Antalya
14.09.2018
A

Yaşım itibari ile büyüklerimizin anlattığı eski bayramlara şahit olamasam da, kırıntılarından yararlanabilme imkânı bulmuş bir neslin son kuşağıydım galiba. Hala hafızamda olan tap taze bayram sabahları, hem aile olgusunu hem de samimiyet ve insanlık kavramını bir arada toplayabilen manevi bir güçtü sanırım. Zira babaannemin Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış, geçim gailesinde olan tüm çocuklarını ve torunlarını bir masa etrafında toplayabiliyordu. Aile büyüğü olarak bayram sabahı yapılan kahvaltıların başköşesinde yerini alır, çocuklarının şen kahkahalarıyla aydınlanan evini huzurla izlerdi. Sonrasında ise, dantelli mendilinin arasına sardığı eşit miktardaki harçlıkları torunlarına dağıtırdı.

Babaannemin o günlerden hatırladığım bir sözü vardı. “İnsanoğlunun içinde her daim bir iyi bir de kötü vardır. Kimse ne saf iyidir, ne de saf kötü. Sen vicdanının sesinden asla uzaklaşma” derdi. Galiba bize verdiği eşit miktardaki harçlıkların altında da bu cümle yatıyordu. O zamanlar anlam veremediğim cümleyi, şimdilerde insanların tuzaklama hayatları içinde buluyorum. Aslında herkes çıkar odaklı vicdan muhasebesi içinden geçerek bir tercih yapıyor. Bu tercihi yaparken karakteri ve ruhu üstüne koyduğu ipoteği, kötü olmayı seçerken verdiği zararları sonuç odaklı düşüncelerle yok sayıyor.

Peki ya süreçler?
Yapılan her faaliyetin, verilen her kararın süreçleri ya yok sayılıyor, ya da baskı ve adaletsizlik altında kısaltılıyor. Eşitlik sadece sözlükte karşılık bulurken, elindeki gücü çıkarları doğrultusunda kullananlar, kötülükte varılan sınırları kaldırıyor. Mücadele, emek, hayaller ve hedefler karar vericiler tarafından önemsenmediği gibi, hayatını bu yönde adayan inanların ürünleri çöpe atılıyor. Kurtlar sofrasında omurgalı kalmaya çalışmak, siyasete alet olmamak, kimsenin karşısında eğilmemek, hatta inadına dik durabilmek bayram sabahları yapılan sıcacık kahvaltıların, hoş sohbetlerin ve sevginin olduğu günleri tatmış olmamızdan geliyor.

Sonsuz bir ufuk çizgisinde kalan insanlığı topluma entegre etmek, vicdanımız doğrultusunda iyi ve doğru olmayı seçmek kafamızı huzur bulduğumuz simsiyah yastığımıza koyduğumuzda ‘şükür’ diyebilmek, kendimiz için olumsuz bir sonuç dahi olsa adaletli olmayı seçmek…

İşte bayram sabahlarının ve babaannemin parayla, güçle satın alınamayacak mirasları bana. Kötülüğün kısır döngüsünden seni aydınlığa, ‘sen’ olmaya çıkaran bir miras…

Biliyorum yüreğinde bayram sabahlarını, damağında bayram kahvaltılarının tadını taşıyan birçok temiz kalabilmiş insan var. Sevdiğim bir insan bana bir gün; “Güç, sevgiden gelir.” demişti. Şimdi düşünüyorum da, yaşadığımız tüm ayrılıklar, ruhumuzda hissettiğimiz terkedilişler, iç kırgınlıklarımız, sessizliğimiz; buna rağmen gülmekten hiç vazgeçmeyen başına buyruk halimiz sevgimizden... Bayram sabahlarını vesevgiyi kalbinizden eksik etmeyeceğiniz bir gün olsun. Unutmayın; Kötü olduğumuzu düşündüğümüz anlarda bile aslında içimizden iyilik geçer. İşte bu da bir tercih meselesi...

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok