Antalya
06.07.2018
A

 

Uzun süre sustu cümlelerim. Yazmaktan çok karalamaktan çekindim galiba. Beyazın üstüne kara çalmaktan, siyahın asil rengini karanlığa dönüştürmekten...

Belki de anlaşılmayacağını bildiğim cümlelerimi boşa heba etmekten.

Yine de kuyruğu birbirine dolanmış sorularımı bilinçaltıma kilitleyemedim. Tüm cümleleri hizaya geçiren soru işareti, görevine çoktan başlamıştı bile.

Uzun uzun yazmak azad eder mi fikirlerdeki tutsaklığı? Alışılagelmiş dengeyi bozar mı? Gücü elinde bulunduran vicdanını da barındırabilir mi kalbinde? İşçileri bir ekmek parasına köle eden sistem değişebilir mi? Adliye koridorlarından yükselen hakikat adaleti sağlar mı tekrardan?

Riyakârlık, yalan, çıkar; bunları geri dönmemek üzere yutabilir mi dünya.  Yutsa hazmedebilir mi? Beyazın temizliği siyahın karanlığını asilleştirebilir mi tekrar. İnsanların masumiyetini geri verebilir mi? Dünya güzel bir yer olabilir mi? Pisliğin içinden sevgi doğar mı? Emeğini yüreği ile ortaya koyanlar karşılığını alabilir mi?

Dört bilinmeyenli bir denklem olan hayatlarımız, kördüğüm olan ruhumuza dolanmış. İnsan olmayı unuttuğumuz da başlamış aslında her şey. İnsanlığımızın önüne yazılan sıfatlar değiştirmiş bizleri.  Hakkını veremediğimiz koltuklarımız, değer bilmediğimiz sevdalarımız, doymak bilmediğimiz nimetlerimiz olmuş bu yüzden. Hep daha fazlası derken eksiltmişiz hayatı.  Altın tabakların kurduğu sofralar çalmış ara sokaklardaki evlerin ekmeğini. Sistemin köleliğini yaparken adalet arayanlar, sisteme karşı çıkan sesleri susturmaya başlamış.

Dön bir bak etrafına. Ne kaldı senden geriye? Koltuk için sırtını sıvazladığın kaç kişinin ruhuna büründün. Başkalarının ayak izlerini takip ederken en son ne zaman sen oldun. Ne zaman giydin kendi ayakkabını? Üç maymunu oynarken nerede unuttun vicdanını.  İçindeki sevgi, vicdan en son ne zaman ‘başkası için’ adalet istedi.  Ya da ne zaman kendi sesinle haykırabildin dünyaya. Kısacası, en son ne zaman ‘sen’ oldun.

Oysa olması gerekeni yapmak kötü olmaktan daha kolaydır.

Tüm cümleleri anlamlı kılar, siyahın içinden beyazı akıtır hayata. Geçtiğin bütün karanlık yollara damıtırsın beyazı. Tek bir hayat, tek bir insan, tek bir çocuk...

 İçinde umudu olan her birey kötülüğe karşı giydiği umut zırhıyla duyar kendi sesini. Kendi izlerini evrene bırakan, kimsenin kölesi olmadan yalnızca kendisi olmayı seçen kurtarır yeni nesli. Para ve gücün altında ezilen insanların aksine, içinde hala iyilik taşıyanların selamıyla...

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok