Antalya
29.06.2018
A

Sezgi Kırıt, 16 yaşındaydı. İnternette tanıştığı kişiler tarafından bir eve götürülerek uyuşturucu madde verildi; birden çok erkeğin tecavüzüne uğradı. Küçük bedeni dayanamadı, oracıkta öldü. Katil zanlıları Sezgi'den kurtulmak için önce delilleri yok etmesi için onu yıkadı. Ardından da bir bavula koyarak Isparta yolu üzerindeki arı kovanlarının bulunduğu boş araziye attı. Bu sırada ailesi bakkala diye evden çıkan ve hala dönmeyen Sezgi'yi arıyor, paramparça olan bedenini arı kovanları arasında bulan yetkililer ise üzerinden kimlik çıkmayan Sezgi'yi 'hayat kadını' zannederek kimsesizler mezarlığına defnediyordu. Aradan tam 40 gün geçiyor ve ailesi kızlarını kimsesizler mezarlığında buluyor. Olaya karışan 1'i kadın 3 kişi tutuklanıyor. Sanıklardan Ali Karpi soruşturma sırasında ölüyor. Katil zanlıları ilk ifadelerinde birlikte alkol alıp uyuşturucu kullandıklarını, tecavüzü, akabinde Sezgi'nin ölümünü ve ondan nasıl kurtulduklarını anlatıyor. Sonra ne hikmetse zanlılar salıveriliyor. Acılı aile olayın peşini bırakmıyor ve 7 yıl sonra soruşturma tekrar açılarak zanlılar tutuklanıyor. İşte tam da bu sürecin başlamasıyla birlikte takip etmeye başladım Sezgi'nin davasını. Zanlıların pişkin ifadelerini, uyuşturucu bağımlısı olan ve bu suçtan da tutuklu bulunan bir diğer zanlıyı, avukatlarının mücadelesini ve Sezgi'nin gözünün yaşı hiç dinmeyen acılı annesini; iki yıldır izliyorum. Tek bir dayanağı vardı acılı kadının; kızlarına bunu yapan zalimlerin ceza alması. Var gücüyle, her duruşmada, kızının nasıl öldürüldüğünü, nasıl paramparça edilerek bir bavula sokulduğunu dinliyordu. Kolay değildi elbet; ama yapmalıydı. Katiller cezasız kalmamalıydı. Sonunda tüm bunlara değen bir karar vermişti mahkeme; zanlılar ağırlaştırılmış ömür boyu ve 28 yıl hapis cezası almıştı. Belki Sezgi’yi geri getiremeyecekti bu karar ancak ona yapılan vahşetin hesabı sorulmuştu. Sezgi’nin ailesi yıllar sonra ilk defa Sezgi’ye verdikleri sözün hafifliği ile uyuyacaklardı. En önemlisi o caniler bir daha kimseye kötülük yapamayacaktı. Daha içimizden 'oh be' diyemeden davanın savcısı karara itiraz etti; verilen cezayı çok bulmuştu. Bir üst mahkeme itirazı değerlendirmeye aldı. Zanlılar hakkında yeniden karar verilecekti. Başından bu yana takip ettiğim davanın belki de en önemli duruşmasında yoktum, hatta haberim dahi olmadı. Bizler 24 Haziran seçimleri ile meşgulken, 22 Haziran'da 8. Ceza Dairesi başkanı, savcının ve bir üyenin itirazına rağmen katil zanlılarının tahliyesine karar verdi. Gerekçeli kararını bile açıklayamadı. Her şey bu kadar ortadayken, 7 yıl süren can mücadelesinde suçlu kim peki? Bedenine uyuşturucu madde verilip tecavüz edilen, buna dayanamayarak öldüğünde bir bavula konularak arı kovanları arasına atılan Sezgi mi? Sırf internette tanıştığı çocukla görüştü diye mi tüm bu vahşeti hak etti? Ya daha çocuktu Sezgi, önünde yaşayacağı bir gelecek, uğruna mücadele edeceği hayalleri vardı. Sezgi’nin hayatını elinden alan bu kişiler şimdi aramızda. Ellerinde kan, kalplerinde nasır ile pişkin pişkin hayatlarına devam edecekler.  Sezgi mi? O bu kez de adalet tarafından yoğun işkenceyle bir kez daha öldürüldü. Ha bu arada Sezgi'nin bir sonraki duruşması 13 Temmuz saat 09.00’da Bölge İdare Mahkemesi 8. Ceza Dairesi’nde. Belki bilmek istersiniz?  

Paylaş
ETİKETLER:
Yok