Antalya
30.06.2018
A

Stres, günlük konuşmalarda sık sık bahsi geçen ve farklı anlamlarda kullanılan “baskı” ya da “gerginlik” diye çevirebileceğimiz bir sözcük. Aslında stres günlük konuşmalarda kullanıldığı gibi endişe ve sıkıntı anlamına gelmez. Stres, karşılaşılan yeni durumlarda insanın ruhsal ve bedensel sınırlarının zorlanmasıdır. Organizma bu yeni duruma uymak için belli tepkiler gösterir. Buna stres tepkisi denir. Yanlış olarak stres diye adlandırılan endişe, sıkıntı ise organizmada, stres etmenlerine karşı başa çıkamama durumunda gelişen psişik ve fizyolojik değişikliklerdir. Kronik stres hücrelerde bir takım değişikliklere sebep olur. Uzun süreli stres sadece kortizol yüksekliğine sebep olmamakta sinir sistemini de olumsuz yönde etkileyerek öğrenme bozukluğundan Alzheimer’ a pek çok nörodejeneratif durum ve hastalığa yol açmakta ve pek çok kişinin yaşam kalitesini bozabilmektedir. KRONİK STRES VÜCUDU HASTALANDIRIYOR Vücutta stres yanıtı üç aşamada gerçekleşir.

  • ALARM SAFHASI: Santral sinir sistemi harekete geçer, vücutta savunma sistemleri harekete geçer. Stres kaynağı sempatik sinir sistemini tetikler.
  • REZİSTANS VEYA ADAPTASYON SAFHASI: Adrenal hormonlardan kortizol, norepinefrin ve epinefrin yüksek dozda salgılanmaya başlanır.
  • TÜKENME (BİTKİNLİK) SAFHASI: Adaptasyon başarılı olmaz ve stres süreklilik arz ederse destek mekanizmalar çöker, immün sistem baskılanır. Kalp, böbrek problemleri ve diğer bazı hastalıklar başlayabilir.
KORTİZOL YÜKSEKLİĞİ İNSÜLİN DİRENCİNE YOL AÇIYOR Kortizol hormonu  böbrek üstü bezinde üretilir. Kortizol, protein ve yağı şekere çeviren glikoneogenez yolağını başlatır, yağ ve proteinlerin yıkımını sağlar fakat şeker üretmeye başlar. Karaciğer dışında bulunan aminoasit ve keton cisimlerinin seferber edilmesine neden olan kortizol hücrelerde insülinin tam tersi etki gösterir. Böylece pankreas beta hücrelerinden insülin salınımını baskılar. Diğer taraftan insülin salınımı üzerine uyarıyı arttırır. Bu etkiler  hiperinsülinemi ve hiperglisemiye neden olarak insülin direncine yol açabilir. Sonuçta kan glikoz düzeyi yükselir ve karaciğerde glikojen (depo şeker) oluşumu artar. ÇALIŞMALAR NE DİYOR? Rasmond ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada plazma kortizol düzeyleri ile beden kitle indeksi, bel/kalça oranı ve total kolesterol düzeyleri arasında pozitif yönde bir ilişki saptanmıştır. Başka bir çalışmada ise kortizolün HDL ile olan ilişkisi saptanmış, HDL - kortizol ilişkisinin ters yönlü olduğu hem erkek hem de kadın hastalarda ortaya konmuştur.  Diğer bir çalışmada kortizol  yüksekliğinin düşük HDL  ve özellikle yüksek beden kitle indeki ile ilişki içinde olduğuna işaret edilmiş, artmış kortizol salınımının özellikle obez kişilerde glikoz toleransını ve insülin salınımını bozabileceği sonucuna ulaşılmıştır.   KORTİZOLÜN METABOLİK VE FİZYOLOJİK ETKİLERİ
  • Gerek çok az, gerekse çok fazla kortizol üretimi, tiroid hormonlarının üretimini ve T4'ün T3'e dönüşümünü etkiler.
  • Kortizol gastrik asit (mide asidi) ve pepsin salgısında artışa neden olur. Bu durum kronikleştiğinde reflü, ülser  ve bağırsak sorunlarına yol açar.
  • Kortizol, barsaktaki kan akımının azalmasına neden olarak çok ciddi sindirim sorunlarıyla karşılaşılmasına neden olur.
  • Üreme sistemini baskılayarak sekteye uğratabilir. Kortizol düzeyi birden yükseldiğinde ya da kronikleşip uzun süre yüksek kaldığında infertiliteye (kısırlık), hatta düşüğe neden olur.
  • Üreme sistemi durduğunda testosteron hormon düzeyi düşer. Bunun sonucunda,  antrenman yaparak formda kalma hedeflerinize ulaşmanız zorlaşır.
  • Artan kortizol ve kronik olarak yüksek seyreden kortizol düzeyi, meydana gelen metabolik düzensizlikten dolayı aşırı açlık ve yeme arzusuna neden olur.
  • İnsülin direncine neden olduğuna dair çalışmalar mevcuttur.
  • Hafif egzersizlerde stresin düşük olması kortizol seviyesini etkilemezken şiddetli egzersizler esnasında stresin maksimal seviyeye çıkması kortizol artışını tetikler.
  • Obezitede kortizol üretim hızı artmaktadır.
  • Osteoblastik aktivite üzerindeki baskılayıcı etkisi nedeniyle kemik kitlesinde azalmaya ve osteoporoza yol açar.
  • Bağ dokuda kollojen sentezini baskılar. Ciltte incelme ve çatlamaya neden olur.
  • Kan basıncının yükselmesine ve yüksek kalmasına neden olur.
  • Antidiüretik (ADH) hormonu negatif yönde etkiler. Elektrolit dengesizliklerine ve su entoksikasyonuna (zehirlenme) yol açar. Su zehirlenmesi beyin için çok tehlikelidir.
  • Duygu durum bozukluğu, rahatsızlık hissi ve depresyona yol açar, uyku kalitesini düşürür.
    KORTİZOL HORMONU NASIL KONTROL ALTINA ALINIR?   Hipotalamus bezi ile ilgili sebepler dışında vücutta kortizol hormonu tüm hormonlar gibi yağ yapısında olup strese doğal bir yanıt olarak yükselmektedir. Strese bağlı kortizol yüksekliklerinde temiz ve doğal beslenme, düzenli egzersiz, düzenli uyku, kilonun kontrol altına alınması, yağsız diyetlerden kaçınılması, stres kaynağının bulunması ve bertaraf edilmesi, akupunktur desteği kortizol seviyelerini düşürmede yardımcı olur.   Uzm.Dyt.Betül AY YILMAZ Referanslar: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26356039 http://www.istanbulmedicaljournal.org/sayilar/66/buyuk/73-6.pdf http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/36/863/10959.pdf http://www.ctf.edu.tr/stek/pdfs/47/4711.pdf http://acikerisim.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/3502/422863.pdf?sequence=1 http://www.gvntip.com/panel/r_dosya/kortizol(serum).pdf http://www.tibbigenetik.org.tr/portalyonetim12//images/48/Dosyalar/tmp//201837133511.pdf        

Paylaş
ETİKETLER:
Yok