Rusya’ya domates ihracı? O iş bitti! | Körfez Gazetesi
Turnuva sona erdi

Turnuva sona erdi

Kazak basın heyeti Antalya’yı ziyaret etti

Kazak basın heyeti Antalya’yı ziyaret etti

Maruldan servet kazanıyor

Maruldan servet kazanıyor

MATSO’dan muz paneli

MATSO’dan muz paneli

‘Milli judocuya dayak’  iddiasına soruşturma

‘Milli judocuya dayak’ iddiasına soruşturma

Rusya’ya domates ihracı? O iş bitti!
  • ErdemGÜNER
    • Erdem GÜNER
    • bekirerdemguner@gmail.com
    • 15 Ağustos 2017 - 10:56:52

Türk tarım ürünlerinin Rusya’ya ihracatıyla ilgili kısıtlamalar, sektör gündemini meşgul etmeye devam ediyor.

 

Kime sorsak sorunun çözülmesi için ‘muazzam’ bir çaba harcandığını söylüyor.

 

Muazzam çaba harcanıyor ama nasıl bir çalışma yürütüldüğünü bilmiyoruz. Bilmediğimiz gibi meselenin çözüme değil ama mutlak kilitlenmeye doğru gittiğini okuyor, izliyoruz…

 

Bir daha Rusya’ya domates satamayacağız. O iş bitti.

 

Rusya Tarım Bakanı Aleksandr Tkaçev geçtiğimiz günlerde şöyle bir açıklama yaptı: “Zamanında yerli iş adamlarımıza pazarımızdaki domates, salatalık ve çeşitli sebzelerin üretiminin artacağı hakkında ciddi bir sinyal verdik. Elbette bunun için devlet kaynakları harcandı. Yerli işadamları kredi ve risk aldı. Bundan geri dönmek kendi üreticilerimiz için doğru olmaz. Buna (Türkiye’den domates ithal etmeye) hazır değiliz, bunu yapmayacağız.”

 

Daha açık ifade edilebilir miydi bilmiyorum.

 

Problem, sanki Rus askeri uçağının düşmesiyle başlayan bir süreçmiş gibi düşünülüyor.

 

Alakası yok.

 

Bu mesele, Rus hükümetinin onlarca yıl sonrasını gözeterek planladığı ve adım adım uygulamaya başladığı bir sektör stratejisine dayanıyor.

 

Bundan 7-8 yıl önce Rusya’da modern sera işletmeleri kurulmaya başladı. Bu seraların ilginç bir özelliği işletme sırasında ısıtma maliyetinin olmamasıydı. Devlet ısıtmada harcanacak enerjiyi bedava veriyordu.

 

O günlerde bu gelişmeyle ilgili kime soru sorsak aynı cevabı alıyorduk; “Rusya’da güneş yok. Hiç bir zaman bizim sunduğumuz kalitede domates üretemezler. Mesafe ve diğer üstünlüklerimiz nedeniyle ithalatta hiçbir zaman bizden başkasına yönelmeyecekler.”

 

Bu aptalca özgüvenin kaynağı nedir diye soruyorum kendime; samimi söyleyeyim, bir cevap bulamıyorum. Hiç bir dayanağı olmayan, hiçbir mesneti bulunmayan, bomboş, dokununca tın tın öten ve hiçbir işe yaramayan bir özgüven.

 

***

 

Azerbaycan etkisi

Daha önceki bir araştırmamızda Azerbaycan Türklerinin Rus toptancı hallerinde mutlak hâkimiyetleri olduğunu, onlardan habersiz kimsenin bir forklift bile kiralayamadığını yazmıştık.

 

Aynı araştırma Azerbaycan Türklerinin, Rusya’nın Türkiye’ye uyguladığı ambargonun devamı için yoğun lobi faaliyeti yürüttüğünü de ortaya koymuştu. Bunları yazdık diye neredeyse aforoz edilecektik.

 

Şimdi Türk ürünleri, çaktırmadan Azerbaycan Türkleri aracılığıyla ve onların etiketleriyle Rusya’ya gidiyor. Kazancımızın en az 2/3’ünü kaybettik ama olsun. Hiç olmazsa malımız elimizde kalmıyor.

 

Azerbaycan Türklerinin süreçteki payı sadece Moskova’daki lobi faaliyetleri değil. Azerbaycan hükümeti de yeni gelişmeler karşısında büyük bir hızla özel tedbirler aldı. Türkiye’den Azerbaycan’a giden tarım ürünlerinde –hem de bizim için en kritik olan ürünlerde– uyguladığı gümrük vergilerini arttırdı.

 

Yani Rusya’ya reeksport edilsin diye Azerbaycan’a ne gönderdiysek, onların gümrük vergisi arttı.

 

Rusya’nın tarımsal üretim konusunda İran’la ortak yürüttüğü ve kalkınma planları gibi çok yıllık sözleşmelere dayanan programlarını da atlamamak lazım. İran’daki tarım yatırımlarına verilen desteklemelerle Rusya’daki desteklemeler, aynı tornadan çıkmış gibi, benziyor.

 

Yani İran da bu meselenin etkin taraflarından biri. Bir strateji çizecekseniz muhakkak İran’ı da hesaba katmanız gerekir.

 

Bu hesapları zamanında yapan birçok nitelikli üretim uzmanımız, danışman sıfatıyla bu ülkelere göç etmiş durumda, zaten.

 

Uzun lafın kısası İran, Azerbaycan ve Rusya bizim üretim teknolojimizi en az 10-15 yıl geride bırakan en modern tesislerle, artık mesele olmaktan çıkmış uzmanlıklarıyla, devletin 50 yıllık planlanmış sektör stratejisiyle ve en önemlisi de bedava doğalgazıyla tarımsal üretime soyundu ve bu ülkelere artık istediğimiz şartlarda ihracat yapma şansımız kalmadı.

 

Geleceği şöyle görüyorum; muhtemelen ve ihtiyaç duyarlarsa sezon boşluklarını doldurmak için bizden ürün alabilirler. Bunun dışında Rusya’ya ihracat işi bitti.

 

Çünkü üretim maliyetinin %60’ı ısıtma maliyeti iken; örtüaltı işletme ölçeği ortalaması 3 dekar iken; devlet planlaması, pazar stratejisi gibi geleceğe dönük hazırlıklarımız yokken; devlet desteklerinde bir türlü tam isabet kaydedemezken; sektör STK’larının sorunlar karşısındaki ilk refleksi “panik yaratmama” şiarıyla konuşmamak ve konuşanları da dışlamak iken, bu ülkelerle rekabet şansımız sıfır.

 

 

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz