Antalya
12.07.2018
A
GENEL , ÇEVRE , GÜNCEL , YAŞAM , SAĞLIK
Hayvansal gıdalarda kalıntı uyarısı
Hayvansal gıdalarda kalıntı uyarısı

Gıda Mühendisi Bülent Şık, hayvancılıkta kullanılan farmakolojik maddelerin gıdalarda bıraktığı kalıntıların önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti.

Gıda Mühendisi Bülent Şık, ‘Türkiye’de Hayvancılıkta Kullanılan Antibiyotik Miktarı Nedir?’ başlıklı yazısında hayvancılıkta kullanılan farmakolojik maddelerin gıdalarda bıraktığı kalıntılar ve özellikle de antibiyotik kalıntıların önemli bir halk sağlığı sorunu olarak nitelendiğini belirtti. Şık, "Sadece insanlar için değil hayvanlar için de bir sorun olarak görülmeli bu durum" ifadelerini kullandı.

 

ANTİBİYOTİK KULLANIMI ÇOK YAYGIN

Hayvancılıkta gereksiz yere antibiyotik kullanılmasının en önemli nedenlerinden birinin çok sayıda hayvanı küçük bir mekânda yetiştirme esasına dayandığını belirten Bülent Şık, "Dolayısıyla salgınları önlemek için herhangi bir hastalık ortada yokken 'koruma' amaçlı antibiyotik kullanımı çok yaygın. Önemli bir diğer neden hayvanların 'büyümelerini hızlandırmak' yani yedikleri yemi hızla ete dönüştürmelerini sağlamak için antibiyotiklerin kullanılmasıdır" şeklinde konuştu.

 

EN ÖNEMLİ HALK SAĞLIĞI SORUNU

"Bir domuzun pazarda satılabilir ağırlığa gelmesi için yemesi gereken yem miktarını, yemin içine antibiyotik katarak yüzde 10-15 oranında azaltmak mümkün. Bu oranların sığır için yüzde 17, koyun için yüzde 10 ve etlik piliçler içinse yüzde 15 olduğu belirtiliyor" diyen Bülent Şık, "Hayvancılıkta kullanılan antibiyotikler hayvanların et, süt, yumurta gibi yenilebilir ürünlerinde kalıntı bırakıyor. Bu ürünler yenildiğinde antibiyotikler de bünyeye alınıyor. Gıdalardaki antibiyotik kalıntıları son yıllarda en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olarak gösteriliyor" ifadelerine yer verdi.  

 

DOĞAYA KARIŞIYOR

"Kullanılan antibiyotik esaslı maddeler sadece antibiyotiklere direnç gelişimi sorununa neden olmuyor. Antibiyotikler hayvancılıkta açığa çıkan atıklar vasıtasıyla sulara da bulaşabiliyor. Endüstriyel hayvancılık işletmelerinde kullanılan antibiyotiklerin yüzde 75’inin atıklarla hiç bozulmadan tekrar doğaya karışıyor. Atıklarla doğaya karışan kimyasal maddelerin nihai durağı ise sular ve sularda ilaç ve ecza ürünlerinde kaynaklanan kirlenme son yılların öne çıkan sorunlarından biri" diyen Bülent Şık, "Gıdalardaki antibiyotik kalıntılarının insan sağlığına zararlı başka etkileri de var. Örneğin 1950’li yıllarda piyasaya sürülen Nitrofuranlar’ın kullanılması hormonal sistem bozukluklarına ve kansere yol açtığı belirlendiği için yasaklandı. Avrupa Birliği büyümeyi hızlandıran bu tip antibiyotiklerin kullanımını 2006 itibariyle bütünüyle yasakladı. Bu yasaklama kararı daha sonra ülkemizde de alındı. Ancak Avrupa Birliği üyesi ülkelerde yapılan saha çalışmaları yasaklama kararının bu ilaçların kullanılması üzerinde bir etkisi olmadığını gösteriyor" dedi.

 

SAĞLIKLI VERİ BULUNMUYOR

Ülke hayvancılığında ne düzeyde antibiyotik kullanıldığına dair sağlıklı verilerin bulunmadığını belirten Bülent Şık, "Türkiye’de hayvancılıkta kullanılan antibiyotik miktarı için, 2017'de reçete edilen 2 milyar kutu ilaçtan sadece yüzde 8.5'inin antibiyotik olduğu belirtiliyor. Bu durumda ülkemizde insan hastalıklarının tedavisinde kullanılan antibiyotiklerin yaklaşık olarak 170 milyon kutu olduğu hesaplanabilir. Kesin olmamakla birlikte hayvancılıkta kullanılan antibiyotik miktarının ülkemizde kullanılan toplam antibiyotik miktarının yaklaşık yüzde 13-14’ü düzeyinde olduğu söylenebilir" dedi.

 

BİTKİSEL ÜRÜNLERLE BESLENMEYİ ÖNERDİ

Antibiyotik kalıntısıyla ilgili uyarılarının ardından, "Bitkisel beslenmeye ağırlık verilmeli" önerisinde bulunan Bülent Şık, şunları söyledi: "Beslenme en önemli fizyolojik ihtiyaç ve et ürünleri de en önemli protein kaynaklarından biri olarak görülse de bu anlayışın geçerliliğini dikkatle sorgulamak gerekiyor. Et yeme ihtiyacının hayvan refahı gözetilerek, daha az zararlı atık çıkarılarak, insan ile çevre sağlığını tehlikeye atmadan karşılanmasını sağlayacak kamu politikalarının nasıl oluşturulabileceği üzerinde durmak da bir gereklilik olarak görülmelidir. Dolayısıyla her şeyden önce bitkisel temelli ürünlerin daha fazla tüketilmesini dikkate alan bir gıda ve beslenme programlarına ihtiyacımız var."   Mustafa KOÇ

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: