Antalya
12.09.2018
A

 

Bilim insanın hayatını kolaylaştırma ve hızlandırma işidir.

 

Her şey hızlıca çözülsün; yapmak istediklerimizi, hemen yapabilelim; mümkünse yan etkileri olmadan, her gün yeni bir çözüme yürüyelim…

 

Dünyanın yaşanabilir olmasını sağlayan güzellikleri koruyalım; yaşanmaz kılan özellikleri ortadan kaldıralım; alemi yaşanabilir bir yer haline getirelim.

 

Daha mutlu olalım, mutluluğu yaygınlaştıralım ve paylaşalım.

 

Biliyorum, paylaşmak konusunda hemfikir değiliz. Paylaşalım diyenler bir tarafta durur; paylaşmak zorunda olmayalım, sahip olduklarımızı her türlü tedbiri alarak koruma hakkımız olsun diyenler bir tarafta durur. Bilim de kendine özgü apayrı yerinde durur.

 

Tarım sektöründen, çiftçilikten, bitki ve hayvan yetiştiriciliğinden konuşup duruyoruz. İşin nereye kadar gidebileceğine dair fikir verecek ilginç bir gelişmeden kısa süre önce haberdar oldum. Bitkilerin güneş ışığından aldıkları enerjiyi kimyasal enerjiye dönüştürmelerini sağlayan fotosentez işlemini taklit edebiliyoruz.

 

Bu amaçla tasarlanan sistemlere Suni Fotosentez sistemleri deniyor.

 

Enerji çiftliği: canlı yetiştirip, enerji hasat etmek

Suni fotosentez (SF) sistemleri, biyolojik temelli alternatif enerji kaynağı olarak bilim dünyasını bir süredir meşgul ediyor. Sistemin mükemmelleşmesi için sürdürülen çalışmalar sırasında beklenmedik yeni bulgular da elde ediliyor.

 

SF sistemlerinin birkaç farklı faydası var. Bir kere hangi amaçla çalışırsa çalışsın; havadaki CO2 oranını düşürüyor. Yani havanın oksijen muhtevasını zenginleştiriyor.

 

İkincisi bu sistemler farklı türlerde akaryakıt üretebiliyor. Bunlardan biri içten yanmalı motorlarda da kullanılabilen metanol. Suni fotosentez sırasında elde edilen hidrojen de, hibrid elektrikli otomobillerin akaryakıt ünitelerinde kullanılabiliyor. Hidrojen gibi likit yakıtların, alternatifleri karşısında iki önemli özelliği var: hem hafif hem daha az yer kaplıyor.

 

Sistem ayrıca güneş enerjisini depolamada da kullanılabiliyor.

 

SF sistemlerinin performansı iki önemli şeye bağlı; birincisi, etkin biçimde güneş ışığı toplayabilmesi gerekiyor. İkincisi de su moleküllerini hidrojen ve oksijen olarak ayrıştırabilmesi gerekiyor. Bu iki işlemi gerçekleştirebiliyorsa insan ihtiyaçları açısından kayda değer bir seçenek olarak kabul görüyor.

 

Sistem, doğal fotosentez sürecini taklit etmeye dayanıyor ama biyolojik ajanların yardımıyla çok daha etkin, performanslı ve sürdürülebilir hale gelebilir.

 

Fotosentez yapan hayvan

Doğal fotosentez işlemi sadece bitkiler ve bazı algler tarafından gerçekleştirilen bir işlem. Bitkiler CO2 ve su kullanarak güneş ışığından aldıkları enerjiyi fotosentez yoluyla kimyasal enerjiye dönüştürüyor. Hayvanların fotosentez yapması ise alışıldık bir durum değil. Ancak bilim insanları alşglerden hasat ettiği bazı organeller sayesinde sadece fotosentez yaparak yaşayan, bilimsel adı Elysia chlorotica olan kabuksuz bir deniz salyangozu türü keşfetti.

 

Bitkilerde fotosentez işlemi, günışığını hapseden ve kimyasal enerjiye çeviren plastid adlı hücrelerde gerçekleşiyor. Elysia chlorotica salyangozu, algleri yiyerek elde ettiği milyonlarca yeşil plastid hücresi sayesinde güneş ışığından topladığı enerjiyi kendi bünyesinde kimyasal enerjiye dönüştürebiliyor.

 

Salyangoz, plastidleri bağırsak duvarında depoluyor ve bitki gibi beslenen bir tür canlı güneş enerjisi santraline benziyor. Bilim insanları salyangozun plastidleri, yediği alglerden nasıl ayrıştırabildiğini; alg hücre çekirdeği olmadan plastidleri nasıl kontrol edebildiğini ve bunlardan nasıl karbon elde edebildiğini anlamaya çalışıyor.

 

Enerjinin geleceği biyoteknolojide mi?

Elysia chlorotica örneği, plastidlerin uygun ortamda toplanıp, enerji hasadı için kullanılabileceği fikrini tetiklemiş oldu.

 

Plastidleri kontrol edebileceğimiz böyle bir düzenek, suni fotosenteze ihtiyaç duyduğumuz diğer bütün alanlarda da kullanılabilir. Bazı eksikleri giderilirse böyle bir sistem, dünyanın ve insanlığın enerjiyle ilişkisini kökünden değiştirebilir.

 

Öte yandan aralıksız yakınıp durduğumuz üreticilik işinin, belki şekil ve kapsam değiştireceğini ama asla tükenmeyeceğini de söyleyebiliriz. Belki gelecek kuşakların enerji hasat edeceği modern biyoteknolojiyle donatılmış fotosentez çiftlikleri olacak…!

 

Dünya enerji olgusu etrafında dönüyorsa, bu tür ihtimaller uzak sayılmaz.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok