Sevsem öldürürler, sevmesem öldüm! | Körfez Gazetesi
Kadın arkadaşının babasını öldüren zanlı adliyede

Kadın arkadaşının babasını öldüren zanlı adliyede

Öğrenciler, kan bağışı rekoru kırdı

Öğrenciler, kan bağışı rekoru kırdı

15 bin liraya aldığı köpek kalp hastası çıkınca şikâyetçi oldu

15 bin liraya aldığı köpek kalp hastası çıkınca şikâyetçi oldu

Alanya’nın çöpünden elektrik üretilecek

Alanya’nın çöpünden elektrik üretilecek

“Antalyaspor, düşme potasında olmayı hak etmiyor”

“Antalyaspor, düşme potasında olmayı hak etmiyor”

Sevsem öldürürler, sevmesem öldüm!
  • İdrisÖZYOL
    • İdris ÖZYOL
    • iozyol@gmail.com
    • 2 Ekim 2017 - 10:16:21

Diğer Yazıları

Ne yazacağımı bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum şu an. Aklım beni bırakıp gitmiş gibi. Sayıklıyorum muhtemelen. Bu cümleler bana ait mi, değil mi, onu da bilmiyorum. Boş bir sayfa duruyordu önümde ve doldurmam gerekiyordu onu. Hiçbir şey yazmak istemiyorum aslında. Konuşmak bile istemiyorum. Kimseyi görmek de. Kabuğuma çekilmek istiyorum bir an önce. Bir süre. Koşarak uzaklaşmak istiyorum aranızdan, içinizden, buralardan. Bakılacak yüz, konuşulacak ses, tutulacak el yok şu an. İlgimi çekmiyor herhangi bir koku, ses, tat, renk, yaşam belirtisi. Uzansam kumlara, çimene, kimsesizliğe ve bir daha kalkmasam hiç. Bir daha yıkılmasam hiç. Bir daha acı çekmesem mesela. Bir daha sorgulamasam kendimi. Bir daha uğraşmasam varlıkla, amaçla, hedefle, iyiyle, kötüyle…

Akılsızlığımla baş başa

Ne yazacağımı bilmiyorum. Umurumda da değil. Şu an bir şey yazdığımı da sanmıyorum. Klavyeye dokunup aklımdan dökülen sözcükleri sıralıyorum ardı arkasına. Durduğum, duraksadığım, cümleler üzerine düşündüğüm filan yok. Sayıklıyorum sadece. Anlatacak bir şeyim yok zaten. Anlatmak istediğim bir şeyim de. Rotasını yitirmiş, dümeni kilitlenmiş bir gemi gibi dolaşmaktayım ortalıkta. Kendi etrafımda dönüyorum muhtemelen. Ve aslında bütün sorun galiba kendimle. Bir çok kez dünyanın üzerime yıkıldığı oldu. En hızlı koşularda kalakaldım. Bir düellonun ortasında mesela, kılıcım elimde. Çoğu kez gölgelerle savaşırken buldum kendimi. Gülebilirsiniz, ama ben seviyorum bunları. Mantık, hapishanemiz çünkü. Lakin mantıksızlık da acı veriyor. Hiçbir şey bilmiyorum aslında. Öylesine konuşuyorum. Aklımın kontrolünde değilim. O beni bırakıp gitti. Akılsızlığımla baş başayım şu an.

Buharlaşmak istiyorum

Ne yazacağımı bilmiyorum. Bildiklerimi de unutmak istiyorum tümden. Harfleri dahi, adımı dahi, yaşadıklarımı ve yaşamadıklarımı, gördüklerimi ve görmediklerimi, söylediklerimi ve söylemediklerimi dahi unutmak… Birden buharlaşmak mesela… ‘Puf’ diye kaybolmak aranızdan. Hiç yokmuşum gibi zaten. Olmamışım gibi. Düşünmemişim gibi. Sevmemişim gibi. Ve geriye hiçbir şey bırakmadan… Yani hiç doğmamış olmak, hiç büyümemiş, hiç ağlamamış, hiç gülmemiş… Aslında bunları yaptım mı ben, hiçbir fikrim yok. Susmalı mıyım şu an? Bilmiyorum. Kendimde değilim. Sayıklıyorum. Sınırlarına dayanıyorum yazının, yazmamanın, sevmenin, sevmemenin, yaşamanın, yaşamamanın. Duvarlarını yokluyorum. Bütün hıncımı yazıdan alıyorum. Harflerden, sözcüklerden, cümlelerden… Çünkü bir tek onlar duruyor yanımda. Oynuyorlar benimle. Ben onlarla oynuyorum. Bırakmıyorlar beni. Kovuyorum, gitmiyorlar. Kaçmıyorlar. Öyle duruyorlar önümde. Bana ait değiller, ama benimleler. Ne demek istediğimi bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum. Anlatmak da.

Sözcükleri sevmenin acısı

Ne yazacağımı bilmiyorum. Kötüyüm işte. Kimsenin anlamasına gerek yok, ama beni kötü yapan şeyleri seviyorum. Annemin sütü tuzluymuş, emememişim. Belki de o yüzden ne varsa gördüğüm, duyduğum, hissettiğim, işte bunların tümüyle besleniyorum. Kalın bir kabuk örmeye yeltensem de etrafıma, zırhlara bürünsem de, uçurumun kenarındaki çiçek çekiyor ruhumu. Kırıp kabuğumu, soyunup zırhımdan onunla beslenmeye gidiyorum. Dengesizlik bu. Biliyorum. Dengemi yitiriyorum. Düşüyorum. Ama hoşuma gidiyor düşmek. O çiçek çünkü önemli. Bir ben gördüm onu, bir ben gittim yanına, bir ben anladım. Lakin kendimi anlamazken, niye anlamaya çalıştım bir çiçeği? Bunu da bilmiyorum işte. Hiç bilmiyorum. Ama anlamam gerekiyordu. Sayıklıyorum sadece. Seviyorum sözcükler. Başka bir dünyam da olmadı hiç. Sözcükler onları sevdikçe güzelleşir. Başka anlamlarını koyar önüne. Soyunur ya da kat kat giyinir. Her hali güzeldir sözcüklerin. Acıdırlar, hırçındırlar, yaramazdırlar, somurturlar bazen, bazen şen şakrak ortaya fırlarlar, ama hepsi kafamdadır. Bütün her şey kafamda olur biter. Fakat aklım gitti işte. Sözcükler yabancı gibi şu an. Anlamlarını vermiyorlar bana. Saklıyorlar ruhlarını. Ağızdan ağza dolaşırken kazandıkları bütün derinliği aldılar elimden. Kala kaldım. Üstelik kılıcım da yok elimde. Uzanmak istiyorum bir kumsala ve orada kalmak istiyorum hep.

Diğer Yazıları

  • Etiketler
  • Yorumla
  • Yorumlar
    • Anonim
    • 2 Ekim 2017 - 16:23:29
    • Harika bir yazı hocam,teşekkürler lanetli sınıf kıvamındaki yazılarınızı çok beğeniyorum.yazamamak buysa…

ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz