Kimler ihracat yapabilecek? | Körfez Gazetesi
Güney Kore’ye kültür gezisi

Güney Kore’ye kültür gezisi

İspanyol piyanist büyüledi

İspanyol piyanist büyüledi

Aytemiz Alanyaspor  3 puana tek golle ulaştı

Aytemiz Alanyaspor 3 puana tek golle ulaştı

Kınıkspor deplasmanda galip

Kınıkspor deplasmanda galip

Agora kapılarını açtı

Agora kapılarını açtı

Kimler ihracat yapabilecek?
  • ErdemGÜNER
    • Erdem GÜNER
    • bekirerdemguner@gmail.com
    • 24 Ekim 2017 - 10:08:03

Diğer Yazıları

Türkiye’de üretilen sebze ve meyve ürünlerinin Rusya’ya ihracatının engellenmesi, sebze meyve piyasasında sarsıcı sonuçlar yarattı.

Üretici büyük zarar gördü. Tarımsal süreçlerle ilgili öngörüde bulunmak zaten zordu, artık imkânsızlaştı.

Rus ambargosunun nedenleri çeşitli. Görünen nedenler arasında askeri uçağın düşürülmesinden bahsediliyor ama önceden planlanmış uygulamaları tetiklemiş olması dışında bunun bir anlamı yok.

Görünen nedenlerden ikincisi de Türkiye’den giden ürünlerde ithalat şartlarına aykırı bulgular olması. Rusya’nın istediği MRL (maximumresiduelimits; azami kalıntı sınırları) değerleri, AB ülkelerinin uyguladığı MRL değerlerinin biraz daha altında belirleniyor. Yani kağıt üstünde, daha hassas bakıyorlar. Ancak ithalat şartlarına aykırılık bildirimleri genellikle kimyasal kalıntısı yüzünden değil; thrips zararlısı ve virüs gibi canlı organizma bulgularına dayanıyor.

Asıl nedenler

İhracat kısıtlamasının asıl nedenlerini de iki başlıkta saymak mümkün. Birincisi, Rus devleti uzun süredir modern üretim tesisleri (hem sebze üretimine dönük örtüaltı, hem de meyve üretimi için bahçe tesisleri) kurulması için çok önemli teşvik ve desteklemeler veriyor. Kendi üreticisini oluşturmaya dönük bu uygulamalar artık sonuçlarını vermeye başladı. Güneşlenme ihtiyacını gidermeye yetmeyen kış mevsimi dışında Ruslar kendi domatesini, kendi biberini yetiştirebilir hale geldi. Üstelik işletme ölçeği de ortalama 80 dekar civarında. Dolayısıyla Rus devleti elbette ihracatı kısacak.

İkinci neden, siyasidir; birçok konuda işbirliği yaptığı ve NATO üyesi komşusu olarak birçoğunda da karşıt kamplarda yer aldığı Türkiye ile ürün ticareti meselesini pazarlık unsuru olarak kullanmak.

Çeçen savaşçıları ülkemizde ağırlamakla başlayan süreç son 15–20 yıldır Rusların ülkemizde alışılmadık çalışmalar yürütmesine yol açtı. Tahminimiz, Türkiye’deki analizleriyle seçmen popülasyonu içinde çiftçi kesiminin payını iyi değerlendirdiler. Bu şekilde bugün domates, biber üreticimiz üzerinden Türkiye’ye “et satın alacaksın” gibi direktifler veriyorlar.

Nihayet, kısıtlamaların kademeli olarak kaldırılacağı duyurusu yapıldı. Kaldırılacak dediler ama Ruslar Türk devletinden ihracatçı olacak firmalarla ilgili bir liste sunmasını istedi.

Bu firmalarla ilgili temel bazı kriterler koydular. Mesela ihracat yapacak şirketin ürün miktarı açısından yeterliliğe sahip olması isteniyor. Tedarik ve tonaj sorunu olmamalı deniyor. Şirketlerin aynı zamanda işleme ve ambalajlama tesisi bulunan, lojistik imkânları asgari kriterlere haiz olması bekleniyor.

Türkiye edilgen, her şeyi Rusya belirliyor

Bunun üzerine Türk yetkililer yaklaşık 900 şirketin bulunduğu bir liste gönderdi. Ama Ruslar önce listeden 9 şirketi seçerek “Bu 9 şirket Rusya’ya şu ürünleri ihraç edebilir!” dediler.

Sonra bizimkiler bu sayının 29’a çıkmasını sağlayan görüşmelerde bulundu. İhracatçı birlikleri de bürokratlarımız da sayıyı arttırmak için halenyoğun çaba sarfediyor. Ruslar ise bir yandan belirlenen 29 şirketin yeterliliğini denetlemek için heyetler gönderip duruyor.

Bütün bunlar olurken aklımızdan şunlar geçiyor; bütün sürecin tek hakimi Rusya Federasyonu gibi görünüyor.

Kimin neyi ne kadar satacağını, kimin neyi ne kadar alacağını Ruslar’ın belirlediği bir pazarlık süreci devam ediyor.

Bizim bürokratlarımız ve bakanlıklarımız da cevahiri zedelememek için yurt içinde akla karayı seçiyorlar.

Ama mevzular balçıkla sıvanacak noktayı çoktan geçti.

Pazara markete gidenler bilir; ürün fiyatları anlaşılması zor biçimde inişler, çıkışlar gösterir. Bunlar büyük ölçüde üretim modellerinin neden olduğu hasat takvimine ve bu takvimler arasındaki süre boşluklarına bağlıdır. Yani iyi kalite domates bugün markette 8 liraysa bunun nedeni mevcut ürünün biraz sezon boşluğuna denk gelmiş bir nevi turfanda olmasından kaynaklanır. 1 hafta içinde yeni mahsul sera ürünleri çıkınca fiyatlar dramatik şekilde düşer ama dramatik bir durum yoktur. Çiftçi bilir.

Bu dalgalanmalardan kimse etkilenmesin, tüketici de üretici de en azından belli periyotta fiyat öngörüsü yapabilsin diyeceksek düzenli olarak ihracat yapabilmeniz gerekir. Çünkü ihracat her türlü yöntemle sürekli üretmek için iyi bir motivasyon aracıdır. Ama ihracatçı da kendi başına atılım yapmaya kalkamaz çünkü kimin neyi ne kadar ürettiğini de bilmiyoruz.

Baksanıza! Adamlar miktar kriteri koymuş; bir seferde en azından 20 ton malı aynı kaynaktan tedarik edebilmeni istiyor!

Peki, kim neyi ne kadar üretiyor biliyor muyuz? Hayır.

Kamunun sarsılmaz dirayeti

Kamu kuruluşlarımız tarımla ilgili istatistikleri derlese de paylaşmayı sevmez. Çünkü her türlü bilgi siyasi sonuç yaratacak etkene dönüştürülebilir ve siyasi etkenleri kontrol edemiyorsanız en azından muhaliflere fırsat vermemeniz için saklamanızda fayda vardır.

Öbür tarafta çiftçi, ihracatçı, tüketici neler hissediyor; ayrı konu ama kamuya yönelik düşünceleriniz belli bir çerçevenin dışına, “haşa!” çıkamaz. Bütün istatistikleri, gerçekler, dertler, tasalar bir kenara konur; kurumsal savunma mekanizmaları devreye girer.

Bu işin gerçek sahipleri, bu işin gerçek sahipleri olduklarını bilmiyorlar. Bilseler, herkese de öğretirler elbette.

Bunları neden söylüyorum? Devletin elinde güncel olarak hangi ürünün fidesi ne kadar satılmış; kaç üretici domates dikmekten vazgeçmiş; hıyar rekoltesi tahmini ne kadar olacak gibi bilgiler mevcut. Dolayısıyla kabak fiyatları nereye gidecek, patlıcan kaça satılacak aşağı yukarı kestirebiliriz. Ama devlet, dediğimiz gibi bu bilgileri ‘paylaşmamayı’ tercih eder. Paylaşmak zorunda mıdır, bendeniz bilmiyorum; canınız bu konuya çok sıkılıyorsa konuyu devletle tartışmak isteyebilirsiniz.

Bu tür istatistik bilgileri, sadece yabancı istatistik firmalarından ücret karşılığı alabilirsiniz ki böyle bir geleneğimiz de yok. Kara düzen devam…

İhracat geçmişi olmayan ‘seçkin’ ihracat şirketi

Sonuç olarak ortaya çok abuk subuk bir tablo çıktı. Rusya ve Türkiye taraflarından diplomatik pasaport sahibi birkaç kişi, karşılıklı oturup binlerce ihracatçı şirketten hangi 29 tanesinin Rusya’ya ihracat yapacağını belirliyor!

Kimin tarafından bakarsak bakalım, olacak şey değil.

Fırsat eşitliği falan diyeceksiniz ama buna gelene kadar ucundan bile tutamıyorsunuz. Neresinden tutsanız elinizde kalır; onun için hiç kimse bulaşmıyor.

Rusların icazet verdiği 29 şirket arasında tarımda veya başka herhangi bir sektörde hiçbir ihracat tecrübesi olmayan şirketler var.

Ya da mesela 50 yıllık tarım ürünleri ihracatı deneyimi bulunan, her türlü teknik donanımı ve uzmanlığı olan sektör devi şirketler listede yer almıyor.

Rusya’ya ihracat konusunun “seçilmiş” az sayıda şirket tarafından yapılacağı kesinleştikçe sektörün farklı çevrelerinden değişik tepkiler gelmeye başladı. Bu meseleye biraz yukardan bakınca, ticaret yapabilecek olan şirketler ve ticaret yapamayacak olan şirketlergibi inanılmaz ama gerçek bir olguyla baş başa kalıyorsunuz.

İki dakika ayırıp, Türkiye’de ticaret hayatında böyle bir teamül oluştuğunu düşünün…!

“Sen yapabilirsin, sen yapamazsın!” falan gibi…

Varın sonrasını siz düşünün nereye gider bu.

Diğer Yazıları

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz