Antalya
01.08.2018
A
RÖPORTAJ
Arazi tahsisi şart
Arazi tahsisi şart

Yeni bir yönetim anlayışıyla göreve gelen Orta Anadolu Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçılar Birliği Başkanı İsmail Yılmaz, ihracat ve pazar sıkıntısını aşmak için çözüm önerisi sundu. 

 

 

Yeni bir yönetim anlayışıyla göreve gelen Orta Anadolu Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçılar Birliği Başkanı İsmail Yılmaz, ihracat ve pazar sıkıntısını aşmak için çözüm önerisi sundu. Yılmaz, “Devlet, sektöre uzun vadeli arazi kiralamalı. Enerji kullanımı konusunda esnek olmalı. Bunun karşılığı olarak bize ihracat şartı konabilir” dedi

 

Orta Anadolu Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçılar Birliği Başkanı İsmail Yılmaz, 2018’de en çok ihracat yaptıkları 5 ülkeyi Hollanda, Özbekistan, İngiltere, Almanya ve Azerbaycan olarak açıkladı. Yılmaz, Rusya pazarında hala sıkıntı yaşadıklarını, Özbekistan’ın da yeni pazarları olduğunu belirtti. Sektörün en büyük sorununun arazi olduğunu belirten Yılmaz, turizme yapılan tahsislerin tarım için de uygulanmasını talep etti.

 

Birliğiniz hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Birliğin tam adı Arta Anadolu İhracatçı Birlikleri’ne bağlı Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçı Birliği. Birliğimizin merkezi Ankara’da. Orta Anadolu’da 8 tane ihracatçı birliği var bir tanesi de süs bitkileri. Merkez önceden Antalya’daydı, sonra Ankara’ya alındı. Çünkü Türkiye’deki bütün illerdeki çiçek ihracatçılarını kapsıyor. Şu an üyelerin yaklaşık yüzde 40’ına yakını Antalya’da üretim yapan firmalar. Diğerleri Yalova, İzmir. Sakarya, İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin hemen hemen 33 ilinden faaliyet gösteriyor.

Sizinle birlikte yönetim anlayışında neler değişti?

Biz 24 Nisan’da seçimi kazandık ve önümüzdeki 4 yıl birliği yöneteceğiz. Biz bu süreç içerisinde şunu gördük; önceden birlik yönetimlerinde yönetim kurulu üyeleri sektörün tamamını kapsamıyordu. Çiçek sektörü, kesme çiçek, süs bitkileri, salon bitkileri, dış mekan bitkileri, soğanlı bitkiler, çelenkler, bir de Balıkesir’de ceviz fidanı üreten bize bağlı firmalar var. O gruptan da yönetici aldık. Yönetimimizde çiçek sektörünü kapsayan tüm dallardan arkadaş var. İstanbul, Ankara, Yalova, Sakarya ve İzmir’den birer yönetici var. Diğerleri Antalya’dan. Geçen yıl 85 milyon dolarlık ihracat söz konusuydu. Biz 125 milyon Dolar ihracat hedefi koymuştuk. Bugün itibariyle yaklaşık 70 milyon Dolar’lık ihracatımız var. Şimdiden geçen yıla yaklaştık. Sanırım 125 Milyon Dolar hedefi tutacak.

Kesme çiçek ve süs bitki sektörlerinde ihracatta ilk 5 sırayı hangi ülkeler oluşturuyor?

2018’de ihracat yaptığımız ülkeleri sıraladığımızda; ilk beşte, Hollanda, Özbekistan, İngiltere, Almanya ve Azerbaycan yer alıyor. Rusya uçak krizinden sonra 2 yılı aşkın süre kapalı kaldı, ondan sonra ‘açıldı’ dendi ama açılmadı. Şuan Rusya’ya mal gönderiyoruz ama gümrükleri çok yükselttiler. Eski gümrüklerle gönderemiyoruz. Öyle bir fiyat istiyorlar ki göndermemek daha iyi. Orada bürokratik bir engel yaşıyoruz.

Yeni pazar olarak gördüğünüz ülke var mı?

Özbekistan bizim için yeni pazar. Çünkü Türki Cumhuriyetler, müteahhitlik hizmetleriyle birlikte peyzaj düzenlemelerinde de Türkiye’yi tercih ediyor. O nedenle ciddi pazar oluşmaya başladı dış mekanda. Son yıllarda en az kesme çiçek kadar dış mekanda pazar oluştu. Bir de canlı bitkiler var. O da özellikle Antalya’dan gidiyor. O konuda en çok Almanya ciddi bir pazar.

Yeni seçilmiş bir yönetimsiniz. Hedefleriniz neler?

İhracatın büyümesi için devlet tarafından destekler sağlanması lazım. Mesela Kenya’da şuan süs bitkileri en büyük sektörü haline geldi. Ama orada devlet üreticiyi destekliyor. Türkiye ve Antalya’da en büyük sorunumuz üretim sahalarının az oluşu. Kendi imkanlarımızla üretim alanları satın alıp bu işi yapma şansımız yok. Hem alan yok, hem bulunan alanların bedeli yüksek.

Devlet arazilerinin kiralanması bu konuda bir çözüm mü?

Normalde bizim de talebimiz o, umarım olur. Normalde Antalya’da turizme yapılan tahsisler gibi hazine arazilerini tarıma tahsis etseler, ihracatın artacağını düşünüyorum. Bazı bitkiler özel seralar istiyor, biz bunları yapamıyoruz. Kiralayabildiğimiz araziler 7-8 yıllık, süre hemen geçiyor.

Arazi yetersizliği işlerinizi nasıl etkiliyor?

Şuan bizim karanfil dışında yapabileceğimiz bir şey yok. Çünkü karanfil basit seralarda üretiliyor. O zaman çeşite gidebileceğiz. Bazı çeşitlerin 3-4 yıl sonra getirisi oluyor. Ülke olarak biz bir şey yapacaksak, katma değeri yüksek ürünler üretmeliyiz. Bizim sektörde de bu var. Yüzde 95’in üzerinde katma değer sağlayan bir sektör.

İç pazarda durum nedir?

Çiçek, eskisi gibi değil. Çiçek kültürü Türkiye’de yeni gelişmeye başladı. Ama gelişmiş ülkelere göre biz hala çok küçüğüz. Türkiye’de yıllık kişi başı çiçek tüketim tutarı maksimum 2-3 Dolar. Avrupa ortalaması, yıllık 70 Euro üzerinde. Bizim çiçek tüketimimiz, sadece bir yere giderken veya çok özel günlerde oluyor. Biz de bir yerden tasarruf yapılacaksa, ilk olarak ‘çiçek almayalım’ diye başlıyoruz. Toplum çiçeği değerli görmüyor. Biz zaten bu çiçekler kesilip harcansın diye üretim yapıyoruz. Bunu bilmiyor insanlar.

Devlet arazilerinin kiralanması gerçek olursa, neler yapılmalı?

5-10 yıllık süreler olmaması gerekir. Bence devletin fazla ticari düşünmemesi gerek. Sonuçta o araziler orada atıl duruyor. Mesela bize burayı bedava verse, dönüm başı bir işçi çalıştırma şartı koysalar, ihracat şartı koşsalar hem üretim, hem istihdam sağlanır. Sonuçta bu ülke için üreteceğiz. Bunların olabilesi için devletle işbirliği içinde yapmalıyız. Alanı verip enerjiye yüksek masraf yapacaksak orayı işletemeyeceğiz sonuçta.

Nakliye konusunda sıkıntı yaşıyor musunuz?

Bizim en büyük sıkıntılarımızdan biri transport. Normalde baktığınızda pazar 3-4 saat uçuş mesafesinde. Ama biz buralarda uçak nakliyesi yapamıyoruz çünkü çok yüksek. TIR’larla 4 saatte gideceğimiz yere 6 günde gidiyoruz. Bunun için THY’ye de başvurduk. ‘Birkaç kargo uçağını bize makul fiyata verin’ dedik. İlginç şeyler söylediler, beklediğimiz yanıtı alamadık.

Antalya’ya özgü ürünler var. Bu ürünleri marka haline getirip satabiliyor musunuz?

Zaten Türkiye’de endemik bitki olarak çok zengin bir coğrafyada yaşıyoruz. 4000’e yakın endemik bitki var. Bu rakam, tüm Avrupa’dan daha fazla. Bunların birçoğu ıslah edilmemiş. Türkiye’de birçok ildeki araştırma kuruluşlarının, yöremize uygun bitkilerin ıslahı ve ticarete kazandırılmaları adına çalışmalar yapmaları lazım. Bunun da ihracatın artmasına katkısı olur.

Mezat projesi vardı. Bu projenin sektöre katkısı nasıl olur?

Antalya’da iç pazara yönelik mezat var. Lokal pazarlarda mezatlar üretim yerlerinde çok faydalı olmuyor. Çünkü alıcılar mezattan ne çıkacağını, kaça çıkacağını bilmedikleri için daha çok fiyatını bildikleri yerlere gidiyor. Buradaki mezat o bağlamda çok faydalı değil.

EXPO 2016 alanını ile ilgili tartışmalar sürüyor. Müze veya kumarhane olması gündemde. Sizce orası nasıl değerlendirilebilir?

O alanın bence ticarete kazandırılması gerekiyor. O kadar ciddi bir yatırım yaptıktan sonra oraya müzeyi taşımak olmaz. Eğer mantık ‘orada dursun, insanlar gitsin, gelsin’ deniyorsa olur. Ama işin içine ticaret girecekse müze de olsun ama daha farklı organizasyonların da olması lazım.

Sektörün işgücü nasıl karşılanıyor. Suriyeli gerçeği hangi boyutta?

Bizim sektörde Suriyeliler egemen. İnsanlar Suriyelilere kızıyor ama Türkiye’de çalıştıracak insan bulamıyoruz. Yeni nesil toprakta çalışmak istemiyor. En büyük sıkıntımız o. Suriyeliler olmasaydı tarım sektörü çok zor durumda olurdu. Bizim insanımızın 60’larda Almanya’ya gidip iş gücü oluşturmasına benziyor. Türk vatandaşıyla aynı şartlarda çalışıyor Suriyeliler. Bizim 200 dönüm üzeri üretim alanımız var. Sektörde 1 dönüme 1 işçi mantığı var. Biz 200 işçiye sigorta yapsak kazanamayız. Normal primler üzerinden değil de, daha ödenebilir ücretler olursa her şey kayıt altında olsun, biz de ödeyelim.

Rusya ile domates konusunda yaşanan kriz, sizin sektörü nasıl etkiledi?

Rusya’yla ilgili bir kriz vardı. Bu kriz tamamen Rusların aptallığı yüzünden. Bize dediler ki trips diye bir zararlı var onun hiç olmadığı ürün göndereceksin. Ve bunun yüzde 0 olma olasılığı yok. Biz kendimizi kandırıyorduk. Bunun bir eşik değeri olur. Yoksa biz kendi kendimize ‘yüzde 0 ürün nasıl yaparız’ diye tartışıyorduk. Boşuna zaman kaybı. Bunu bakanlıktakiler de biliyordu, biz de. Ruslara gidip bunu yapmanız yanlış dememiz gerekiyordu.

Dövizdeki dalgalanma sektörü nasıl etkiliyor?

Dışa bağımlı girdilerimiz var. Gübre gibi. Ama fideden yana bir şey yok. İnsanlar dövize bağlı yatırım yapmışlarsa çok etkileniyor. Bizim kesme çiçekçiler yüzde 100 ihracat yapıyor. Onlar az etkileniyor ama iç pazarda çalışanlar var, onlar fazla etkileniyor.

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: