Hükümet çiftçiye ‘buğday ekmeyin’ diyor | Körfez Gazetesi
Tuğrulhan Erdemir’den muhteşem başlangıç

Tuğrulhan Erdemir’den muhteşem başlangıç

Korkuteli Belediyespor’da birlik ve beraberlik yemeği

Korkuteli Belediyespor’da birlik ve beraberlik yemeği

Efsaneler Kupası Galatasaray’ın

Efsaneler Kupası Galatasaray’ın

Paşa’nın Meleklerinde hedef seriye devam

Paşa’nın Meleklerinde hedef seriye devam

Kepezspor, Ereğli’ye hazırlanıyor

Kepezspor, Ereğli’ye hazırlanıyor

Hükümet çiftçiye ‘buğday ekmeyin’ diyor
Hükümet çiftçiye ‘buğday ekmeyin’ diyor

        Ekmeklik buğdayın fiyatına ton başına yüzde 3.2’lik artış yapıldığını belirten Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Vahap Tuncer, “Tahıl ürünlerinde yüzde 130 olan gümrük vergisi de buğdayda yüzde 45’e düşürüldü. Bu ‘buğday ekmeyin’ demektir” dedi. Röportaj: Mustafa Koç Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Vahap Tuncer, hububat üretiminin geleceği ve buğday üreticilerinin durumuyla […]

 

 

 

 

Ekmeklik buğdayın fiyatına ton başına yüzde 3.2’lik artış yapıldığını belirten Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Vahap Tuncer, “Tahıl ürünlerinde yüzde 130 olan gümrük vergisi de buğdayda yüzde 45’e düşürüldü. Bu ‘buğday ekmeyin’ demektir” dedi.

Röportaj: Mustafa Koç

Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Vahap Tuncer, hububat üretiminin geleceği ve buğday üreticilerinin durumuyla ilgili karamsar bir tablo çizdi. 2016 yılında tonu 910 lira olan kırmızı sert buğdayın bu yılki fiyatının 940 lira olduğunu belirten Vahap Tuncer,

“Buradaki 30 liralık artış yaklaşık yüzde 3.2’lik bir artış anlamına geliyor. TÜİK’in verilerine göre 2016 yılı enflasyonu yüzde 8.53’tür. 2017 yıl enflasyonu Mayıs ayı itibariyle yüzde 11.72 olarak gerçekleşti. Hiçbir girdide fiyat artışı olmadığını varsaysanız bile buğday taban fiyatındaki artış enflasyonun 3’te biri kadar. Bu da çiftçinin 3’te 2 oranında yoksullaşması anlamına gelir” diye konuştu.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı 13 Temmuz’da buğday taban fiyatlarını açıkladı. Ziraat Mühendisleri Odası olarak bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz

Taban fiyatlarıyla ilgili uzun süredir kamuoyunda bir baskı oluştu. Sayın Bakan, bu baskıların ardından yaptığı açıklamada Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 2017 yılı alım fiyatlarının 1 ton için kırmızı ve beyaz ekmeklik sert buğdayda 940 TL, beyaz ve kırmızı ekmeklik buğdayda 895 TL, düşük vasıflı ekmeklik buğdayda 800 TL olduğunu açıkladı. Bakanlık bu fiyatların dünya fiyatları ortalamasının üzerinde olduğunu ifade etmiş olsa da fiyatın yeterli olup olmadığına karar vermek için buğdayın Türkiye’deki üretim maliyetine bakmak, geçtiğimiz yılın piyasa fiyatlarıyla karşılaştırmak gerekir.

Üretim maliyetine baktığımızda ne tür sonuçlara varıyoruz?

TMO, 2016 yılında ekmeklik kırmızı sert buğdayda 1 ton için 910 TL’lik, makarnalık sert buğdayda 1000 TL’lik taban fiyat açıkladı. Geçtiğimiz yıl ve bu yılın kırmızı ve sert ekmeklik buğdaylarının fiyatlarını karşılaştırdığımız zaman 30 TL’lik bir artış var. Bu da yaklaşık yüzde 3.2’lik bir artış anlamına geliyor. TÜİK’in verilerine göre 2016 yılı enflasyonu yüzde 8.53. 2017 yıl enflasyonu Mayıs ayı itibariyle yüzde 11.72 olarak gerçekleşti. Dolayısıyla hiçbir girdide fiyat artışı olmadığını varsaysanız bile buğday taban fiyatındaki artış enflasyonun 3’te biri kadar. Bu da çiftçinin 3’te 2 oranında yoksullaşması anlamına gelir.

Buğday taban fiyatının size göre ne olması gerekir?

Üretim maliyetlerine bakmak gerekir demiştik. Odamızın yaptığı hesaplara göre Akdeniz Bölgesi’nde sulu şartlarda yapılan buğdayda dekar başına yaklaşık 482 TL masraf yapılıyor. Bu durumda 482 TL’lik masraf verime bölündüğü zaman 1 kilogram buğdayın maliyeti 1.07 TL’ye gelir. Buna yüzde 20’lik üretici kârı da eklendiğinde buğdayın satılması gereken taban fiyatının 1,28 TL olması gerektiği ortaya çıkıyor.

Bu konuda farklı rakamlar telaffuz ediliyor. Bu farklılık nereden kaynaklanıyor?

Ziraat Odası bazı bölgelerde 85-87 kuruş arasında üretim maliyeti açıklasa da bunların gerçekçi olduğu düşünülemez. Bazı kurumlar buğday maliyetini hesaplarken buğdaydaki verimin 600-700 kilogram olduğu en yüksek seviyeyi baz alıyor. Burada hesap edilmesi, dikkat edilmesi gereken verim TÜİK’in ortalamasıdır. TÜİK ortalaması da sulu şartlarda 450 kilogramlık bir verimi işaret eder. Gerçekçi olan da budur. 260-270 kilogramlık ortalama verim çiftçinin kâr payı ile beraber buğday taban fiyatının 1.28 TL olması gerektiğini gösteriyor. Sadece bu da değil; bu yıl açıklanan buğday fiyatlarının çeşidine bakmaksızın ortalamasını aldığımızda verilen fiyat ton başına yaklaşık 878 TL. Bu durum buğday taban fiyatının bazı kurumlar tarafından zorlayıcı şekilde açıklanan taban fiyatın da altında gerçekleştiğini gösteriyor

Buğday taban fiyatının ithalat-ihracat açısından sonuçları ne olacak ya da ne olabilir?

Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı zaten bir süre önce Bakanlar Kurulu kararı ile tahıl ürünlerindeki gümrük vergilerinin indirildiğini açıkladı. 26 Haziran 2016 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile tahıl ürünleri ithalatında yer alan yüzde 130’luk gümrük vergisi buğdayda yüzde 45’e, arpada yüzde 35’e, mısırda yüzde 25’e indirildi. Hasat zamanı yapılan vergi indirimi ile tüccar yurt dışından daha ucuza buğday ithal edebileceği beklentisiyle piyasadan çekildi. Bütün bu tablo bakanlığın buğday üreticisine, “Kardeşim siz buğday üretmeyin, biz dışardan, piyasadan isteğimiz koşullarda, istediğimiz kalitede buğday alır, ülkenin kullanımına sunarız” yaklaşımı içinde olduğunu gösterir. Bu yaklaşım tarım sektörü, buğday üreticisi ve üretiminin geleceği açısından doğru değil.

Hububat üretiminin Türkiye tarımı içindeki yeri için neler söyleyebiliriz?

Türkiye’deki tarım arazilerinin yüzde 70 hububat üretimi için kullanılıyor. Türkiye büyük ölçüde ithalatçı hale gelecek olursa, şu anda Trakya ya da Belçika büyüklüğünde olan boş arazi alanı daha da artacak, tarım alanlarımız daha da boş kalacak. Son 10 yılda kırsaldan kente göçen 2 milyon civarında bir köylü kitlesi olduğunu biliyoruz. Daha çok köylü buğday, arpa ve mısır ekemeyecek hale gelirse kente göçün daha da hızlanacağından söz edebiliriz. Bu ise çeşitli sosyal sorunların yaşanmasına meydan verecek.

Bunu önlemenin yolu nedir?

Bunu önlemenin yolu şu an için yıllardır izlenen üretim fiyatına yakın taban fiyatı açıklamasından vazgeçerek, çiftçinin üretmesini sağlayacak, çiftçinin kırsalda tutulmasını sağlayacak bir taban fiyat belirlemesidir. Bu taban fiyat da maalesef son 3 yıldır vaat edildiği halde yerine getirilemiyor.

Üretim maliyetlerinin düşürülmesi bir başka çözüm yolu olamaz mı?

Türkiye’deki üretim maliyetlerinin düşürülebilmesi için çiftçinin kullandığı gübrenin, mazotun, ilacın desteklenmesi; bunun yanı sıra buğday üreticisine doğrudan bir takım desteklerin verilmesi, verimin artırılması gerekiyor. Verimin artırılması ise, kuru arazilerde yağışlara bağlı buğday üretiminden vazgeçilerek, üretimi sulanabilir arazilerde yapmakla, sulu tarıma geçmekle sağlanabilir. Sulu tarıma geçilir, buğday verimi iki katına çıkarılabilirse çiftçinin zararı bir nebze olsun giderilir.

Hububat Konseyi, Türkiye’deki hububatın veriminin değil, kalitesinin düşüklüğünden söz ediyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Türk buğdayının kalitesinin düşük olması yeterince sulanamamasından, bakım işlerinin yeterince yapılamamasından, yeterli gübre kullanılmamasından, çiftçinin para kazanamamasından kaynaklanıyor. Siz çiftçiye üretim maliyetinin altında bir taban fiyat verirseniz, çiftçiden de kaliteli buğday üretmesini bekleyemezsiniz. Çiftçi para kazanabilsin ki kaliteli buğday üretip, insanımızın kullanımına sunabilsin.

Bakanlığa neler öneriyorsunuz?

Bakanlığın hububatla ilgili politikalarının tekrar gözden geçirilmesine ihtiyaç var. Türkiye’nin nüfusu 50-60 milyon iken de 19 ile 22 milyon ton arasında buğday üretiyorduk, nüfusumuz 80 milyonu geçti hâlâ 19-22 milyon arasında buğday üretiyoruz. Aradaki bu 3 milyonluk fark da yağışlara bağlı olarak değişiyor.

Hububat üretimiyle ilgili bizi bu yıl neler bekliyor?

Bu yıl, hububatın kardeşlenme ve çiçeklenme döneminde yağışların bir miktar olması nedeniyle rekolte 22 milyon civarında gerçekleşecek. Ama gelecekte bu üretimin Türkiye’ye yetmeyeceği açık… Bu nedenle hem birim alanda verimin artırılması, hem de kalitenin artırılması gerekiyor. Dolayısıyla Bakanlığın bugünkü destekleme ve taban fiyat politikasından vazgeçmesi lazım. Tam hasat zamanında ithalatçıları sevindirecek gümrük indirimi, fiyat açıklamaları yerine, Tarım Bakanlığı’nın önümüzdeki yılın taban fiyatlarını bu sezon açıklaması, üreticiye gerekli destekleri vermesi, bu destekleri önceden bildirmesi, üreticinin ona göre hazırlık yapması gerekir diye düşünüyorum.

Bugünkü tablo tüketiciye nasıl yansır

Enflasyonda 3’te 1 oranında artış yaşanırken buğday fiyatının yüzde 3.2 oranında artması tüketiciye unlu mamullerin fiyatları bağlamında zam olarak yansımaması anlamına gelir. Oysa ekmek fiyatlarındaki artışın yüzde 5.5’in üzerinde olduğunu biliyoruz. Diğer unlu mamul fiyatlarındaki artışın da en az bu oranda olduğunu biliyoruz. Üreticinin daha ucuza buğday satması, tüketicinin daha ucuz ekmek, unlu mamul alacağı anlamına gelmiyor.

Karamsar bir tablo çizdiniz. Tarımla, tarım üreticisiyle ilgili iyi şeyler hiç mi duymayacağız?

Bu yanlış politikalar böyle sürdürülecek olursa bugün buğday ekmekten vazgeçen Antalya ve Mersin çiftçisinin yanı sıra, İç Anadolu’daki çiftçi de buğday ekmekten vazgeçer. Üzülerek söyleyeyim, Türkiye’de bugün buğday eken çiftçi ekecek başka şey bulamadığı için buğday ekiyor. Aslında hububat stratejik bir üründür. Bu ürünün doğru fiyat politikaları ile korunup güçlendirilmesi gerekir.

Son olarak neler söyleyeceksiniz?

80 milyonluk Türkiye’nin hububatta dışarı bağımlı olduğunu düşünebiliyor musunuz?

Gıda güvenliği olmayan bir ülkenin ulusal güvenliğinden de söz edilemeyeceğine göre bu kimsenin istemeyeceği bir tablodur. Bu nedenle çiftçinin mutlaka kazandırılması gerekir. Üretim maliyetlerini düşürmeden çiftçiyi zorlayarak buğdayını alırsanız sonuç çiftçinin üretimden vazgeçmesi olur. Gübre fiyatları döviz ya da enflasyon oranlarına göre artarken, enerji maliyetleri enflasyon oranı üzerinde belirlenirken, sulama-taşıma maliyetleri, emeğin değeri artarken, geçtiğimiz yılın fiyatlarına yüzde 3.2 gibi bir artış yaparak taban fiyat belirlerseniz bunun açık anlamı “Siz buğday ekmeyin kardeşim” demektir.

PATLAKLAR

Buğdaya bu yıl yaklaşık yüzde 3,2’lik artış yapıldı. TÜİK’in verilerine göre 2017 enflasyonu yüzde 11.72 olarak gerçekleşti. Dolayısıyla buğday taban fiyatındaki artış enflasyonun 3’te 1’i kadardır. Bu da çiftçinin 3’te 2 oranında yoksullaşması anlamına gelir.

Akdeniz’de sulu şartlarda yetişen buğdayda dekar başına yaklaşık 482 TL masraf yapılıyor. Bu masraf verime bölündüğü zaman 1 kilo buğdayın maliyeti 1.07 TL’ye gelir. Buna yüzde 20’lik üretici kârı da eklendiğinde taban fiyatının 1.28 TL olması gerekir.

Türkiye’deki tarım arazilerinin yüzde 70 hububat üretimi için kullanılıyor. Türkiye büyük ölçüde ithalatçı hale gelecek olursa, şu anda Trakya ya da Belçika büyüklüğünde olan boş arazi alanı daha da artacak, tarım alanlarımız daha da boş kalacaktır.

Çiftçiye maliyetinin altında taban fiyatı verirsen, kaliteli buğday üretmesini bekleyemezsin. Çiftçi para kazansın ki kaliteli buğday üretsin. Üreticinin daha ucuza buğday satması, tüketicinin daha ucuz ekmek, unlu mamul alacağı anlamına da gelmiyor.

 

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz