Mor Beyin Mağduru 10 Bin Kişi Tahliye Edilecek | Körfez Gazetesi
Güney Kore’ye kültür gezisi

Güney Kore’ye kültür gezisi

İspanyol piyanist büyüledi

İspanyol piyanist büyüledi

Aytemiz Alanyaspor  3 puana tek golle ulaştı

Aytemiz Alanyaspor 3 puana tek golle ulaştı

Kınıkspor deplasmanda galip

Kınıkspor deplasmanda galip

Agora kapılarını açtı

Agora kapılarını açtı

Mor Beyin Mağduru 10 Bin Kişi Tahliye Edilecek
Mor Beyin Mağduru 10 Bin Kişi Tahliye Edilecek

        Mor Beyin ekibi tarafından üretilen Freezy gibi müzik uygulamalarıyla insanların farkında olmadan ByLock’a yönlendirildiğini söyleyen avukat Ali Aktaş, bu kumpastan mağdur olan yaklaşık 10 bin kişinin Kasım ayından itibaren tahliye edileceği öngörüsünde bulundu Röportaj: Müzeyyen YÜCE Antalya’da FETÖ davalarını yakından takip eden Avukat Ali Aktaş ile FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Antalya’da devam […]

 

 

 

 

Mor Beyin ekibi tarafından üretilen Freezy gibi müzik uygulamalarıyla insanların farkında olmadan ByLock’a yönlendirildiğini söyleyen avukat Ali Aktaş, bu kumpastan mağdur olan yaklaşık 10 bin kişinin Kasım ayından itibaren tahliye edileceği öngörüsünde bulundu

Röportaj: Müzeyyen YÜCE

Antalya’da FETÖ davalarını yakından takip eden Avukat Ali Aktaş ile FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Antalya’da devam eden davaları ve FETÖ tarafından geliştirilen Mor Beyin yazılımıyla binlerce insanın ByLock tuzağına düşürülmesini konuştuk. OHAL şartlarının FETÖ davalarına bakan hakim ve savcılar üzerindeki etkisine değinen Aktaş, kentteki davaların ağırlıklı olarak ByLock üzerinden gittiğini kaydetti. Cumhuriyet Davası ile gündem oluşturan Mor Beyin yazılım programının yarattığı mağduriyetlerden Cumhurbaşkanı ile yetkili mercilerin haberdar olduğunu ve kasım ayı sonuna kadar bu durumun çözüleceğini söyleyen Aktaş, bu kumpastan mağdur olan 10 bine yakın insanın tahliye edileceğini öne sürdü. Aktaş, bu kumpası Cumhuriyet taririnin en büyük nitelikli dolandırıcılık olarak nitelendirdi.

 

Antalya’daki FETÖ davalarından başlayalım. Siz burada devam eden davaları yakından takip ediyorsunuz. Davalar genel hatları ile şu an ne durumda?

 

Antalya’daki FETÖ davaları ağırlıklı olarak ByLock üzerinden gidiyor. Ankara-İstanbul’daki gibi darbe davaları görülmüyor burada. Askeri anlamda görülen tek dava var; o da komutanların yargılandığı dosya. Onun dışında kapatılan Hamle Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (HAMLEDER) davası devam ediyor. Bu davada çok az tutuklu kaldı. Yönetim Kurulu Başkanı, yöneticiler ve öğretmenler var. Diğer yandan Antalya Kültürler Arası Diyalog Merkezi Derneği’ne (AKDİM) yönelik 40 sanıklı bir dava var. Hatta 28 Kasım’da duruşması olacak. Bunların yanında bir de Rasanet Gençlik Vakfı dosyası var.

 

Rasanet Gençlik Vakfı davası işadamlarının da yargılandığı Antalya’nın çatı davası. Bu davada FETÖ’nün öğrenci evlerinde kalan öğrenciler de yargılanıyor. Dava ne durumda?

 

Vakıf aracılığıyla hayırseverlerden aldıkları bağış, himmet, kurban, burs, taşınır ve taşınmaz gayrimenkulleri FETÖ’ye aktardıkları iddiasıyla önemli kısmı kaçak olan vakıf yöneticileri, il imamı, ilçe imamı, vakıf ile ortak çalışan kolejlerin yönetici kadrosu, Antalya’nın tanınmış iş adamları da bu davada yargılanıyor. Yanılmıyorsam 97 sanıklı. Bir kısım iş adamları ise orada müşteki sıfatıyla bulunuyor. Vakfa yardım yaptıklarını ve bu yardımların doğru yerde harcanmadığını söylüyorlar. Rasanet Vakfı dosyasının bir özelliği de şu: Öğrencilere aylık 400 lira burs verilmiş, öğrenci evinde kalan abiler vasıtasıyla çocukların Bank Asya kartları alınarak o bursların 260 lirasını kendileri kullanmışlar veya vakfa geri kazandırmışlar. 140 lirasını öğrenciye vermişler. Sırf bu bursu aldıkları için yargılanan öğrenciler de var içlerinde.

 

OHAL şartlarının yargı ve davalar üzerinde etkisi var mı?

 

Etkisi yok dersek yalan söylemiş oluruz. OHAL’in en büyük etkisi hâkimler ve savcılar üzerinde. Antalya’da FETÖ’den yargılanan polislerin tahliye edildiği 2’inci Ağır Ceza hakiminin Manisa’ya tayin edilmesini, Antalya Bölge İdari Mahkemesi Başkanı Şenol Demir’in ByLock’u yeterli delil saymayan ve bugün için doğru olduğu anlaşılan bozma kararı sonrasında Konya’ya düz hâkim olarak sürülmüş olmasını göz önünde tutarsak OHAL’in önemli etkisi olduğunu zannediyorum. OHAL sürecinin böyle bir negatif tesiri var.

 

Bu durum uzun tutukluluk sürelerine de sebep oluyor diyebilir miyiz?

 

Normal şartlarda bu tür davalarda sanığın durumunu, yaptığı eylemleri, ByLock içeriği varsa yaptığı konuşmaları değerlendirilerek atfedilen örgüt içindeki durumuna ilişkin bir tahlil yaptığınız zaman eğer etkisiz bir konumdaysa tutukluluk süresini çok uzatmamak yargının eğilimidir. Mesela, öğrenci evinde kalmış, sohbet yapmış, 3-5 öğrenciyi sohbete götürmüş ve ByLock kullanmış. Öğrencilere dair ByLock yazışmaları var mesela. Kızlar bunu WhatsApp gibi kullanmış. ‘Evlen de düğününde göbek atalım’ gibi yazışmalar. Erkeklerde ise, evde ne yemek var, öğrenci evi taşınırken ‘kamyonet nerede kaldı?’ gibi yazışmalar var. OHAL süreci olmamış olsaydı bu sanıkların bir an önce tahliye edilmesi, bu çocukların daha uzun tutuklu bırakılarak devlet karşıtı ve siyasi anarşist bir kimliğe bürünmelerinin önü alınabilirdi. Ama maalesef bu davalarda Antalya özelinde ByLock varsa hükümle dahi tahliye gerçekleşmiyor.

 

Antalya’da İstanbul-Ankara’daki gibi darbe davaları görülmüyor; ancak birçok davada sanıklar ‘terör örgütü üyesi olmak’, ‘Silahlı terör örgütünü kurma veya yönetme’ suçlamasıyla yargılanıyor. Bir hukukçu olarak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Zaten şu an genelde cemaat tabanını yargılıyoruz. Temiz ve adil bir yargılama yapılmıyor. Mesela Antalya’da öğrenci evindeki ev abisi olduğu için terör örgütü üyeliğinden yargılanan öğrenciler var. Bu çocuklar yukarıdakilerin hangi suçu işlemiş olduklarını, darbeye teşebbüs edip etmeyeceklerini, bırakın darbeyi, kurum içerisinde çıkar amaçlı suç faaliyeti yürüteceklerini bilemezler. Öğrenci evinde kalmış, sohbet yapmış, birkaç öğrenciyi sohbete götürmüş ve ByLock kullanmış. Bu çocuklar silahlı örgüt üyeliğinden, bir kısım ev abisi de yöneticilikten yargılanıyor. Bu dosyalardaki suç ayrımını iyi yapmamız gerekiyor.

 

FETÖ davalarındaki sanıkların büyük bölümünü cemaat tabanının oluşturduğuna dair iddialar var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz. Delil sayılabilecek suçlamalar neler?

 

Şu an FETÖ ve Paralel Devlet Yapılanması diye önemli oranda cemaat tabanı yargılanıyor. Temiz bir yargılama yapamıyoruz maalesef. Burdur’da bir dava var. Yaşlı bir adam bunlara elma verdiği ve torununun Altınbaşak Koleji’ndeki velisi olmak dolayısıyla himmet vermekten ceza aldı. Bu tür davalar Yargıtay’dan bozulup dönecek. Yargıtay bu işi düzeltecek. Bunu baştan yapabilirdik. 15 ayda imaj kaybettik.

 

FETÖ davalarında bazı sanıklar dijital verilerde ekleme-çıkarma-oynama olduğunu iddia ediyor. Böyle bir durum mümkün mü? Siz böyle bir dosyaya denk geldiniz mi?

 

ByLock içeriklerinde bir ekleme çıkarma durumuna hiç denk gelmedim. Bunu bilemeyiz. Yüzlerce ByLock içeriği olan dosyaları inceledim ve sanıkla görüştüm; ancak böyle bir durumla hiç karşılaşmadım. Hatta öyle ki, ByLock içeriklerinin çoğunda örgütsel faaliyetleri içeren yazışmalara da rastlamadım. Kastım şudur: Cemaat içinde bu yapının büyük bölge, küçük bölge, eyalet sorumluları gibi farklı alanları var. Bu yapıların sorumluları veya bu yapıların isimlerine atfedilmiş bir konuşma çok az ByLock içeriğinde mevcut.

 

Peki, Antalya’daki davalarda çıkartılan ByLock içerikleri neleri kapsıyor. Konuşmalarda delil sayılabilecek bir içerik mevcut mu?

 

Çoğunlukla ByLock içeriklerini rüyalar, menkıbeler, abartılı cemaat kutsamaları, Fetullah Gülen’in çay demlemesi, beddualar ve dualar oluşturuyor. Günlük hayatımızda Whatsapp’ı nasıl kullanıyorsak öyle kullanmışlar bunu. Bu yapının teşkilatlı birimine ait olan içerikler de var. ‘Parayı şundan alacağız’, ‘falanca abinin evinde toplantı yapacağız’ gibi örgütün cemaat faaliyeti sayılan yazışmalar da var. Ama münferit anlamda suç teşkil eden bir şey yok.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, FETÖ konusunda 17-25 Aralık’ı milat alıyor. FETÖ davalarında yargılama yapılırken 17-25 Aralık operasyonu bir ölçüt olarak kabul edilebilir mi?

 

17-25 Aralık hukuki bir kriter değildir. Siyasi iradenin bunların dini kullanarak kurdukları hayalet bir yapı vasıtasıyla devleti ahtapot gibi sardığı, bir takım usulsüzlükleri yaptıklarını düşündüğü olmuştur. Ama bunları silahlı terör örgütü olarak nitelendirdiğimiz olay darbe günüdür. Eğer bir ölçü alınması gerekiyorsa 26 Mayıs 2017 tarihli Milli Güvenlik Kurulu kararının ölçü alınması gerekiyor. Bu ölçü aldığımız tarihlerden önce işlenen suçlar delil olarak baz alınmaz anlamına gelmez. O tarihte bir örgüt varlığı ortadadır. Ancak bir yakınınızın ByLock kullanması, annenizin babanızın veya kardeşinizin FETÖ’nün işyerlerinde çalışması delil olarak, delil olmasa bile kanaati etkileyecek bir not olarak iddianamenin içeriğine yazılabiliyor. Suç ve cezaların şahsiliği en temel ilkedir. Buna uyulması gerekir.

 

Son dönemde en çok tartışılan bir diğer konu bazı uygulamalara yerleştirilen ByLock bağlantısının uygulandığı Mor Beyin yazılımı. Nedir bu uygulamanın içeriği?

 

Mor Beyin uygulama tasarım grubu 8 ayrı program üretmiş. Bunların içerisinde ‘Freezy’ adlı müzik programı var. Aynı zamanda namaz vakitleri, kıble pusulası diye bir takım uygulamalar yapmışlar. Bu uygulamaların içerisine 2014’ün Ağustos-Eylül-Ekim aylarında direkt ByLock IP’sine yönlendirmeyi amaçlayan gizli reklamlar koymuşlar. Bu namaz vakitlerinde sizi uyaran uyarıcının aktif edilmesiyle aktif olan ve o dakikada ByLock IP’sine bağlanan bir tasarım aynı zamanda. Benim tahminim 10 bin civarında, ancak 18 bin olduğu da ifade ediliyor.

 

Rakam oldukça ciddi. Bu kişilerin ortak özelliği nedir?

 

FETÖ yapısının özellikle 2014 yazından itibaren kendi tabanlarına ByLock yüklettiğini biliyoruz. Tek delili ByLock olan, ByLock içeriği ve benzersiz User ID’si olmayan, BTK verilerine göre 10 ve daha aşağı IP tespiti olan, ByLock tespit tarihleri 2014 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim ayı olan, cep telefonlarını polise teslim eden, cemaatle herhangi bir irtibatları olmayan, hatta çok farklı siyasi ve görüşe sahip olan kişiler ByLock kullanıcısı değil.

 

FETÖ’nün bunu yapmasındaki amaç ne?

 

22 Temmuz 2014’te 22 ilde büyük operasyon yapıldı. Bu yapının polis içindeki operasyonel birimi gözaltına alındı. Bunların içinden bir takım dijital materyaller elde ettiler. Dar bir kadro 2014’ün başından itibaren ByLock’u kullanıyordu. Bu operasyon olduktan sonra bu operasyonel kadroyu korumak için ByLock’u yaygınlaştırmak istediler. İki yol izlediler. Biri bu uygulamalar ile insanları ByLock IP’sine yönlendirdiler. Bir ikincisi öğrenci evinde kalan öğrencilere, sohbete gelen ev hanımlarına kadar cemaat tabanında bunu yaygınlaştırdılar. Darbe girişiminden hemen sonra bir takım kadınlar Elmalı’da tarlada çalışırken gözaltına alındılar. Bu kişiler sohbete gelip giderken sohbet hocaları dua atmak amaçlı bu programı kadınlara yüklüyor.

 

Bu durumdan mağdur olan tanınmış isimler var mı?

 

Çankırı’da AKP İl Genel Meclisi Başkanı. 4 IP ile yargılanıyor. Bir tanesi Antalya Özgür-Der Şube Başkanı Gültekin Sincar. 6 IP ile yargılanıyor. Böyle çok sayıda insan var.

 

Antalya’da bu durumdan mağdur olan ortalama kaç kişi vardır?

 

Benim mağdur olan 6 tane müvekkilim var. Başka arkadaşların da müvekkilleri var bildiğim. Benim tahminim normal ByLock kullanıcı sayısının yüzde 10’nuna tekabül ediyor.

 

Mor Beyin uygulaması Cumhuriyet gazetesi davası ile de görünür hale geldi, kamuoyu oluştu. Cumhuriyet davasına nasıl bakıyorsunuz?

 

O rapor yüzde yüz doğru bir rapor. Tuncay Beşikçi şöyle diyor: ‘Ben Emre İber’in telefonunu aldım. Emre şu tarihte ‘Freezy’ programı indirmiş, şu tarihte ByLock’cu gözüküyor. ‘Freezy’nin içerisinde yönlendirmeler gördüm’ diyor. Her müzik dinlemek için programı kullandığında ByLock’a yönlendirme yapılmış. O rapor da bizim çalışmalarımızı teyit eden bir rapor.

 

Şu ana kadar size bu konu ile ilgili ulaşan bir devlet yetkilisi oldu mu? Bu konu ciddiye alınıp çalışma yapılacak mı?

 

Çalışmaya başlandığı, daha fazla bulgulara ulaşıldığı, listeyi arındırma çalışmasının kısa sürede tamamlanacağı bilgisini aldım. Yani çok daha fazla uygulamada böyle bir durum olduğu tespit edilmiş. Bu konunun Cumhurbaşkanına iletildiğini biliyorum. Adalet Bakanlığı’na da bu konu iletildi. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın da bu konudan haberdar olduğunu biliyorum. Devlet bu konuda çalışma yapıyor. Ben Kasım ayı sonuna kadar bu meselenin çözüleceğini düşünüyorum.

 

O halde yakın zamanda büyük ölçüde tahliyeler olacak diyebilir miyiz?    

 

Bu durumdan mağdur olan yaklaşık 10 bin insan teker teker tahliye edilecek. Bu durum Cumhuriyet tarihinin en büyük nitelikli dolandırıcılık olayı.

 

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz