Antalya
01.08.2018
A

Bu yazıyı herkese şunu hatırlatmak için yazdım; tabiat ırk, din, dil, harita, sınır, ulus, cinsiyet vs. tanımaz. Uygun şartları denk getirdiği yerde vurur, geçer.

 

Ağaç türleri arasında stratejisiyle dikkat çeken arsız ve agresif bir türdür bu.

 

Gövdesini saran kabukları, başka orman ağaçlarının kabuklarına göre ateşe ve ısıya çok daha fazla dayanıklıdır.

 

İnce dal uçları ise diğer orman ağaçlarının dal uçlarına göre sürtünme sırasında çok daha hızlı tutuşuverir. Hava sıcak ve kuruysa, kolayca…

 

Kozalakları ise ısıya tepki verirken önce sakince durur ve ısındıkça ısınır; ardından ısı arttıkça, aniden patlayarak tohumlarını yüzlerce metre öteye fırlatır.

 

Böyle böyle yakın çevresindeki başka türlerin yanıp kül olmasını sağlarken kendi zürriyetini de boşalan alanlarda çoğaltır, üretir; arsızca ürer.

 

Bir süre sonra bir de bakmışsınız; ormanda başka tür kalmamış, yer gök kızılçama kesmiş...

 

Antalyalılar; tanıdık geldi mi, bilmem.

 

Bu bilinen gerçeğin farkında mıydılar bilmiyorum ama Yunanistan’daki orman yangını, kızılçam ormanlarında başladı. Felaketin bilançosu yazının hazırlandığı sırada 79 ölü, 180 kadar yaralı olduğunu gösteriyordu.

 

Yangınla mücadelede insan varlığı esastır

Türkiye orman yangınlarıyla mücadelede, başka ülkelere göre fark edilir düzeyde başarılı bir performans gösterir. Bunun nedenleri arasında orman teşkilatımızın ve itfaiyemizin hazırlıklı, fedakâr ve tecrübeli olması başta gelir.

 

Asıl önemli neden ise şudur; orman yangınlarıyla mücadele bütünüyle teknolojiye güvenerek yapılamaz. Yangının olduğu yerdeki insan varlığı esas belirleyici şeydir. Oradaysanız yangına en doğru ve isabetli müdahaleyi yapabilirsiniz. Uzaktaysanız, teknolojinin nimetleri ne kadar isabet sağlıyorsa o kadar müdahale edersiniz; gerisini ateşin insafına terk edersiniz...

 

Ama tabiatın gazabı, teknolojiyi de ve icabında insan etkinliğini de tanımaz. Eğer yeterli bilginiz varsa önceden tedbir almanız belirleyici olur. Ve bizim hem bilgimiz var hem de bugün Yunanistan’da yaşanan felaket gibi ders çıkarabileceğimiz bir sürü tecrübemiz var.

 

Koşulların aynısı Antalya’da mevcut

Mesela şunu biliyoruz; Antalya çevresindeki ormanlarımızın dokusu da büyük ölçüde kızılçam ağaçlarından oluşuyor. Ortalama mevsim sıcaklıklarının sürekli arttığı dünyamızda belki ormanlarımızla ilgili stratejimizi de gözden geçirmek gerekiyordur.

 

Artık kızılçam ormanlarını seyreltip, yangına dayanıklı başka türlerin varlığını arttırmayı mı deneriz; yoksa kızılçam ormanlarının çevresinde ilave önleyici tedbirler mi alırız bilemiyorum ama kendi türünün devamını yangın stratejisiyle sağlayan kızılçamların insafına kalmamamız gerekir.

 

Yunanistan’daki yangın nedeniyle hayatını kaybeden insanlar için büyük üzüntü duydum. Hayatını kaybeden ve hayatta kaldığı halde işini, yuvasını, yurdunu kaybeden insanlar hakkında söylenenlerden ise tiksinti duydum.

 

Bu yazıyı herkese şunu hatırlatmak için yazdım; tabiat ırk, din, dil, harita, sınır, ulus, cinsiyet vs. tanımaz. Uygun şartları denk getirdiği yerde vurur, geçer.

 

Bugün Yunanistan’da meydana gelen yangının ortaya çıkmasını sağlayan koşulların aynısı şu anda Antalya bölgesinde mevcut iken, komşu ülkedeki faciada cahil, iğrenç ve insafsız tatminler aramak yerine, nasıl ederiz de bizim başımıza gelmesini önleriz dememiz gerekir.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok