Oklu, yaylı, miğferli turizm | Körfez Gazetesi
Antalyaspor’da kombine sevinci

Antalyaspor’da kombine sevinci

Döşemealtı’nın gururu İpek

Döşemealtı’nın gururu İpek

TFF’den Başkan Çalık’a teşekkür ziyareti

TFF’den Başkan Çalık’a teşekkür ziyareti

Robin van Persie gidiyor

Robin van Persie gidiyor

Muratpaşa’nın şampiyon jimnastikçileri

Muratpaşa’nın şampiyon jimnastikçileri

Oklu, yaylı, miğferli turizm
Oklu, yaylı, miğferli turizm

Bu sene birden bire, tam da referandum öncesi icat edilen ‘Antalya’nın fethi’ mevzusunu tekrar konu edineyim diye bilgisayar başına geçtiğimde, gazeteci Hakan Çırak aradı. Hakan Çırak milliyetçi, sağ tandanslı bir gazetecidir. Antalya’nın fethi icadının ve giderek bir marka haline gelmeye başlayan turistik amaçlı Runatolia Koşusu’nun fetih maratonuna dönüştürülmesinin onda bir heyecan yaratacağını umarken, tam tersi […]

Bu sene birden bire, tam da referandum öncesi icat edilen ‘Antalya’nın fethi’ mevzusunu tekrar konu edineyim diye bilgisayar başına geçtiğimde, gazeteci Hakan Çırak aradı. Hakan Çırak milliyetçi, sağ tandanslı bir gazetecidir. Antalya’nın fethi icadının ve giderek bir marka haline gelmeye başlayan turistik amaçlı Runatolia Koşusu’nun fetih maratonuna dönüştürülmesinin onda bir heyecan yaratacağını umarken, tam tersi bir tepki verdi. 50 yıllık Antalyalı olan Çırak, fetih olayını ilk defa duyduğunu anlattı. Yani sadece bizler, meseleye sol taraftan bakanlar takmamışız bu konuya. Referandum hamlelerinin hedefinde yer alan sağ taraf da bu icada tepkili. Üstelik Hakan Çırak ilginç bir detay da yakalamış. Hükümet yanlılarının moda haline getirdiği söylemle ifade edersek; ‘manidar’ bir tesadüf…

Bizans’ın maaşlı adamı Gıyasettin

FETÖ’nün medya örgütlenmesindeki ilk organizasyonu olan, örgütün ideolojik organı Sızıntı dergisi geçen yıl tam da bugünlerde Antalya’nın Fethi’ni konu edinmiş. Yani 810 yıldır farkında olunmayan fetih, Sızıntı tarafından gündeme getirilmiş. Bir yıl sonra, yani bugün, Sızıntı’nın sayfalarından sızan fetih Antalya’nın gündemine yerleşti. İlginç başka bir detay da, Antalya’yı ilk fetheden 1. Gıyasettin Keyhüsrev’in iki dönem tahta oturması. 1195’te tahttan indirilen Keyhüsrev, gidip Bizans’a sığınıyor. İmparator 3. Aleksios Angelos, onu Bizans’ın ileri gelen devlet adamlarından Manuel Mavrozomes’in kızı ile evlendiriyor. Daha sonra yerine geçecek olan ve Antalya’yı ikinci kez fetheden İzzettin Keykavus bu evlilikten doğuyor. Bizans imparatoru Aleksios Angelos, Gıyasettin’e maaş bağlıyor. 1204’te Latinler İstanbul’u işgal edince kenti terk etmek zorunda kalan Gıyasettin, kayınpederinin malikanesine yerleşiyor. 2. Süleyman Şah 1205’te ölünce de ikinci kez Selçuklu tahtına oturuyor. İki yıl sonra da Antalya Kalesi’nin kapılarına dayanıyor.

Milliyetçi oyların fethi girişimi

Antalya’nın fethi icadıyla bu tarihi bilgileri de hatırlamış olduk. Yani öyle hamasi nutuklar eşliğinde yad edilecek, birilerinin milli duygularına tavan yaptıracak bir tarihi şahsiyetle karşı karşıya değiliz. Aksine kendisini koruyup kollayan, maaş bağlayan Bizans imparatorunu tekrar tahta çıkarmak için İznik’e doğru yola çıkıp, Alaşehir’de öldürülen bir Selçuklu figüründen bahsediyoruz. Kendilerini Osmanlı torunu olarak gazlayan, ‘Yeni Osmanlılık’ diye bir siyaseti pohpohlayan kitle için hiç de uygun bir adres değil Gıyasettin Keyhüsrev. Geçici bir fethi 810 yıl sonra hatırlayıp, bir ‘barış sektörü’ olan turizmi fetih maratonuna yedirmenin altındaki tarihsel geçmiş çok şanlı, şerefli diye adlandırılamaz. Olsa, olsa siyasi bir hamle… Başta MHP oyları olmak üzere, milliyetçi, muhafazakar oylara yönelik bir girişim.

Takma bıyıklı çakma alperenler

Uluslararası Runatolia Maratonu’nun da ‘fetih koşusu’na dönüştürülmesi de ayrıca tuhaf, saçma, kof bir düşünce. Bu maratona katılmak için gelen yabancı atletler, Antalya’nın fethini kutlamak için mi koşacak? Bir turizm koşusuyla savaş edebiyatının yan yana getirilmesinin Antalya’ya ne faydası olacak? Tam aksine, zaten savaş, terör, can güvenliği endişesiyle iyice dibe vurmuş olan turizme bir imaj darbesi de bu şekilde indirilecek. Ağır bir kriz yaşayan Antalya’da ülkenin dışarıdaki imajının düzeltilmesi için sesler yükselirken, talepler dillendirilirken, bir turizm markası haline gelmeye başlayan maratonun oklu, yaylı, kılıçlı, miğferli, Selçuklu kıyafetine bürünmüş takma bıyıklı kamu çalışanları, belediye işçileri tarafından işgal edilmesi fantezinin de ötesine geçmiş bir biçimsizlik. Akıllara seza bir saçmalık… Ekmeğin siyasete kurban edilmesi…

  • Etiketler
  • Yorumla
KÖŞE YAZILARI
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz