun tarihsel köklerini yerli yerine oturtabilmek ve dinin toplumsal yaşayış ve toplum biçimlerinin gelişimindeki yeri ile bireyin, insan zihninin düşünsel yapısını nasıl şekillendirdiğini tam olarak anlayabilmek ve günümüze olan yansımaları ile geniş çaplı bir sonuç çıkarabilmek için, her türlü Metafizik idealizme, modernist idealizme ve kaba materyalizme karşı çıkarak gerçekten tarihsel maddeciliğin özüne uygun bir analiz yöntemi geliştirmek zorundayız.

  1. yüzyıldan önce Arkeolojik buluşlar, teknik ve teknolojideki gelişmeler günümüzdeki kadar yeterli bir noktaya gelemediği için kapsamlı bir şekilde antropolojik çalışma yapılmasını engelliyordu. Özellikle Doğu toplumlarıyla ilgiliyapılacak çalışmalarda gerekli olan sosyal bilim dallarından günümüzdeki kadar yararlanma olanakları yoktu. Bu yüzden Engelsbir yol açmış ve yörünge belirleyerek konuyla ilgili detaylı çalışma yapılmasını salık vermiştir. Morgan’ın Antik ve Tarihöncesi ile ilgili çalışmaları ilk referans kaynaklarından birisi olmuştur. Daha sonra Hikmet Kıvılcımlı, Tarihsel Maddeciliğe uygun bir anlayışla konuyu etüt ederek, ürettiği tezlerle Engels’in açmış olduğu yolu daha da geliştirmiştir. “Tarih-Devrim-Sosyalizm”, “Allah-Peygamber-Kitap”, “Tarih Tezi, Toplum Biçimlerinin Gelişimi” kitaplarını aslında şu an ki süreçte tekrar incelemek gerekiyor.

Özellikle Ortadoğu gibi kendine özgü tarihsel, sosyal, siyasal ilişki ve çelişkileri bulunan, Batı’dan çok farklı sosyo-politik, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel bir yapıya sahip olan bir coğrafyada, sınıf mücadelesinin içeriği farklı toplumsal zümrelerin sınıf pusulası temelinde birleşmesi ile genişleyebilir. Biraz daha açarsak; başat çelişkinin “emek-sermaye” olduğu günümüzde, emek cephesinin dinamiklerini işçi sınıfı ve ideolojisiyle birlikte onun başlıca müttefiki olan toplumsal tabaka ve zümreler oluşturmaktadır, daha doğrusu oluşturmak zorundadır. Batı’da, Uzakdoğu’da, Latin Amerika’da bu dinamikler farklı bir şekilde işlevsellik kazanabilir. Önemli olan bu unsurlar kimlerdir, sınıf perspektifi temelinde nasıl ortak hareket edebiliriz bunun geniş bir araştırması yapılmalıdır.

Sosyalizm, yeni bir uygarlık inşa etme sürecine dayanır. Bilimsel sosyalistler de; burjuva uygarlığının bir sonucu olan pozitivist ve aydınlanmacı retoriği içerip aşmak zorundadır. Mekkeli Kureyş Aristokrasisine karşı tarihsel devrim yapan, tarihsel-toplumsal determinizmin en ileri kavranışına ulaşan Muhammed peygamber ve İslam’ı; Batı merkezci, oryantalist, tarihsel ilerlemeci bakış açısının dar kalıplarına sıkışmadan analiz ederek, geniş bir proleter yığını temsil eden inançlı kesimlerle birliktelik oluşturabilmenin yollarını aramalıyız. İndirgemeci paradigmanın esiri altında, şablonculuk hastalığından bir türlü kurtulamayan Sosyalist Demagogların, Marksizm Softalarının, halktan kopuk, pratikten uzak, “Halksız Sosyalizm” anlayışlarının iyice tıkandığı bir aşamada, mevcut süreci iyi takip ederek, Tarihsel Maddeciliğe uygun bir tutum almalıyız.

Diğer Yazıları

 

 

  • Etiketler
  • Yorumla
  • Yorumlar
    • Burdurlu Komünist (Nam-ı diğer Boyun Eğmez Mustafa)
    • 8 Kasım 2017 - 12:11:24
    • Sayın İbrahim Nar beyefendi Marksizmden, Engels’ten, Hİkmet Kıvılcımlı’dan dem vurup nihayetinde “imanlı ezilenleri” kaybetmemekten bahsediyor. Üstelik de Marksizmi de kapsayan, çok daha renkli bir akım olan sosyalizmin kategorik aidiyeti olan sola akıl verircesine yapıyor bunu. Dahası Kıvılcımlı’nın islam peygamberine atıflarından ilham alıyor. Oysa bir sosyalist, peygamberi ve dönemini farklı kaynaklarla da okumalı anlatmalı. Mesela islamın ortaya çıkış dönemi Arabistan bölgesinin Bizans- Pers dışsal kuşatması ve içerideki karışıklıklarla maluldür. Ve bu durum ticareti, tüccarları zor durumda bırakmaktaktadır. Muhammed de peygamberlikten önce hılfıl fudul adlı, içsel tacir kavgalarına hakemlik eden örgütlerde öncülük etmiştir. Öte yandan peygamberliğini kısa zaman sonra islam devlet teşkilatının takip etmesi dışsal kargaşaya da set olmuş, dahası yayılmacılığa ön açmıştır. Yani islamın öncesi, sonrası ve mirası peygamberin bir ideolog-siyasetçi olarak sınıfsal ilişkileri düzenlemesinden ibarettir. Güncel uygulamalar bir yana, soldan birisi olarak ve İbrahim Bey kadar kaynak okuduğumu varsayarak benim de o tarihe ilişkin görüşüm budur. Hal böyleyken solun tutumundan hareketle ve bir takım büyük isimleri sayarak, islama ilişkin bir yorumu da dayatmak ne kadar makuldür. Bu işin sonu islamın ilk döneminden über deneyim çıkartıp bunu bayrak yapmaya, buradan imanlı ezilenlerle bir ittifak ararken İhsan Eliaçıkların yanına düşmeye gider. Sonrasını ben bile düşünemiyorum.

    • Özgür İsyan
    • 8 Kasım 2017 - 12:25:32
    • Kemalist diktatörlük karşısında halkımızın özgürlük isteğine göz yummak vesayetlerin sürdürülmesi anlamına gelir yazarın dine zulmeden yorumlara uzak dursa da yazarın sekter bakış açısı olumlu fikir beyanatımızı engelliyor.

    • Atatürk’ün Öğretmeni İbrahim Orhan
    • 8 Kasım 2017 - 12:40:05
    • Yazar evladımız solcu olduğunu savlamaktadır ama Atatürk’ün yolunda olmadığını gördüm ve üzüldüm. Bilmelidir ki laiklik adam olmaktır, solcuyum diyen insan Atatürkçü ve laik olmazsa bir anda kendini Atatürksüz Kurultaylarda Said Nursi’nin yanında buluverir.

    • Elmalılı
    • 8 Kasım 2017 - 13:41:23
    • Biri sosyalizm bilmen ne antropoloji diyor, öbürü komünist. Madem inancınız yok, bize boş laf etmeyin.

    • Can Kemal Ertürk
    • 9 Kasım 2017 - 13:01:27
    • Utku bey ve Burdurlu Komünist fikir ayrılığı yaşıyor görünse de Atlantik temelli düşünmekten vazgeçemiyor. Tayyip Erdoğan’ın bile kemalist devrime teslim olduğu günümüzde herkes milli tavır almak zorundadır. Dinin bile bütün cemaatlerin bitirildiği bir ortamda milli olarak yaşanması gerekmektedir. Özür İsyan için ise söyleyecek söz bulmak imkansız.

    • Sağlam irade
    • 9 Kasım 2017 - 16:37:35
    • Reis önderliğinde müslüman Türk milletinin dirilişi pek hazmedilememiş. Baksanıza kakmış solcu falan nerde dinsiz, isyan diyen, kominizm diyen buraya toplanmış. Ama artık çok geç. Mazlumların umudu müslüman türk milletidir. Siz ne derseniz diyin bı millet sizin dinsizliğe bulmaya çalıştığınız kılıflara kanmaz. Müslümam dinsize oy vemez, Reis yıkılmaz, Yeni Türküye yıkılmaz.

    • Özgür İsyan
    • 9 Kasım 2017 - 17:09:20
    • Can Kemal Ertürk tam bir aydınlıkçısın. Irkçı faşist kemalist hezeyanlarını buralara kusmak zorunda mısın?

ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz