Antalya
14.07.2018
A

Yaygınlığı her geçen gün artmakta olan otizm spektrum bozukluğu, toplumsal iletişim ve etkileşimde güçlükler ve sınırlı, yineleyici davranış örüntülerindeki yetersizlikle kendini gösteren yaygın gelişimsel bozukluk olarak tanımlanmaktadır. Yapılan çalışmalara göre 2000 yılında her 150 doğumda bir görülürken günümüzde 68 çocukta bir görülmektedir. Nedeninin tam olarak bilinmeyişi ve sıklığının her geçen gün artışı otizm konusunda yapılan çalışmaları arttırmıştır. Otizmli bireylerin bağırsaklarının aşırı geçirgen olması ve beslenmelerinde seçici olmaları otizm tedavisinde beslenme yaklaşımlarının yararlı olabileceği görüşünü ortaya çıkarmıştır. Glutensiz-kazeinsiz diyet, ketojenik diyet, özel karbonhidrat diyeti, Feingold diyeti, Candida vücut ekoloji diyeti, elimine alerji diyeti ve yağ asidi, multivitamin, mineral, probiyotik takviyesi otizm tedavisinde kullanılan beslenme yaklaşımlarındandır.

Otizmde Özel Diyetler Neden Uygulanır?

  1. Hasarlı bağırsak duvarı ilk sebeptir. Zarar görmüş “sızıntılı”  barsak duvarı yüzünden birçok toksik madde beyne ulaşıp nöbetleri, tikleri, kasılmaları, istemsiz hareketleri tetikleyebilir.
  2. Besin eksiklikleri ikinci nedendir. Barsak florası anormal olan bir kişide barsak, yiyecekleri tamamen sindirecek ve vücudu besleyecek kadar sağlıklı değildir. Folik asit, B6, manganez ve B1 eksikliklerinin nöbetlere yol açtığı bilinmektedir. 
  3. Epilepsi nöbetlerinin sadece küçük bir kısmı beyin tümörü, damar anomalisi, travma sonrası kalan bir yara veya enfeksiyon ya da felç kaynaklıdır. Besin eksikliklerini ortadan kaldıracak ve beyne giden toksin seviyesini azaltacak bir diyet, nöbetlerin sıklığını azaltabilir veya tamamen ortadan kaldırabilir. Bazı nöbetleri kişinin özellikle hassas olduğu (boya kokusu gibi) çevresel toksinler de tetikleyebilir. 

Glutensiz- Kazeinsiz Diyet (Gluten Free-Casein Free) GFCF

Beslenmede önemli yeri olan tahıl ve ürünleri bazı hastalıklarda yasaklanabilmektedir. Tahıl kaynaklı hastalıklardan biri olan çölyak; buğday, çavdar, arpa ve bazen de yulaf ürünlerinin tüketimi sonucu ortaya çıkmaktadır. Çölyakta tek tedavi seçeneği olan glutensiz diyet otizmli bireylerde de kullanılmakta  ayrıca sütte bulunan kazein nedeniyle de tüm süt ve süt ürünlerinin (peynir, yoğurt, ayran vb.) otizmli çocukların diyetinden çıkarılmasının etkili olacağı düşünülmektedir.

Gluten ve kazein içeren yiyeceklerin kusurlu bir şekilde çökmesiyle oluşan opioid peptitlere bağlı olarak, bazı semptomların oluşabildiği hipotezi kurulmuştur. ‘Sızıntılı barsak sendromu’ olarak bilinen artmış barsak geçirgenliği, endojen opiat sistemini ve sinir sistemindeki nörotransmisyonu etkileyerek, bu peptitlerin barsak membranına, kan dolaşımına, kan beyin bariyerine geçişine izin vermektedir. Opioidin aşırı artmasının, otizmde oluşan davranışlara neden olduğu ve bu maddelerin diyette azalmasına bağlı olarak otistik davranışlarda iyileşmeler olduğu düşünülmektedir. Otistik çocukların aileleri tarafından başvurulan ve popüler bir uygulama olan gluten ve/veya kazeinden yoksun (GFCF) diyet, birbiriyle örtüşen 4 biyolojik teoriye dayanmaktadır. Birinci teori opioid fazlalığı, ikincisi azalmış peptidaz aktivitesi, üçüncüsü bağışıklık sistemindeki aksaklıklar veya otoimmünite, sonuncu teori ise gastrointestinal bozukluklardır. Otizmli çocukların barsak florasının bozulması, geçirgenliğinin artması ve bu nedenle beslenmeyle alınan gluten ve kazein proteinlerinin metabolize olmadan kana karışmasıyla kazeo- ve gluteo- morfine dönüştüğü görülmüştür. Morfinin gluteo- ya da kazeo- parçasının gastrointestinal sistemde semptomlara neden olduğu görüşü hakimdir.

Yapılan çalışmalarda kazeinsiz ve glutensiz diyetin otizmli çocukların davranışlarına etkileri incelenmiştir. Pennesi ve Klein’in 2012’de yaptığı çalışmada, 293 otistik çocuk ve ailesi çalışmaya dahil edilmiş ve çalışmaya katılan 223 çocuğa tamamen kazeinsiz/glutensiz diyet verilirken, 70 çocuğa kısmi diyet uygulanmıştır. Uygulanan diyet sonrası gluten ve kazeini tamamen kısıtlanan çocukların kısmi kısıtlanan gruba göre gastrointestinal semptomlarında, yiyecek allejilerinde, yiyeceğe karşı duyarlılıklarında azalma ve psikolojik, sosyal davranışlarında iyileşmeler olduğu belirlenmiştir.

Ketojenik Diyet

Otizm ve epilepsi arasındaki ilişki karmaşık olarak görülse de, otizimli bireyler, normal gelişmekte olan bireylere kıyasla epilepsiye 3 ila 22 kat daha yatkın olup otizimli bireylerin yaklaşık % 25'i, yaşamlarının bir noktasında klinik nöbet geçirmektedir. Epileptik nöbetlerin sayısını ve şiddetini azaltmak için terapötik bir yöntem olarak tanımlanan ketojenik diyetin, zihinsel duruma bağlı davranışlar ve hiperaktivite için olumlu etki yaptığı görülmüştür. Uzun zincirli trigliserid diyeti olarak da bilinen klasik ketojenik diyette yağ, enerjinin büyük kısmını oluşturmakta, böylece vücut enerji kaynağı olarak yağı kullanmaya zorlanmaktadır. Protein günlük gereksinimin minimum kısmını oluştururken karbonhidratlar ciddi şekilde sınırlandırılmaktadır. Otistik davranışın, glikoz metabolizmasındaki bir bozuklukla ilişkili olduğu ve bunun sonucunda azalan nikotinamid adenin dinükleotit (NADH) veya nikotinamid dinükleotit eksikliğine (NAD) yol açtığı düşünülmektedir. Ketojenik diyetin NAD’dan tasarruf ederek mitokondriyal işlev sağlayacağı görüşü hakimdir. Ketojenik diyetin otizmde etkileri ile ilgili yapılan ilk çalışma, yaşları 4- 10 arasında olan otistik davranışlar gösteren çocuklar üzerindedir. Otuz çocuğa, altı ay boyunca dört hafta aralıklarla ketojenik diyetin modifiye edilmiş hali olan John Radcliffe diyeti ve iki hafta normal kontrol diyeti uygulanmış, katılımcılardan %76,6’sı ketojenik diyete uyum sağlamıştır. Araştırma sonucunda Radcliffe diyeti alan 18 katılımcıdan 10'unda iyileşme gözlemlenmiştir. Görüldüğü gibi ketojenik diyetin otizmde kesin bir tedavi şekli olduğuna dair kanıta dayalı bir çıkarım henüz yapılamamaktadır.

Özel Karbonhidrat Diyeti (Spesific Carbonhydrate Diet) (SCD)

Özel karbonhidrat diyeti 1920'li yıllarda geliştirilmiştir. Bu diyette hem basit hem de kompleks karbonhidratların emilim bozukluğu göz önünde bulundurularak diyetteki kompleks karbonhidratlar kısıtlanırken basit karbonhidratlar tamamen çıkarılmaktadır. SCD’nin, irritabl barsak sendromu (IBS), çölyak hastalığı ve otizm gibi çeşitli hastalıklarda olumlu etki yaptığı görüşü hakimdir. SCD’nin amacı, hasar görmüş bağırsak duvarlarını ve bakteri üremesini kontrol altına almak, bağırsak patojenlerinin beslendiği karbonhidrat türlerini kısıtlamak ve böylece vücudun iç ekolojisini yani barsak florasını düzeltmektir. SCD, fermente besinlerin, özellikle ev yapımı yoğurtların ve probiyotiklerin kullanımını da teşvik etmektedir. SCD nişastaları yasaklamakta ve esas olarak et, tavuk, balık, yumurta, sebze, taze meyve, fındık ve yağlı tohumlardan oluşmaktadır ve bu yönüyle GAPS diyetine benzetilmektedir. Diyet, sınırlı miktarda besin alımıyla başlamakta ve bağırsak yolları iyileştikçe kademeli olarak alınan besin miktarı arttırılmaktadır.

Candida Vücut Ekoloji Diyeti (Candida Body Ecology Diet) (BED)

Candida albicans, maya benzeri bir mantar olup, özellikle bağışıklığı baskılanmış bireylerde enfeksiyonlara neden olabilmektedir. Candida albicans'ın aşırı artışı, otizmli çocuklarda görülen konsantrasyon bozukluğu, saldırganlık ve hiperaktif davranışlar gibi sorunlar ile ilişkilendirilmiş olup, baş ağrısı, mide sorunları, gaz ağrısı, yorgunluk veya depresyon şeklinde de ortaya çıkabilmektedir. Antifungal ilaç alımları ve probiyotik etki sağlayan diyet takviyeleri, şekeri düşük diyetler koruyucu olarak uygulanmaktadır. Candida Vücut Ekoloji Diyeti, candidanın aşırı büyümesini temizlemek ve bağırsağın sağlığını desteklemek ve asit / baz dengesini sürdürmek için düşük asit oluşturan besinler ile düşük şeker ve nişasta içeren ya da hiç şeker içermeyen kolay sindirilebilir besinleri, fermente besinleri ve diğer katı beslenme önerilerini içermektedir. Ayrıca ham lahana turşusu ve diğer kültürlenmiş sebzeler, hayvansal olmayan sütle yapılan kefir ve yoğurt gibi birçok fermente besinleri içermektedir. BED, glutensiz olmasının yanı sıra, pirinçsiz, mısırsız ve soyasızdır. Diyette sadece kinoa, darı, kepekli buğday ve amarant (iyice ıslatıldığında) gibi birkaç çeşit tahılın tüketimi serbesttir.

Uzm.Dyt.Betül AY YILMAZ

Referanslar:

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/72/2237/23227.pdf

http://www.gaps-turkiye.org/index.php?pg=stdicerik&qsicerikid=417

https://link.springer.com/article/10.1007/s10803-006-0079-0

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok