Sayın Karatay, lütfen durunuz! | Körfez Gazetesi
Hedefimiz Avrupa

Hedefimiz Avrupa

Alanyaspor’a kombine desteği

Alanyaspor’a kombine desteği

Trabzonspor transferde şaha kalktı

Trabzonspor transferde şaha kalktı

Hacı Bektaş Veli Kültür Merkezi açılıyor

Hacı Bektaş Veli Kültür Merkezi açılıyor

Muratpaşa’da bayram hazırlığı

Muratpaşa’da bayram hazırlığı

Sayın Karatay, lütfen durunuz!
  • ErdemGÜNER
    • Erdem GÜNER
    • bekirerdemguner@gmail.com
    • 25 Temmuz 2017 - 11:54:58

 

Tarım sektörü, onlarca yıldır bir saldırıdan mustarip.

Nedir bu saldırı? Olur, olmaz kimselerin medya organlarında tarım ürünlerinin güvenilirliği hakkında atıp tutmasıdır. Bir sürü örnek var. Bir yenisi de yakın zamanda, Canan Karatay’ın yaptığı domates açıklamaları oldu.

Prof. Dr. Canan Karatay, bir süre önce kuyuya attığı taşın sorumluluğunu zerre kadar üstlenmedi ama o günden beri herkes o taştan bahsediyor. Mevzu en çok da Antalya’da konuşuluyor. Çünkü Antalya domates üretiminde önemli bir merkez ve Sayın Karatay’ın “Domates meyvedir, efendim, şeker içerir yemeyin!”; “Domatesi mevsiminde tarla ürününü tercih ederek tüketin, sera domatesi sunidir, sağlıksızdır” mealli önerileri Antalya’da büyük öfkeyle karşılandı.

Bir uzmanın tüketicileri uyarmasının gerekliliği tartışılmaz. Hatta ticaret yapan birinin müşterilerini, gerçekleri inceden manipüle ederek ikna etmeye çalışmasını bile anlarsınız.

Ama gerçeklere aslında hiç temas etmeden ve pek kimsenin bilgi sahibi olmadığı mecralarda uyduruk sözlerle ahkâm kesmek dediğiniz zaman orada çıkıp dur demeniz gerekir. Onun için Sayın Karatay, lütfen durunuz.

Çünkü doğrusu yanlışı bir tarafa; söyledikleriniz sorumsuzca.

Çünkü uzmanı olmadığınız bir alana müdahale ederek, popüler kimliğinizin yardımıyla, milyonlarca tüketicide yanlışlara dayanan kanaatler oluşturuyorsunuz.

Çünkü tarım ürünleriyle ilgili güvenilirlik konusunda sizin gibi birinin asıl bahsetmesi gereken şeylerden özenle çekiniyorsunuz da hiç yapılmaması gereken şekilde sorumsuzca ve yanlışlarla dolu açıklamalar yapıyorsunuz.

Önce biraz yanlışlardan bahsedelim. Birincisi, tarla ürünüyle sera ürününü karşılaştırmak ve bu karşılaştırma üzerinden tüketici algısına oynamak yanlıştır.

Çünkü iklim, zararlı ve hastalık etkilerinden tecrit edilmiş şekilde serada yetişen ürünlerin sağlığa zararlı olduğunu söylemek, basit bir akıl yürütme melekesini gerektirir. Bu basit akıl yürütmeyi bile yapmıyorsanız, niyetinizden şüphe duyarım.

İkincisi, sofralık domateslerimizin neredeyse tamamı hem yazın, hem kışın yani yıl boyunca serada yetişiyor, zaten. Siz ne anlatırsanız anlatın. Pazar tezgâhlarında ‘tarla domatesi’ diye bağıra çağıra satılan kozmetik açıdan kusursuz domateslerin tarlada yetişme şansı yoktur. Onlar sera ürünüdür.

Yani “mevsiminde, tarla domatesi tüketin” sözü boş ve anlamsızdır.

Bu arada denk gelirseniz “hasarlı, vuruklu domates buldum!” diye peşin peşin sevinmeyiniz; hasarlı ve vuruklu olması o ürünün yasaklı zirai ilaçlarla yetiştirilmediğini göstermez.

O yanlış, bu yanlış! Peki, doğrusu ne?
Doğrusu şu; eğer popülerliğiniz varsa, eğer üç kişinin kanaatini etkileyecek bir kanaat önderi iseniz lütfen yasaklanmış zirai ilaçların kullanılmasına karşı halkı bilgilendiriniz. Kullanılması serbest olan zirai ilaçların kullanım talimatlarına uyulması konusunda yapabilecekleriniz vardır; onları yapınız.

Bu işlerden anlamıyorsanız; tüketicileri bu hayati konularda talepte bulunmaları gerektiği konusunda uyarınız! 10 tüketicinin zirai ilaç kullanımıyla ilgili güvence talep etmesini sağlayabilirseniz, cennetliksiniz.

Ülkede yasaklanmış zirai ilaçların kullanımını önlemekle ilgili sorunlarımız var. Önlenemeyen durumlar hakkında da hiçbir bilgi elde edemiyoruz. Devlet bu konuda her türlü incelemeyi yapıyor ama bilgi paylaşmıyor. Bilgi almak isteyenler ancak Avrupa Birliği’nin kontrol mekanizmasından (RASSF) yararlanabiliyor. O da sadece Türkiye’den ihraç edilen ürünlerle ilgili bilgi veriyor.*

Örneğin Mayıs 2016’da yasaklanan Klorpirifos (Chlorpyrifos) adlı zirai ilacın hala kullanılmakta olduğunu RASSF’ten öğreniyoruz. Çünkü RASSF düzenli raporlarında ihracat kapısından Klorfiripos nedeniyle dönen Türk ürünlerini ifşa ediyor.

Sayın Karatay hocam, bu nedenlerle diyeceğim şu; gıda güvenliği falan filan diyecekseniz, Klorpirifos meselesinden bahsedin. Mesnetsiz olgulardan değil.

* (Bkz: Bülent Şık’ın 7 Mart 2017 tarihinde bianet’te yayınlanan “Böcek Öldüren Klorpirifos Stoğunu Çocuklarımıza Yedirecek miyiz?” başlıklı yazısı.)

Erdem Güner, bekirerdemguner@gmail.com

  • Etiketler
  • Yorumla
KÖŞE YAZILARI
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz