İyi ki şiir var! | Körfez Gazetesi
Anaokulu öğrencileri konteyner boyadı

Anaokulu öğrencileri konteyner boyadı

Galatasaray maçı hazırlıkları sürüyor

Galatasaray maçı hazırlıkları sürüyor

Kemer’in su altı güzellikleri

Kemer’in su altı güzellikleri

Mitolojik semboller sergisi

Mitolojik semboller sergisi

140 kabin görevlisi için 21 bin başvuru

140 kabin görevlisi için 21 bin başvuru

İyi ki şiir var!
  • İdrisÖZYOL
    • İdris ÖZYOL
    • iozyol@gmail.com
    • 18 Ekim 2017 - 09:47:13

Diğer Yazıları

Cemal Süreya’nın ‘Düello’ şiiri hayatımın bazı anlarında dan diye çıkıverir karşıma. Tam de yeridir orası. Söyleyemediklerimi paldır küldür anlatıp, bir süre sonra da çekilir ortalıktan. Özellikle, “Kılıcın elinde / Alnında bir tutam güneş / Kalakalıyorsun ortada” sözleri mıh gibi çakılır aklıma. O anın en iyi özetidir. Yenilmemek için direndiğin, yenilgiyi kabul etmek istemediğin, ama yapayalnız kaldığın anların yani. 50 yaşına gelmiş bir adam olarak, hayatımın belli kertelerinde karşıma çıkıveren durumların şiiridir ‘Düello’. Artık acı çekmenin insanı eskisi kadar yıpratmadığı, ama daha derinlerde bir yerlere çöktüğü, üstü örtülmüş, kabuk bağlamış yaraları yeniden açtığı bir yaşta denize doğru haykırmak ister insan bu dizeleri. Denize doğru… Yapayalnız. Elinde kılıcıyla…

İnsan ustalaşıyor acı çekmekte

Tam burada İsmet Özel, “Acı duymak ruhun fiyakasıdır” diye patlatıverir tokadı. Evet, acının siyah ceketi çok fiyakalı durur üstümüzde. Daha doğrusu bir zamanlar dururdu. Halen öyle midir; bilmem. Ama ustalaşıyor insan sonuçta acılarda. Ülkem de ustalaşıyor. Halkım da. Ve tarihin derinliklerinden başlayıp, hiç göremeyeceğimiz, hiç bilemeyeceğimiz çağlara doğru süren on binlerce yıllık insanlık yürüyüşünde, benim elimde kılıçla kalakalmam mikroskobik bir hal bile değil. Fakat her insanın acısı, sancısı, yalnızlığı binlerce yıla, onlarca ülkeye, milyonlarca kalabalığa bedel. Çünkü herkes kendi acısıyla fiyakalıdır. Anlatamazsın, söz bulamazsın, boğulursun, çıkamazsın oralardan. Tutar Cemal Süreya elinden, çekip alır seni.

Uçurumdan önceki son şiirimiz

İyi ki şiir var. İnsan yaşayamaz olurdu başka türlü. Trajedisinin içinde kaybolur giderdi. Delirirdi. “Bazen yaz ortasında gündüzün / sevgim acıyor / Kimi sevsem / Kim beni sevse” deyip hançeri basıyorsa böğrümüze Turgut Uyar, kurtuluyoruz delirmekten. Evet kanıyor o hançerin yeri, sızlıyor yaramız, aşklarımız, kavgalarımız, gördüklerimiz, yaşadıklarımız, hatta doğduğumuz gün. Kimi sevsem yine de acıyor içim. Haykırıyorum denize doğru. Uçurumun başında. “Selam size büyük durumlar, doruk anlar / Dağ görgüsü kazanır Ağrı’yı bir kez görse de kişi / Marmara’dan yirmi yılda çıkaramayacağı gerçeği / Okyanusu beş dakika seyretmekle kavrar”. Oysa küçük bir deniz parçası benimki. Ve muhtemelen soğuk. Gerçeği kavramak değil, tam aksine, duymamak, bilmemek, duysam da, bilsem de kabul etmemek istiyorum o an. Gerçek acıtıyor. Fiyakası bozuluyor etrafımızda dönen hayatın. Alnımıza çakılıyor yalan. Duymak istediğim tek şey dünyada ilk kez söylenmiş bir yalan. Ah!

İnsan sadece sevebildiği kadardır

Şu an sadece, böğrümü deşen hançerin biraz daha derinlere dalmasına ihtiyacım var. Hançerin sapını tutan eli özledim. Gerçek olmasa da, doğru olmasa da, tepeden tırnağa yalan olsa da, o benim acım. İnsan sevebildiği kadardır çünkü ve sevdiğine benzer giderek. Ne kalırsa geriye ve hiçbir şey kalmasa dahi ve sözler tükense bile ve çökse içimizdeki kaleler, ayakta durabiliriz yine de. Diz çökmek acı çekmeyi bilmeyenlerin işidir. Kıvamsız, yoz, kof, sığ, salya sümük bir haldir o. Hem dur iki ayağının üzerinde, hem uçuruma bak ve hem de bekle seni itecek olanı. Yuvarlanırken bile sevebil onu. Sevebil. Tutunmak için aradığın bütün çalıları unut. Gerçeğe ihtiyacın yok. Çünkü bilmek acı verir. Tam burada Cemal Süreya konuşsun yine ve desin ki: “Daha nen olayım isterdin / Onursuzunum senin”.

Diğer Yazıları

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz