Sidik kokan kente otopark | Körfez Gazetesi
Tuğrulhan Erdemir’den muhteşem başlangıç

Tuğrulhan Erdemir’den muhteşem başlangıç

Korkuteli Belediyespor’da birlik ve beraberlik yemeği

Korkuteli Belediyespor’da birlik ve beraberlik yemeği

Efsaneler Kupası Galatasaray’ın

Efsaneler Kupası Galatasaray’ın

Paşa’nın Meleklerinde hedef seriye devam

Paşa’nın Meleklerinde hedef seriye devam

Kepezspor, Ereğli’ye hazırlanıyor

Kepezspor, Ereğli’ye hazırlanıyor

Sidik kokan kente otopark
  • İdrisÖZYOL
    • İdris ÖZYOL
    • iozyol@gmail.com
    • 2 Ağustos 2017 - 10:01:03

Kalekapısı’ndaki fayton rezaleti ve atlara yapılan zulüm konusunda Büyükşehir Belediyesi’ni defalarca uyardık. Bu kentin en akıllı insanı olduğumuzu iddia etmiyoruz, en vicdanlı insanı da değilizdir belki. Öngörü yeteneğimiz de o kadar gelişmiş olmayabilir. Lakin görünen köy de kılavuz istemiyor kardeşim. Üstelik ağır çalışma koşulları, sağlıksız ortam, bakımsızlık, eziyet, para hırsı nedeniyle daha önce de o çelimsiz, o zavallı atlar öldü. Anlaştıkları turistleri Kalekapısı’ndan Kundu’daki otellere taşıyan faytoncular olduğunu bile yazdık daha önce. Kimse oralı bile olmadı. Büyükşehir iki satır açıklama yapma ihtiyacı bile hissetmedi. Antalya’nın göbeğindeki bu rezalet, bu insanlık ayıbı, sidik kokusu, at pisliği devam etti. Türkiye’nin penceresi olduğu iddia edilen bir kent Ortaçağ manzarasına, kasaba görüntüsüne, çağdışı bir fotoğrafa dönüştürüldü. İşgalcilere teslim edildi.

Devlet düzeni faytonlara teslim

Menderes Türel’in bu konuya bakışının Göçmen Parkı’na bakışından farklı olmadığını düşünüyorum. Göçmen Parkı’na otopark yapılmasına karşı çıkan kitleye “zavallılar” diyen Türel’in, “Devlet düzenini bozarak, devletin iş ve işleyişini engellemeye yönelik, hizmetlerini, projelerini engellemeye yönelik girişimler yapmaya kalkarlarsa biz buna müsaade etmeyiz, gereğini yaparız” türünden sözleri meseleye nereden baktığını gösteriyor zaten. Yani bir parkı haritadan silip otoparka dönüştürmek, Kalekapısı’nı faytonlara teslim etmek “devletin düzeni”, “devletin iş ve işleyişi” oluyor. Bunu eleştirmek, direnç göstermek de ‘gereği yapılacak’ bir suç. Bakış açısı böyle olunca, daha iyi bir kent özlemek hayal.

Kutsal devlet, kutsal damacana!

Bir kere belediye ‘devlet’ değildir, ‘kamu örgütü’dür. Ne farkı var diyeceksiniz? Anlatayım. Belediye denilen kurum bir beldeyi oranın sakinleriyle birlikte ve o sakinler tarafından seçilen meclisten çıkarttığı kararlarla yönetir. Bu kararlar da her zaman tartışmaya, dönüşmeye, değiştirilmeye açıktır. Seçilerek gelmiş hiçbir belediye unsuru, kendini devlet yerine koyarak hükmedemez. Ayrıca devlete bakışta da hastalıklı bir yan var. Zannediliyor ki devlet isminde ‘kutsal’, ‘yaratılmış’, ‘uhrevi’ bir organizma var, bizler de ona tabiyiz, onun kölesiyiz. Oysa hiç de öyle değil. Çünkü aslolan insandır. Ve insanlar birlikte yaşamak, aralarındaki hukuku sürdürmek, sağlık, eğitim, güvenlik, adalet gibi hizmetleri almak için birilerini maaşla işe alırlar. Devletin çarkını yürütmekle görevli bürokrasi, memurlar, müsteşarlar, müdürler, genel müdürler, emniyet amirleri, ordu mensupları halkın maaşlı elemanlarıdır. Onlara bir kutsallık vehmetmek çağdaş siyasetin, günümüz dünyasının çoktan geride bıraktığı ilkel bir düşünce.

Bilge yönetici olmanın ilk şartı

Devlete görev veren, devletin patronu konumundaki vatandaşlar beğenmedikleri, karşı çıktıkları, istemedikleri, yanlış buldukları icraatları dile getirmek, değiştirmeye çalışmak, protesto etmek, engellemek hakkına sahiptir. ‘Müesses nizam’, yani ‘kurulu düzen’ fikri sadece ve sadece faşizme özgü bir fikirdir. Çünkü dünyada değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. O değişim de demokrasinin geliştiği, toplumun bütün damarlarına yerleştiği ülkelerde konuşarak, demokrasi sınavını henüz geçememiş topraklarda da zorlayarak, direnerek, karşı çıkarak, baskı oluşturarak gerçekleşir. Dernekler, siyasi partiler, meslek odaları, birlikler, yani birilerinin sivil toplum kuruluşu dediği, benim gibi düşünenlerin ise demokratik kitle örgütü tanımını tercih ettiği yapılar sosyoloji biliminde ‘baskı unsuru’ diye geçer. Buna aydınları, hukukçuları, gazetecileri de ekleyin. Eğer toplumsal bir gerçeklik, demokrasinin vazgeçilmez parçası olan ‘baskı unsuru’nu devlet için tehdit, devlet düşmanlığı, vatan hainliği, teröristlik gibi algılamaya başlarsanız, Kalekapısı kocaman bir ahıra, Göçmen Parkı beton yığınına, sahiller de para makinesine dönüşür. Bağırıp çağırmak, tehdit etmek, hakaretler savurmak yerine insanları dinlemek adil, bilge bir yöneticiliğin ilk adımıdır.

Diğer Yazıları

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz