Kuraklık felaketi, tarım ve Suriyeli mülteciler | Körfez Gazetesi
Asansör imalatında en güvenilir firma

Asansör imalatında en güvenilir firma

Zeytin ağaçları Kepez’de korunuyor

Zeytin ağaçları Kepez’de korunuyor

Antalyaspor’da 4 eksik

Antalyaspor’da 4 eksik

Kepezli sporculardan büyük başarı

Kepezli sporculardan büyük başarı

Korkuteli Belediyespor’da istifalar

Korkuteli Belediyespor’da istifalar

Kuraklık felaketi, tarım ve Suriyeli mülteciler
  • ErdemGÜNER
    • Erdem GÜNER
    • bekirerdemguner@gmail.com
    • 5 Eylül 2017 - 09:54:38

Türkiye kamuoyunda Suriyeli sığınmacılarla ilgili giderek açığa çıkan bir rahatsızlık var.

Göçmenlerin ülkeye giriş yaptığı kapılarımızda, gereken güvenlik kriterlerinin gözetilmemesinden; Suriyeli mazlumlarla beraber katil teröristlerin de kapılarımızdan kolayca geçiyor olmasından; mülteci kabul sürecinin kontrolsüzce ve günlük politikalar gereği plansız programsız şekilde yürütülmesinden ben de şikâyetçiyim.

Suriyeli mültecilerin gerek barınma, gerekse geçim meselelerinin nasıl çözüleceği soruları da yeterince cevaplanmış değil, hala.

Ancak birbirine düşman en az 4 farklı silahlı güç arasında ezilmiş, en temel yaşamsal ihtiyaçlara erişimini kaybetmiş milyonlarca insana ne olacağı sorusu, bütün politik tercihlerden bağımsız olarak, herkesten önce benim sorumdur ve cevabım da nettir; onları gücüm yettiğince ve elimden geldiğince koruyup kollamak isterim. Kim olurlarsa olsunlar.

Türkiye Cumhuriyeti devleti bu konuda üzerine düşeni yaptı, yapıyor. Ancak, en azından yalanla gerçeği birbirinden ayırabildiğimiz belli olsun diye şunu açıkça söylemekte yarar var; bu konu hükümetimiz açısından,“mültecilere ne olacağı” sorusundan ziyade, mültecilerin çok elverişli iç ve dış politika malzemesi olmalarıyla ilgilidir.

Suyu kontrol et, her şey senindir!

Neyse… Geçen haftaki yazımızda Güneydoğu Anadolu Projesi’nden bahsetmiş; projenin bütün Ortadoğu’nun geleceğini şekillendirebilecek çok büyük ve önemli bir proje olduğunu anlatmıştık. Çünkü su, önemli yaşamsal ihtiyaçların başında geliyor.

Aynı yazıda, dünya su tüketiminin % 80’inin tarımsal sulamayla gerçekleştiğinden de bahsetmiştik.

Nüfusun artmasıyla beraberkalabalıkları suyla kontrol etmek; hatta suyu kontrol ederek savaşların gidişatına yön vermek mümkündür.

Nitekim kendine “devlet” diyen, emperyalizmin başımıza musallat ettiği vahhabi terör örgütü, Suriye’deki yayılışı sırasında ilk olarak su kaynaklarına yöneldi.

Suyu kontrol edebilirsen rakiplerini bölgeden daha kolay sürebilir, böylece petrol kaynaklarını da daha kolay kontrol edebilirsin. Aynen de böyle yaptılar.

Tam da bu teröristlerin yükseliş döneminde, Suriye’de talihsiz bir doğa olayı yaşandı. 2010–2011 yıllarında başlayan ve etkileri hala süren müthiş bir kuraklık baş gösterdi…

İmkânsızlaşan hayat

Aynı dönemde devlet güçleriyle Esad muhalifi güçler arasında köy, köy; kasaba, kasaba devam eden savaş ve her türlü yaşam kaynağıyla ilgili lokal çatışmalar, savaşın getirdiği yıkımların da ötesinde, hayatı imkansızlaştırmaya başladı

Türkiye’ye yönelen göç akını başlamadan önce, Suriye içinde zaten bir nüfus hareketi başlamıştı. Tarım arazilerini terk eden Suriyeli köylüler ekmek, su ve belki iş ümidiyle büyükşehirleri doldurdular. Bir yıldan uzun sürmedi; ülkedeki bitkisel üretimi sırtlayan Kuzeydeki tarım arazileri resmen boşaldı.

O işsiz kalabalıklar, sonraları yer, yer Suriyeli muhalif güçleri besleyen temel insan kaynağı oldular.

Özellikle patates üreticisi olan çiftçilerimiz çok iyi hatırlayacaktır; birkaç yıl önce çürümeye terk ettiğimiz yüzbinlerce ton patatesimiz vardı, kilosu 10 kuruşa alıcı bulamıyorduk da aniden bir gelişmeler falan oldu; kilosunu 70–80 kuruşa ihraç etmeye başladık! Patates çiftçisi uçurumun kenarından dönmüştü resmen!

İşin esası şuydu; Ortadoğu’daki patates tarlaları insanların arazilerini terk edip kaçmasından sonra ekilmemişti. Bizim ‘çöpe gidecek’ dediğimiz mis gibi patateslerimiz de bu sayede oralarda kıymet buldu.

Tahıl konusunda da benzer süreçler yaşandı ama daha çok sulama ihtiyacı olan ürünlerde bu süreç çok daha belirgin şekilde işledi.

***

Suriye halkı neden kaçıyor?

Şu bilgiyi de paylaşmakta yarar var; Suriye’den yayılan mültecilik olgusu, temelde ülkenin Kuzey hattından göç eden insanları ifade eder. Yani bitkisel üretimin gerçekleştirildiği asıl üretim bölgelerinden…

Çünkü ağırlıklı olarak bu bölgelerde tarım yapılıyor ve suya en çok bu bölgelerde ihtiyaç duyuluyor. Savaşın en çetin odakları da bu bölgedeki çok sayıda kritik, stratejik yerleşimler çevresinde sürüyor.

Bu nedenle milyonlarca insan, mesela Güney sınırından Ürdün’e değil de, daha çok Kuzey’deki Türkiye’ye göç etti.

Kerbela gibi…

Suya erişiminizin kalmadığını düşünün; kaç gün idare edebilirsiniz? Suyunuz terör örgütleri tarafından gasp edilmiş; gasp edemediklerinin altyapısını havaya uçurmuşlar; toprağınızı sulamayı bırakın, içilebilir su bulamıyorsunuz!

Mahalleliyle bir araya gelip beraberce çözeceğiniz bir mesele değil bu.

Devlet” gerekir, merkezi güç gerekir, ekonomik kaynak gerekir! Elinizden hiçbir şey gelmez. Kaçmaktan başka.

Su yokluğu yüzünden tek bir ok atılmadan teslim olan yıkılmaz kaleler, başlamadan bitiveren meydan savaşları oldu tarihte. Susuz iseniz savaşamazsınız, mücadele edemezsiniz. Ölmek dışında hiçbir şey yapamazsınız.

Fizyoloji açısından da bir değerlendirmede bulunalım; mesela açlık halinde, açlığı gidermekle ilgili motivasyonunuz belli bir süre artarak güçlenir ve sizi daha atılgan, daha savaşkan hale getirir. Ama susuzluk öyle değildir.

Susuzluk sizi daha atılgan hale getirmez. Susuzluk insanı çok kısa sürede hareket edemez hale getirir. Bitirip, tüketir.

Yani Suriye halkı savaşmaktan korktuğu için, taraflar arasında tercih yapmadığı için yahut ülkesine ihanet ettiği için kaçmadı Türkiye’ye. Suriye’defiziksel olarak hayatı sürdürmeninimkanlarıtükendiği için kaçtılar.

Esaslı bir felaket!

Kaldı ki insanlar savaşmaktan korktukları için de kaçabilirler ve savaşan taraflar arasında bir tercih yapmak zorunda da değillerdir. Bir de tabi, tarafların hiç biri inandırıcı değilse, cesur ve savaşkan insanlar da savaştan uzaklaşmak isteyebilirler.

Şimdi, hepimiz oturup düşünsek ve desek ki mesela; “Suriye’de savaşan taraflardan birini seçip onlarla beraber savaşmak zorundayız!”

Kimi seçersiniz, Allah aşkına!?…

Kimse yalan atmasın; çoğunuz dakikalar içinde denginizi toplayıp Türkiye’ye kaçmayı seçersiniz…

İnsanlığımızı koruyacaksak, mültecilerden bahsetmeden önce kendinize bu soruyu sorun, derim.

Hâsılı, burada birkaç paragrafta kısaca ifade ettiğimiz susuzluk ve kuraklık olgusu, Suriye özelinde insanların hayatlarını devam ettirmelerine esaslı engel teşkil eden bir felaket düzeyindedir.

Suriyeli mültecilerin Türkiye’de yerleştirildikleri şehirlerde ve bölgelerde ortaya çıkan başka sorunlar ise Suriyelilerin çözmesi gereken meseleler değil.

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz