Antalya
20.06.2018
A

Tohumculuğu ve tarım sektöründeki ilişkili başka segmentleri çatısı altında toplayan odalar birliği benzeri bir yapı var; Türkiye Tohumcular Birliği TÜRKTOB.

 

Birlik çatısı altında 7 farklı iş kolu alt birlikler şeklinde örgütlenmiş. Fidancılar, süs bitkileri üreticileri, fideciler, tohum sanayicileri, dağıtıcıları, üreticileri, ıslahçılar; her biri tarımla ilgili ayrı bir sektörün sözcüsü ve belirleyici aktörü durumunda.

 

Zaman içinde sektörde çok daha fazla şeyi belirleyecek bir çatı örgütü. Yasayla kurulmuş bir birlik olmasıyla; beka sorunu da yaşamıyor.

 

Üstelik birlik faaliyetlerinin finansmanıyla ilgili bir sorun da yok. Birliğin kasası dolu.

 

Çünkü kurulduğu günden bu yana tohum sektöründe faaliyet göstermek isteyen bütün şirketler zorunlu olarak üye oluyor; aidat ödüyor. Üye olmazlarsa bu sektörde faaliyet gösteremiyorlar.

 

‰3 aidat ‰1’e düştü

 

Üye şirketler, bugüne kadar TÜRKTOB’a ciroları üzerinden ‰3 oranında aidat ödüyordu.

 

Bu oran birliğin kasasında muazzam bir kaynağın birikmesini sağladı.

 

Geçtiğimiz haftalarda bu oranın ‰1’e düşürüldüğünü öğrendik.

 

Çok uzun süredir sektörün beklediği ve talep ettiği bir gelişmeydi bu. Aidat oranı düşürülünce, TÜRKTOB’la ilgili birçok görüş de ortaya saçıldı. Herkes her şeyi en baştan tartışmaya açabileceğini düşündü ve olur olmadık her şeyi tartışmaya başladılar…

 

Biz bu tartışmaların çoğunu boş buluyoruz ama o kadar cahilce şeyler dile getiriliyor ki tenezzül etmek istemesek bile bazıları hakkında iki çift laf etmek şarttır diyoruz. Bunlardan biri TÜRKTOB’a üyeliğin zorunlu olmaktan çıkarılması talebidir.

 

Tek çare, örgütlenme!

 

Meslek ve sektör birliklerinde zorunlu üyelik ve üye sorumluluğu teşkil edecek düzenlemeler, o sektörü veya o meslek birliğini disipline etmenin yegane yoludur.

 

Zorunlu üyeliğin kaldırılması TÜRKTOB'u ya siyasi otoritenin güdümüne sokar ya da kanarya sevenler derneğine dönüştürür.

 

Merdiven altı firmalardan şikayet edilen ve devasa yabancı sermayeli şirketlerin postalları altında ezilmekten korkan tarım sektöründe, herhangi bir birlik için böyle bir öneriyi her koşulda yadırgarım. Yabancı sermayenin ezici rekabet gücü karşısında sektörü ancak bu tür birlikler koruyabilir.

 

Günün birinde yerli sermayeli tohum şirketlerini koruyalım deseniz elimizde bu örgütten başka hiçbir şey yok. Ne siyasi partiler (hepsinin ekonomi anlayışı ve programı belli) ne ekonomik gücünüz, ne kanunlarınız yeter; örgütlü olmanız ve örgütünüzün aktif çalışması gerekir.

 

O nedenle sektörde bir şeyleri değiştirmek isteyen herkesin, bu tür örgütlere katılması ve oralarda söz sahibi olacak pozisyonları kovalaması şarttır.

 

Zorunlu üyelik yoksa o örgüt, örgüt değildir

 

Sadece tarım sektörü değil; herhangi bir meslek birliğinde veya meslek odasında üyelik zorunlu değilse o birlik ya da oda hikayedir. Hiç bir işe yaramaz ve başkan vs. koltuklarında oturup kendine nüfuz devşirmeye çalışan birkaç kişi dışında hiç kimseye beş kuruşluk fayda üretemez.

 

Öte yandan, özellikle tohum sektöründe zorunlu üye olunan TÜRKTOB gibi bir yapı meselelerin çözümünde henüz arzu edilen sonuçları da yakalayamamıştır.

 

Bilhassa yabancı sermayeli şirketlerle yerli tohum firmalarının rekabeti hususu dikkat çekicidir. Tohum işi, stratejik önemi çok yüksek bir segment. Yerli firmaların süregiden kaygıları var. Bazılarını çok haklı bulduğumu da söylemek isterim.

 

Bu şirketlerimizden başarılı olanlar, bu kaygılarını aşmak için türlü türlü formüller icat ediyor. Yasaya dayalı kurulmuş olmak sektör örgütlerinin kabul görmesini sağlamaya elbette yetmez; üyelerin birlik otoritesini kabul etmesi gerekir.

 

TÜRKTOB bunca yıldır varlığını ve etkinliğini kanıtladı. Yerli kuruluşların yurt dışındaki faaliyetleriyle ilgili sorunları hızla çözmesi; önlerini açması bile birliğin benimsenmesini sağlamaya yeter. Birlik yurt dışında resmen 'devletlerle' uğraşıyor. Kolay bir iş değil.

 

Yurt içinde de aynı uğraşı göstermesi gerektiğine ve yerli sermayeyi koruyucu uygulamalar üzerinde çalışması gerektiğine inanıyorum.

 

Seçimden çıkarken seçim hazırlığına başlamak

 

TÜRKTOB’la ilgili tartışacaksak, birlik seçimlerinin periyodunu tartışalım! O kadar sık aralıklarla (iki yılda bir) yapılıyor ki, seçimden çıkan yönetim henüz icraat planlaması yaparken bile, gelecek seçim dönemiyle ilgili düşüncelerle dolu oluyor.

 

TÜRKTOB yönetimi seçildikten sonra mesela; 4 yıl kadar görevde kalsa, sektörle ilgili faaliyetlerinin çok farklı boyutlara çıkabileceğini düşünüyorum.

 

Birlik geliri olarak almakta oldukları ‰3 komisyon oranının ‰1'e düşürülmesinin; birliğin elde ettiği ekonomik gücün belli bir olgunluğa eriştiğinin işareti olarak okunmalıdır. Umarız bu gücü ulusal sermayeyi adil düzenlemelerle koruyacak politikalar için kullansın.

 

Yaklaşık 43 bin üyenin çoğu yerli sermaye şirketleri ve hepsinin temel beklentisi; kendi ülkelerinde dünya devi yabancı rakiplerinin gücü altında ezilmemek.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok