Sandor! | Körfez Gazetesi
Konyaaltı’nın dibi çöp deposu

Konyaaltı’nın dibi çöp deposu

Bu ayrılık benim istediğim ayrılık değil

Bu ayrılık benim istediğim ayrılık değil

Dünya Kupası finali Muratpaşa’da

Dünya Kupası finali Muratpaşa’da

Sanat sezonunun ilk operası ‘Carmen’

Sanat sezonunun ilk operası ‘Carmen’

Dev karpuz testereyle kesildi

Dev karpuz testereyle kesildi

Sandor!
  • İdrisÖZYOL
    • İdris ÖZYOL
    • iozyol@gmail.com
    • 9 Eylül 2017 - 12:19:21

Diğer Yazıları

“İki yıl kadar önceydi. Bir gün ansızın bu bankın üzerinde gördük onu”. Çok düzenliydi. Geceleri orada uyuyordu. Akşam üzerine örttüğü battaniyesini, sabah hep toplar, katlar, bankın altında eşyalarını tuttuğu valize koyardı. Bir gün elinde bir süpürgeyle gördüler onu. Bankın çevresini süpürdü, temizledi. Sonra da bu temizlik işini her gün yapmaya başladı. Yakınlardaki dükkânların önünü, karşıdaki bankanın çevresini de süpürüyordu. Galiba bu temizlik için dükkân sahipleri birkaç kuruş veriyorlardı. Boş şişeleri topluyor, onları satıp eline geçen parayla karnını doyuruyordu. Bakışlarında ne bir yakarış, ne de bir alttan alış vardı. Eşit insanlar birbirine nasıl bakarsa, o da öyle bakıyordu. Boş zamanlarında sürekli kitap okuyordu. Başının üstünde bir çatı bile yokken, elinde her daim bir kitap vardı. Bir lise öğrencisi yanına oturdu. Elindeki kitaba göstererek, “Bunda ne buluyorsun da okuyorsun? Bizim için okunması zorunlu, ona rağmen okumuyoruz” dedi. “Bana o kitabın hiç görmediğim bir yönünü anlattı. Bir edebiyat hocası gibiydi”.

Bankın üstündeki adam

Hayatı hakkında konuşmak istemezdi. Taşradan geldiği, emekli olduğu biliniyordu sadece. Evi yoktu. Neden evsiz kaldığını kimseye anlatmadı. Bu onun sırrıydı ve kendisine kimsenin acımasını istemiyordu. Evsizlerin belediye tarafından toplandığı belediye pansiyonlarına da gitmezdi. “Bir kez orada uyudum, her şeyimi çaldılar” demişti. Soğuk kış gecelerinde karşıdaki iş merkezinin havalandırmasının önüne gider, orada ısınır, sonra geri dönerdi. Bir gün elinde, yüzünde şişlikler, morluklar görenler, “ne oldu?” diye sordular. Istırapla gülümsedi ve “önemli değil” dedi. Son günlerde neşesini kaybetmişti. Zamanının çoğu kısmını bankın üzerinde yatarak geçiriyordu. C vitamini getiren birini görünce kalktı, oturdu, teşekkür etti. Acı çekiyordu belliydi, ama yakınmadı.

Gururlu ve edebiyat aşığı

“Aşağıdaki manavın orada çalışıyorum. Bir gün ansızın geldiği gibi kayboldu. Kimse nereye gittiğini anlamadı. Varlığıyla olduğu gibi yokluğuyla da bizi etkiledi. Eksikliğini duymaya başladık. Sonra da bir gece işte bu kitabeyi biri bu banka iliştirmiş. Ölmüştü. Nasıl yaşadıysa, öyle yani gururla aramızdan ayrıldı”. Macaristan bir haftadır Budapeşte’de bir sokakta yaşayan bu evsizi konuşuyor. Onun varlığına alışan sokak sakinleri bir anda kayboluşuna şaşırdılar, merak ettiler. İki yılını geçirdiği mahalle bankına çakılan bir kitabe, önce sokağa, sonra Budapeşte’ye, sonra bütün Macaristan’a, oradan BBC’ye ve en nihayetinde bizim kulağımıza kadar getirdi kara haberi: “Sandor Abraham hayatının son iki yılını burada geçirdi. Emekli bir madenciydi. Gururlu ve edebiyat aşığı bir insandı! Onuru olan biri asla yoksul değildir” diye yazıyordu kimin çaktığı bilinmeyen kitabede.

Egemenlik tutsaklıktır

Budapeşte’nin zengin semtlerinden birinin sokağında bir bankı mesken tutan, valizi, battaniyesi ve kitaplarıyla hayatının son iki yılını orada geçiren Sandor Abraham, sıcacık evlerinin, ofislerinin penceresinden onu izleyenlere, çevredeki dükkanların sahiplerine, öğrencilere, gençlere, ‘mutlu ve müreffeh hayat’ sakinlerine pek fena bir ders verdi. Bir hayat nerede olursa olsun onurluca sürdürülüp, onurluca bitirilebilir. Bir belediye bankı, kral dairesinden, 1000 odalı saraydan, denize nazır villadan daha büyük, daha sıcak, daha rahat, daha insani ve daha sarsıcıdır. Köşesine battaniye, valiz ve kitapların yerleştirildiği o bank, devrim meydanı, isyan bayrağı, sokak direnişi ve barikattır. İnsanların hayatını çalkalar, uykusunu kaçırır, kulaklarında çınlar, akıllarını alır, fikirlerini bozar, düşlerini kışkırtır. En düzgün, en kitabi, en derli toplu cümlelerin sonundaki soru işaretidir o. Nereye bakarsanız bakın, hep önünüzde durur. Gelip bulur sizi bir yerde, bir anda, bir halde. Zenginliğinizin aslında fakirlik, gücünüzün aslında zayıflık, egemenliğinizin aslında tutsaklık odlunu görürsünüz. Kitabede yazıldığı gibi; “Onuru olan biri, asla yoksul değildir”.

Diğer Yazıları

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz