Antalya
28.06.2018
A

Ölçemediğiniz değerleriniz varsa, o değerlerden gereği gibi faydalanmanız imkansız olur.

 

Ölçemediğiniz ve gereği gibi faydalanamadığınız değerleriniz, zaman içinde yıpranmaya; ölçüp, biçen ve doğru hesaplarla azami fayda almayı bilenler lehine elinizden kayar gider.

 

O değerleri başkaları sahiplenir.

 

Patates hakkında kısa sürede sayısız haber, makale, röportaj falan yayınlandı; derin tahliller, analizler yapıldı. Birçoğunu okumuşsunuzdur.

 

O analizlerin özeti şöyle; olağan fiyat dengesi 1 ila 1,5 TL civarında seyreden patates, teknolojik depolama maliyetlerini karşılayan bir ürün olmadığı için iptidai şartlar altında depolanan; mağaralarda Ürgüp/Nevşehir yöresi ve benzer imkanları olan başka yerlerde, geleneksel serin ve kuru yeraltı depolarında saklanırdı.

 

Ancak bu sene (giderek her sene artan şekilde) sıcak ve nispeten daha nemli bir iklim süreci söz konusu olunca bu depolardaki ürünlerde depo çürüklüğü ve benzeri yıkıcı zararlar meydana geldi.

 

Ama olayı asıl körükleyen şey, etkisi bu durumla birleşerek daha da artan patates ihracatıdır.

 

İhraç ettiğin patatesi ithal etmek!

Kuraklık, savaş ve iç karışıklıklar yüzünden Arap ülkelerindeki patates yetiştiriciliği önemli ölçüde zarar gördü. Bugün Suriye’nin kuzeyindeki (ülkenin asıl tarımsal üretiminin yapıldığı) sulanabilir arazilerde bir süredir yetiştiricilik yapılamıyor.

 

Dolayısıyla bu bilgiyi kimselerle paylaşmasalar çok mutlu olacaklar ama patates ihracatçısı firmalar, geçen yıl ve bu yıl güzel paralar kazandılar.

 

Cazip ihracat şartları içerideki arzı iyice tüketince bu kez iç piyasada patates fiyatları aldı yürüdü.

 

Yani işin seçime endeksli siyasi komplo olduğu hezeyanları falan, hikayedir. Bildiğiniz piyasa şartları keskin etkisiyle durumu biraz da acımasızca belirledi.

 

Tabi, öylesine ölçüsüzce ürettik; öyle kontrolsüzce ve hesapsızca ihraç ettik ki, bir hafta içinde, iç piyasada akıllara zarar fiyatlar oluşuverdi!

 

Bu defa da pek hızlı operasyonlarla ve belki de daha önce ihraç ettiğimiz patatesleri ithal etmeye başladık! Kim bilir!

 

Piyasa bilir.

 

Genel geçerliliği olan temel bazı bilgilere erişebiliyorsanız, piyasa size gelecekle ilgili haber verebilir.

 

İstatistik: en temel açmazımız

Ama bunun için patates üretilen ve patates tüketilen her yeri kabaca gösterebilen fotoğraflara bakmayı, onları okumayı ve anlamlandırmayı bilmeniz lazım.

 

Oysa Türkiye’de tarımsal istatistiklerimiz yok. Olduğu kadarı da halkın kullanımı için üretilmiyor. O istatistikler, bazı çok önemli ve yüksek değerdeki milli öncelikler için üretiliyor.

 

TÜİK istatistiklerine bakın; piyasa bilgisi devşirmenize yardımcı olabilecek üç kuruşluk tek bir istatistik bulamazsınız.

 

“Bulduk” diyorsanız, en iyi ihtimalle 3 yıllık istatistiklerdir; o bilgilere en geç 3 hafta içinde ulaşanlar, onun faydalarını 3 yıl önce hasat etmiş! Ne yapayım o bilgiyi bugün…

 

Patateste de benzer bir serüven gerçekleşecek.

 

Şom ağızlı kehanetler yaptığımı düşünebilirsiniz; keyfiniz bilir. Ama söylüyorum; bir süre sonra Türkiye’de patates üretiminin kontrolünü yabancı sermayeli dev firmaların ele geçirdiğini; ürün piyasasının hakimi olduklarını; fiyatları belirlediklerini göreceksiniz. Sakın şaşırmayın, olur mu.

 

Çünkü bizim ölçemediğimiz bize ait değerleri; uydu teknolojileriyle, kuyumcu hassasiyetinde ölçebilen ve aynı titizlikle değerlendiren şirketler türedi. Bu bilgileri de astronomik fiyatlarla şirketlere satıyorlar.

 

Yani bizim üretemediğimiz yahut erişemediğimiz, bize ait istatistikleri adamlar Washington’da, Tokyo’da, Pekin’de, Moskova’da cayır cayır üretebiliyor.

 

Bizim Tarım İl Müdürlüklerimizden alamadığımız misal fide yahut fidan satış istatistiklerini, “fide yahut fidan dikim istatistiği” olarak fotoğraflardan elde ediyorlar. Üstelik sadece Türkiye rakamlarını değil; dünya rakamlarını biliyorlar.

 

Ona göre de öngörüde bulunuyor; ona göre hesap kitap yapıyor, strateji belirliyorlar ve kaybetmiyorlar.

 

Fiyatı, rekolteyi, arz beklentisini, talep beklentisini her türlü forkastı zamanında yapan birileri varsa, yapamayanları sömürecek.

 

Düzenin kuralı bu.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok