Antalya
25.07.2018
A
RÖPORTAJ
Hedef sıfır kimyasal
Hedef sıfır kimyasal

Tarım İl Müdürü Mustafa Özen, alternatif üretim metoduna geçilmesi gerektiğini belirterek, “Ne kadar kontrollü ilaç verirsek verelim, bitkide kimyasal birikmeye neden oluyor. Hedefimiz, önce kimyasalı minimize etmek, sonra sıfır kimyasalla üretime geçmek” dedi

Röportaj: Hasan Yavaşlar

 

ÖRTÜALTINDA ARTIŞ

Antalya’da 12 ay boyunca 7 milyon ton yaş sebze ve meyve üretildiğini belirten Tarım İl Müdürü Mustafa Özen, bu ürünlerin hem Türkiye’nin hem de yakın coğrafyanın ihtiyacını karşıladığını söyledi. İmar nedeni ile tarım arazilerinde azalma olduğunu ancak örtüaltı tarım alanında artış yaşandığını belirten Özen, “Çiftçiyi bilinçlendirmek için eğitim faaliyetlerine ağırlık veriyoruz” diye konuştu.

 

ALTERNATİF METODLAR

Önceki yıllarda 1 dönüm serada 2-4 ton domates üretildiğini ancak bu rakamın bugün 10-20 ton civarında olduğunu belirten Özen, “Bu üretimi kimyasal destek ile 30 tona çıkarmak mümkün. Ancak o zaman ürünlerde kimyasal kalıntı oluyor. Biz alternatif üretim metotları ile hiç kimyasal kullanmadan üretim yapmayı amaçlıyoruz. Bir gün bu amacımıza ulaşacağız” dedi.

 

Tarımın başkenti olarak bilinen Antalya’nın, Türk tarımındaki yer inedir?

Antalya, tarımın başkenti olabilecek altyapı ve potansiyele sahip bir il. Türkiye’nin 80 ilinde tarım, dönemsel olarak yapılır. Yaz veya kış aylarında bir boşluk oluşurken, Antalya’da 12 ay üretim yapılabilir. Biz aslında tarımın sadece örtüaltı yetiştiriciliğinde değil, bütün sektörlerinde birinci veya ikinciyiz. Çünkü Antalya’da 12 ay boyunca 7 milyon ton yaş sebze meyve üretiliyor. Bu ürünler, hem Türkiye’nin, hem de yakın coğrafyadaki ülkelerin ihtiyaçlarını karşılıyor. Kendimize has ürünlerimiz var. Örtüaltında 270 Bin dönüme yakın bir alanımız var. 500 Bin ton portakal, 110 bin ton örtüaltı muz yetiştiriciliğine sahibiz. 7 milyon ton yaş sebze meyve üretimi ile hem Türkiye’ye hem de yakın coğrafyaya hitap ediyoruz.

 

Üretim ile ilgili sıkıntı yok. Ancak Pazar konusunda üreticini sıkıntıları var. Bu konuda ne diyeceksiniz?

İç pazarla ilgili hiçbir sıkıntımız yok. Şehrin 2 milyon 300 bine yakın bir nüfusu var. Bu yıl 14 milyon turist beklentisi var. 2500’e yakın turistik tesisin sebze-meyve ihtiyacını karşılıyoruz. Herşey dört dörtlük değil ancak genel anlamda iyi durumdayız.

 

Antalya, üretim konusunda yeterli mi?

Eskiden 1 dönümden 2-4 ton domates üretimi yapılıyordu, şimdi 10-20 ton arası üretim yapabiliyoruz. Tarım teknolojisi anlamında çok ciddi gelişme kaydettik. Birim anlamında üretim kalitemizi artırdık. Biz bunu istiyoruz ancak bundan fazlasını istemiyoruz. Çünkü birim alandan üretim miktarını artırmaya yönelik yapacağınız çalışmalar nihayetinde bir ARGE çalışmasından öte takviye çalışması gerektirir. 1 dönüm seradan 15 ton domates üretilirken bunu 30 tona çıkarmak mümkün. Ancak bu artış insan, çevre ve doğa sağlığına zarar verir. Çünkü ilaç kullanmak gerekiyor. Şu andaki nokta gayet güzel.

 

Tarım İl Müdürlüğü’nün alternatif üretim ile ilgili yoğun bir çabası var. Bu konudaki çalışmalar ne durumda?

Bizim artık alternatif üretim metotlarına geçmemiz gerekiyor. Biyolojik mücadele ile üretim modelleri, organik tarımla üretim modelleri, iyi tarım uygulama modeli ile üretim modelleri. Yani bizim kimyasallardan uzak üretim modellerine geçmemiz gerekiyor. Çünkü bitkiye verdiğiniz ilaç ne kadar ruhsatlı olursa olsun, ne kadar kontrollü verilirse verilsin, bir birikme oluyor. Ve bu birikme faydadan çok zarar veriyor. Dolayısıyla biz 270 Bin Dönüm örtüaltı yetiştiriciliğinde kimyasalın minimize olduğu, daha sonra da kimyasalın hiç kullanılmadığı modellere geçmek istiyoruz. Atılan her kimyasal ilaç, ya toprakta, ya yer altı sularında ya da bitkide birikmeye neden oluyor.

 

Bu konuda ilaç bayilerine görev düşüyor mu?

İlimizde 680 tane ruhsatlı ilaç bayisi var. Onları denetliyor ve reçetesiz ilaç satmasına engel oluyoruz. Bu konuda endişemiz yok. Ruhsatsız ilaç kullanımınızı, yaptığımız denetimlerle minimize ediyoruz. Bakanlığımızın ‘hasat öncesi’ ve ‘hasat sonrası’ diye numune programları var. Biz herhangi bir mağazada satılan yeşillikten numune alıyoruz. Bu mağazanın Antalya’da olması şart değil. Arkadaşlarımız başka bir şehirde bile olsa, numune alıp analiz yapılıyor. Ruhsatsız ilaç kullanımı tespit edilirse, o üreticinin serasındaki tüm ürünleri imha edip para cezası uyguluyoruz. Biz buna zaten müsaade etmiyoruz. Ancak ruhsatlı bile olsa, bizim artık yavaş yavaş alternatif üretim modellerine geçmemiz gerekiyor. Bu konuda Antalya’da belli bir mesafe alındı. Özellikle batı ilçelerinde biyolojik mücadele ile üretimde ciddi bir mesafe kat ettik. Ancak istediğimiz hızda ve seviyede değil. Hızımızı biraz daha artırmamız gerekiyor. Bu konuda çiftçilerden ve ilaç bayilerinden destek alıyoruz.

 

Alternatif üretim ile ilgili yaptığınız çalışmalar hangi aşamada?

Kumluca’da üretim alanının yüzde 30’u biyolojik üretime ayrıldı. 2017 yılında 5 kadın çiftçiyi İspanya’nın Almeria kentine götürüp, biyolojik üretimle ilgili eğitim aldırdık. Almeria’da 250 bin dönümlük alanda tamamen biyolojik üretim yapılıyor. O çiftçiler Antalya’da sahaya inerek öğrendiklerini anlatıyor. 5 kadın çiftçi, şu anda gönüllü eğitmenimiz ve her ilçede eğitimler veriyor.

 

Bilimsel çalışma alanlarında ziraat mühendislerinden ne tür destek alıyorsunuz?

Antalya’da Ziraat Mühendisleri Odası’na kayıtlı 3200, kayıtlı olmayan da 3 bin ziraat mühendisi var. Antalya’da 6500 ziraat mühendisi ordusu var. Bu ordu ile piyasayı istediğimiz gibi kontrol edebiliriz. Bizim kamuda çalışıyor olmamız önemli değil. Bakanlığımızın Antalya’da 10 farklı müdürlüğü var. Bu 10 kurum ile bakanlığı temsil ediyoruz. 2018 başında aldığımız kararla, her ay koordinasyon toplantısı yapıyoruz. Her ay bir müdürlüğümüzün ev sahipliğinde toplanıyoruz. O müdürlük kendi faaliyetlerini anlatıyor, sonra tarım sektörüne daha çok katkı sağlayabilmek için ortak çalışmalar yapıyoruz.

 

Tarım İl Müdürlüğü olarak üretim kalitesini artırmak ve tüketiciyi bilinçlendirmek için neler yapıyorsunuz?

Üretim sezonu bittikten sonra sahada çalışma yapıyoruz. 19 ilçenin tamamında, her ilçede haftada en az bir akşam gece eğitimi yapılıyor. Her ilçe müdürü bizzat haftada en az bir gün işletme ziyaret ediyor. Her ilçede haftada en az bir gün gıda şubede görev yapan arkadaşlarımız ilçelerdeki okullarda 4.sınıf öğrencilerine gıda eğitimi veriyor. Haftanın hemen her gününde eğitimler yapıyoruz. Geçen yıl Antalya genelinde 35 bin işletme ziyaret ederek bu kulvarda Türkiye birincisi olduk. Bu yıl Antalya’nın 5’te birine ulaşmaya çalışıyoruz. Gıda, hayvancılık, tarımsal üretim veya kimyasal üretimle ilgili nüfusun 5’te birine ulaşacağız. Çünkü insanları bazı konularda zorlayamıyorsunuz. Her çiftçi ne üreteceğine, nasıl üreteceğine kendisi karar veriyor. Ancak anlatarak bilinçlendirebiliriz. Eğitim verip, istatistikleri ortaya koyduğunuz zaman çiftçi bilinçlenir.

 

Bugüne kadar yaptığınız çalışmalarda ne kadar çiftçiye ulaştınız?

Gece eğitim çalışmalarına kendim bizzat katılıyorum. Çiftçilerimizle bir araya gelip, sorunlarına çözüm bulmaya çalışıyoruz. Son 3 yıldır eğitim anlamında çok farklı bir çalışma yapıyor ve maksimum düzeyle çiftçiye ulaşıyoruz. Antalya’da 180 Bin çiftçi ailesi var. Bunun 138 bin tanesi aktif. Ancak 38 bin tanesi bizim Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı. Bize gelemeyen 110 bin tane üretip ve satan çiftçi ailesi var. Onlar bize gelemiyorsa biz onlara gidiyoruz.

 

Antalya’nın tarım arazilerinde azalma yaşandığı söylenir. Bu azalma hangi seviyede?

Antalya’nın yüzölçümü 2 milyon 17 Bin hektar. Bunun 365 bin hektarı tarım arazisi. 1.5 milyon hektar da orman arazisi var. 192 bin hektar çayır mera alanı var. 270 bin dönüm örtüaltı, 70 bin dönüm meyvecilik alanı var. Örtüaltı tarımda artış var. Kırsal kalkınmaya yönelik destekleme programımız var. 2 milyon TL’ye kadar yapılan projelerin yarısını karşılıyoruz. Özellikle Manavgat’ta büyük alanlarda talep geldi. Yaylalarda da seracılık geliştiği için örtüaltında artış var. Ancak tarımsal alan miktarında azalma var ve bu çok normal. Bundan 20-30 yıl önce şehir merkezinde bile tarım yapılıyormuş. Ancak şimdi şehir merkezleri imara açıldı. Tarımsal alanın imara açılması, tarıma zarar verir. Ancak, hiç yerleşim alanı olmayan yerlerle ilgili imar talebi gelmiyor. Geçen yıl 6,5 milyon ton yaş sebze üretimi yapmıştık. Bu yıl 7,1 milyon tona yaklaşıyoruz. Örtüaltı üretim, 250 bin dönümden 270 bin dönüme çıktı. Örtüaltını daha fazla büyütmemek lazım. Çünkü mevsimsel değişim nedeni ile su sıkıntısı ortaya çıkıyor.

 

Üretici ve komisyoncu, Pazar bulunamamasından şikayetçi. Tarımın sektör bileşenleri olarak buna nasıl çözüm bulunabilir?

Antalya’da üretilen hiçbir ürünün, müşteri bulunamadığından dolayı döküldüğünü görmedim. Ancak fiyat dalgalanmasından dolayı bu sorun yaşanabiliyor. Yayladan ovaya, veya sahile geçiş dönemlerinde istenmeyen fiyatlar olabiliyor. Ama üretim modelini değiştirip, alternatif üretim modeline geçtiğimiz zaman, girdi maliyetleri yüzde 70-80 düşecek. Çünkü o zaman ilaç ve tohum masrafları olmayacak. Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkı çok konuşuluyor. Ancak üretici-halci-tüccar-market-tüketici halkası olmalı. Aradaki modelde belki kar marjı yüksek olabilir. Pazarlama bizim konumuz değil. Biz seranın içinde faaliyet gösteriyoruz.

 

Tohum konusunda dışa bağımlılık hangi aşamada?

Özellikle sebze tohumu konusunda İsrail ve Hollanda’ya çok bağımlıydık. Şu anda Antalya’da tohumculuk yapan firmalarımız var. Yüzde 50’nin altında yerli kullanımı kesinlikle yok. Kavun, karpuz, domates, patlıcanda yüzde 80’e varan yerli tohum kullanıyoruz. Bir zamanlar dışa bağımlı olduğumuz ülkelere sebze tohumu ihraç ediyoruz. Tohum kullanımında tohum ihraç edebilen bir ülke konumuna geldik. 

Paylaş
ETİKETLER:
tarım
YAZAR: